1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. Savcı Öz: Sezen biz Kürtçe öğrenmeliyiz
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Savcı Öz: Sezen biz Kürtçe öğrenmeliyiz

A+A-

1960’lar Türkiye’sindeyiz. Egeli bir ailenin çocuğu olarak Elazığ’a geçici görevle atanan Cumhuriyet savcısı Doğan Öz, kendisi gibi hukukçu olan eşi Sezen Öz’e bir öneride bulunur: “Sezen biz Kürtçe öğrenmeliyiz.” Mesleklerini icra ettikleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki insanların önemli bir kısmının ana dili Kürtçe olduğu için, Kürtçe öğrenmeye ihtiyaç duydular… Ama o tarihlerde devletin tavrı netti: “Kürtçe konuşmak suçtur.” Doğan Öz bu anlamsız yasağı hiçbir zaman kabullenmedi. Kürtçeden başka dil bilmeyen insanlar, o yıllarda devletin ve ağalığın baskısı altındaydı. Meslektaşları Avukat Osman Aydın’dan, Kürtçe dersi almaya başladılar. Ancak Osman Aydın’ın bir vesileyle yurt dışına gitmesi, Kürtçe eğitimlerinin yarım kalmasına yol açtı. Çiftin üçüncü çocuklarının adı, Bengi Heval oldu. 1960’ları bizim kuşak yasaklarla yaşadı. Meydanlarda türkü söylemek bir yana, Kürt sözcüğünü kullanmak bile bazen ağır cezaları göze almayı gerektirebiliyordu. Hafta sonu tüm Türkiye’de Nevruz Bayramı’nı kutladık.

Özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde, yüzbinler, meydanları doldurdu. Kürtçe konuşmalar yapıldı. Kürtçe türküler söylendi. Televizyonlar, devlet televizyonu dahil, Kürtçe yayınlar yaptı. Kürtçe yasağını hiçbir zaman kabul etmeyen Doğan Öz, ülkemizin öncü aydınlarındandı. Hakkın ve adaletin savunucusu oldu. O yüzden başı dertten kurtulmadı. 1960’lar Türkiye’sinde bir savcının görev yaptığı yörenin insanlarının “yasaklı” dilini öğrenmek istemesi, derin bir insan hakları duyarlılığını ifade eder. Kürtçe yasakken, savcı Doğan Öz, bu dili öğrenmeyi gerekli gördü. Çünkü o bir hukukçuydu. Anadilin bir hak olduğuna inanan bir hukukçu. Doğan Öz’ü bundan 48 yıl önce 24 Mart 1978’de Ankara’da evinin önünde vurdular. Eşi Hakim Sezen Öz ve çocukları o gün bugündür adalet arıyorlar. Aslında 1978 yılında suikast sonrasında sanık yakalandı.

Suçunu itiraf etti. Mahkeme sanığı idama mahkum etti. Dosya, Askeri Yargıtay’a gitti. Karar orada onandı. Askeri Yargıtay Başsavcılığı, daha önce onanmasını istediği karara itiraz etti. Dosya yeniden görüldü. Askeri Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu, 8’e karşı 7 oyla, kararı bozdu. İdam kararını veren mahkeme, dosyaya şu satırları düştü: “Sanığın eyleminin sübuta erdiği hususunda mahkeme heyetinde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur. Sanığın eylemi taammüden adam öldürmek olarak değerlendirilmiştir.” Sonuç olarak, ancak Kafka romanlarında görülebilecek bir durum, Türkiye’de gerçeğe dönüştü. Mahkeme, suikast gerçekleştirdiği noktasında tam bir vicdani kanaate vardığı katil zanlısının, beraatine karar verdi. Sezen Öz, gerçeğin bir gün ortaya çıkacağına dair umudunu koruyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar