1. HABERLER

  2. EDEBİYAT DEFTERİ

  3. MAKALELER

  4. Turuncu voyvodanın 7 günü
Turuncu voyvodanın 7 günü

Turuncu voyvodanın 7 günü

MBS’ye acıyacak değiliz ancak bir devlet başkanının müttefik gördüğü başka bir devlet başkanına bu dili kullanması için diplomatik normların tamamen çökmüş olması gerekir.

A+A-

Nihal Bengisu Karaca - Haberturk

27 Mart 2026. Miami. Suudi Arabistan’ın finanse ettiği bir yatırım forumu. Salonda Suudi yatırımcılar oturuyor. Kürsüde Trump konuşuyor.

“MBS bana baktı ve dedi ki, bir yıl önce ölü bir ülkeydin, şimdi dünyanın en cazip ülkesisin. Kıçımı öpeceğini düşünmemişti. Bana iyi davranmak zorunda.”

Parayı Suud’dan alıp Suudi’u aşağılamak. Aynı salonda. Seyircilerinin önünde.

Bu cümlenin Muhammed Bin Salman’ı Trump’ın arka bölgesinin civarında çömelmiş gösteren yüzlerce yapay zeka videosuna sebep olacağını bile bile…

MBS’ye acıyacak değiliz ancak bir devlet başkanının müttefik gördüğü başka bir devlet başkanına bu dili kullanması için diplomatik normların tamamen çökmüş olması gerekir.

Ki çöktü.

SAVAŞ BORSASI

Ama rezillikler resmi geçidinde tek sorun bu değil.

Bir hafta önce, 23 Mart sabahı, borsanın açılışından tam iki saat önce Trump Truth Social’da büyük harflerle şunu yazdı: “İran ile çok iyi ve verimli görüşmeler yapıldı. Güç santrallerine saldırıları 5 gün erteliyorum.”

İran’ın yanıtı: “Hiçbir görüşme yapılmadı. Bu, piyasaları manipüle etmek için üretilmiş sahte haberdir.”

Dışişleri Bakanlığı da teyit etti: Ne doğrudan ne dolaylı hiçbir temas yok.

O açıklamadan 15 dakika önce biri 1,5 milyar dolarlık S&P — ABD’nin ana borsa endeksi — vadeli alımı yaptı, 192 milyon dolarlık petrol açığa satışı yaptı. Trump konuştu, borsa yüzde 2,5 fırladı, petrol 17 dolar düştü. 20 dakikada 100 milyon dolar. SEC — ABD Sermaye Piyasası Kurumu — henüz yorum yapmıyor.

Neden beş günlük süre? Çünkü enerji piyasaları o Cuma kapanıyor.

Müzakere var mı yok mu bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Açıklamanın zamanlaması tesadüf değildi. Bir savaş, bir borsa işlemi gibi yönetiliyor. Sözcük seçimi değil bu — tespit. Bir savaş spekülasyon ve manipülasyon için kullanılıyor hem de bir devlet başkanı tarafından.

Dünyanın kaderinin bu kadar yozlaşmış bu kadarpespaye niyetlere iliştirilmiş olması bugüne kadar bildiğimiz öğrendiğimiz her şeye saldırı.

YIĞINAK YAPARKEN MÜZAKERE, MÜZAKERE YAPARKEN YIĞINAK

30 Mart. Trump yeni tehditler: İran’ın elektrik santrallerini, petrol kuyularını ve “muhtemelen tüm tuzdan arındırma tesislerini” yok ederiz. Kharg Adası’nı işgal etmeyi düşündüğünü söylüyor: “Favorim İran’ın petrolünü almak olurdu” diyor. Aynı gün USS Tripoli — 3.500 Amerikan askeriyle — körfeze ulaşıyor.

Öte yandan ABD’nin en gelişmiş uçak gemisi USS Gerald R. Ford Mart ortasında Kızıldeniz’den konik bir resmi açıklamayla çekiliyor: Çamaşırhane yangını, muharebe ile ilgisi yok. 13 milyar dolarlık, tarihin en büyük nükleer uçak gemisi — çamaşırhane yangınıyla savaş bölgesini terk ederken İran hala kara harekatı ve tüm altyapısının yok edilmesi ile tehdit ediliyor. Ama masada müzakere de var.

İran ise savaşın 31. gününde hâlâ Hürmüz’u kapatıyor, Körfez ülkelerine füze yağdırıyor, kara invazyonuna hazır olduğunu ilan ediyor, Houthileri sahneye sürüyor.

Trump’ın bu tabloya yorumu şu: “49 İran liderini indirdik. Ülkeyi kimin yönettiğini bilmiyoruz artık. Onlar da bilmiyor. İşsizler kuyruğu gibi.”

“Rejim değişikliği başardık” diyen adamdan bir gaf daha yani. Kimin yönettiğini bilmiyorsan rejimi değiştirmiş olmuyorsun.

Müzakere masası kurulurken asker yığmak, ateşkes açıklarken hedef listesi büyütmek, “işsizler kuyruğu” dediğin ülkeyle müzakere ettiğini iddia etmek. Trump’ın kazandığı tek yarış “yağlı yediğimde benim rüyaların saçmalık seviyesi” reelsleri yarışı.

ABD artık küresel güvenlik sorunudur.

ÇİN’İN GÖLGE KAZANCI

ABD bütün bu gürültüyle uğraşırken Çin sessizce hesap yapıyor.

Söylemde “savaşı durdurun” diyor. Pratikte İran’a uydu istihbaratı sağlıyor ve füze navigasyon sistemleri için Beidou’yu — ABD’nin GPS’inin Çin yapımı muadili — devreye sokuyor. BM Güvenlik Konseyi’nde kınamayı veto ediyor. Körfez ülkeleriyle enerji bağımlılıklarını çeşitlendiriyor. 25 yıllık İran anlaşmasıyla petrolü indirimli alıyor. ABD’nin Körfez’deki operasyonel oyun kitabını gerçek zamanlı izliyor — Tayvan senaryosu için not alıyor.

PIIE — Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü — şu soruyu soruyor: “Çin bu savaşı neden durdursun? ABD pahalı bir bataklığa saplanıyor, yükselen petrol fiyatları Rusya’yı kurtarıyor, Pekin hem enerji ucuzluğundan hem ABD’nin stratejik yorgunluğundan kazanıyor.”

Körfez bu tabloyu görüyor. Suudi Arabistan ve BAE, güvenlik garantisi diye sunulan ABD üslerinin kendilerini hedef haline getirdiğini anlamıştır.

Bu farkındalık körfezi Çin ile daha yakın çalışmaya iter. BAE İsrail ekseninde daha derine gömülü. Ama Suudi Arabistan farklı bir hesap yapabilir ve yapmalıdır.

REJİM DEĞİŞİMİ EVDE BAŞLAR

28 Mart 2026’ya gidelim.

ABD tarihinin en büyük tek günlük protestosu. 9 milyon insanı, 50 eyalette, 3.300’den fazla noktada sokaklara döktü.

New York’ta Robert De Niro yürüyüşe öncülük etti: “Hayatımızda hiçbir başkan bu kadar varoluşsal tehdit oluşturmadı. Durdurulması lazım, şimdi.”

Washington’daki kalabalığın taşıdığı pankartlardan biri şunu yazıyordu: “Regime change begins at home.”

Rejim değişikliği evde başlar.

Trump İran’da rejim değiştirdiğini ilan ederken, kendi halkı ona şunu söylüyor: Sen dışarıda rejim değiştirmeye uğraşırken biz önce burada senin kurduğun rejimi değiştireceğiz.

Beyaz Saray ‘ terapi seansları’ diyerek küçümsedi ama bakmayın, sarayının kalabalıklarca çevrilmesi her voyvodanın kabusudur.

MUHAREBELERİN HEPSİNİ KAZANSA DA SAVAŞI KAYBETTİ

ABD ve İsrail askeri olarak İran’ı yenebilir. 9.000 hedef vuruldu, Hamaney öldürüldü, Laricani öldürüldü, komuta zinciri büyük ölçüde tasfiye edildi. Bu askeri gerçek tartışılmaz.

Ama “yenmek” ve “kazanmak” aynı şey değil.

İran bir ayda bütün bunlara rağmen Hürmüz’u kapatıyor. Dünya petrol fiyatları rekora koşuyor. Avustralya toplu taşımayı ücretsiz yapıyor yakıt krizini yönetmek için. Çin yeni enerji rotaları çiziyor. Körfez güvenlik mimarisini sorgular hale geldi. Ve ABD’nin kural koyucu otoritesi kalıcı hasar gördü.

İran’ın kapasitesinin bu kadar hafife alınmış olması, muhalefetin isyan edeceğine güvenmek gibi yanlış hesaplar, gülünç derecede basit hatalar, çocukların okullarına bomba yağdırmalar…

Tüm dünya izliyor, Çin oyun kuruyor, küresel güney not alıyor, Körfez ise bugün yarın yeni arayışlar peşine düşebilir.

Her şeyden önemlisi bir ülke dışarıda kural koyucu olmak isterken içeride 9 milyon insanın “No Kings” diye bağırdığı sokaklarla karşılaşıyorsa ve buna “terapi seansı” diyorsa taht çoktan devrilmiş demektir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.