1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Dünyayı sarsacak iddia: Netanyahu, Trump'ı nükleer saldırıya zorluyor
Dünyayı sarsacak iddia: Netanyahu, Trump'ı nükleer saldırıya zorluyor

Dünyayı sarsacak iddia: Netanyahu, Trump'ı nükleer saldırıya zorluyor

.

A+A-

ABD'li gazeteci Tucker Carlson, Netanyahu'nun Trump'a İran'a nükleer silahla saldırması için yoğun baskı yaptığını ileri sürdü. Hedefin İran'ın Natanz yakınlarındaki yer altı nükleer tesisi Pickaxe Dağı olduğunu savunan Carlson, Trump'ın 7 Kasım'a kadar nükleer silah kullanılıp kullanılmayacağına karar verebileceğini iddia etti. Netanyahu'nun Trump'ı her gün aradığını öne süren Carlson, ABD yönetiminde savaş yanlıları ile diplomatik çözüm isteyenler arasında görüş ayrılığı bulunduğunu belirtti.

ABD ile İran arasında yeni bir askeri çatışma ihtimalinin güçlendiği ve Katar'ın arabuluculuğunda diplomatik temasların sürdüğü dönemde, Amerikalı gazeteci Tucker Carlson'dan nükleer savaş ihtimaline ilişkin dikkat çekici bir açıklama geldi. Carlson, 2 Kasım'da X hesabından yayımladığı uzun mesajda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ı İran'a nükleer saldırı düzenlemeye ikna etmeye çalıştığını iddia etti.

ABD yönetiminin önümüzdeki günlerde bu yönde karar alabileceğini ileri süren Carlson, olası saldırının yalnızca İran'ı değil bütün dünyayı etkileyecek sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

"NETANYAHU, TRUMP'I HER GÜN ARIYOR"

Carlson, paylaşımına Trump yönetiminin Netanyahu'nun baskısıyla İran'a yönelik bir nükleer saldırının eşiğine gelmiş olabileceğini öne sürerek başladı. Hedefin İran'ın merkezinde, Natanz nükleer tesisinin yakınında bulunan ve Pickaxe Mountain olarak bilinen dağın altındaki tesis olduğunu iddia etti.

İsrail istihbaratının İran'ın burada uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yeniden başlattığını ileri sürdüğünü belirten Carlson, tesisin yaklaşık 90 metre kalınlığındaki granit kaya tabakasının altında bulunduğunu savundu.

ABD'nin geleneksel silahlarının bu derinlikteki tünelleri imha edemeyeceğini öne süren Carlson, bu nedenle nükleer saldırı seçeneğinin gündeme geldiğini iddia etti.

Carlson, ismini açıklamadığı konuya yakın bir kaynağın Netanyahu'nun Trump'ı ikna etmek amacıyla her gün telefon görüşmesi yaptığını söylediğini aktardı.

"TRUMP 7 KASIM'A KADAR KARAR VEREBİLİR"

Carlson'ın paylaşımındaki en dikkat çekici iddia, nükleer saldırı kararına ilişkin verdiği tarih oldu. ABD yönetiminin içindeki gelişmeleri takip ettiğini belirttiği kaynaklara dayanan Carlson, Trump'ın gelecek hafta sonuna kadar kararını verebileceğini ileri sürdü. Carlson, kritik tarih olarak 7 Kasım 2026 Cumartesi gününü işaret etti.

Trump'ın henüz karar vermediğini ve askeri seçenek konusunda tereddüt yaşadığını savunan Carlson, ABD Başkanının diplomatik çözümü destekleyen isimlerin görüşlerini de dinlediğini belirtti.

NETANYAHU'NUN SEÇİM ÇIKMAZI: "BU SAVAŞA İHTİYACI VAR"

Carlson, Netanyahu'nun İran'a yönelik yeni saldırı isteğini İsrail'de 27 Ekim'de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin sonuçlarıyla da ilişkilendirdi. Netanyahu'nun seçimlerin ardından yeni hükümeti kurabilecek çoğunluğa ulaşamadığını hatırlatan Carlson, İsrail Başbakanının siyasi geleceğini korumak için Trump'ın desteğine ihtiyaç duyduğunu savundu.

Carlson'a göre Netanyahu, ABD Başkanı doğrudan müdahale ederek diğer partilerle uzlaşma sağlamadığı takdirde 120 sandalyeli Knesset'te hükümet kurmak için gereken 61 milletvekiline ulaşamayacak.

Netanyahu'nun iktidardan ayrılması halinde yolsuzluk davaları ve siyasi soruşturmalarla karşı karşıya kalacağını öne süren Carlson, İsrail Başbakanının savaşı sürdürmekte kişisel siyasi çıkarı bulunduğunu iddia etti.

İsrail'deki 27 Ekim seçimlerinde Netanyahu'yu destekleyen partiler toplam 53 sandalye kazanmış, karşı blok 48, Arap partileri ise 19 sandalye elde etmişti. Hiçbir blok tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadı.

"HEGSETH VE CENTCOM KOMUTANI SALDIRIYI DESTEKLİYOR"

Carlson, Trump yönetiminde İran'a yönelik askeri harekât konusunda ciddi görüş ayrılıkları yaşandığını da ileri sürdü. İsrail Başbakanının ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper üzerinde etkili olduğunu savunan Carlson, iki ismin de diplomatik uzlaşmaya karşı çıkarak geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılmasını istediğini iddia etti.

Carlson, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve CIA Direktörü John Ratcliffe'ın da Netanyahu'nun yaklaşımına yakın durduğunu öne sürdü.

Carlson'ın üst düzey Amerikan yetkililerinin nükleer silah kullanımı konusundaki tutumlarına ilişkin iddiaları henüz bağımsız olarak doğrulanmadı.

VANCE VE WITKOFF'UN DİPLOMASİDEN YANA OLDUĞUNU SÖYLEDİ

Carlson'a göre Trump yönetimindeki diğer kanat ise İran ile anlaşma yapılmasından yana. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff'un askeri harekât yerine müzakereleri savunduğunu belirten Carlson, Trump'ın şu aşamada bu iki ismi dinlediğini ileri sürdü.

Carlson, İran yönetiminin de yeni bir savaş istemediğini savunarak diplomatik anlaşmanın mümkün olduğunu belirtti.

Katar'ın başkenti Doha'da yürütülen temasların sonuç vermesinin kolay olmayacağını kabul eden Carlson, buna rağmen müzakerelerin sürdürülmesinin nükleer çatışma riskini ortadan kaldırabilecek bir seçenek olduğunu ifade etti.

ABD VE İSRAİL'İN YENİ SALDIRI HAZIRLIĞI HABERLERİ GÜNDEMDE

Carlson'ın açıklaması, Washington ile Tel Aviv arasında İran'a yönelik yeni operasyon konusunda görüşmeler yapıldığına ilişkin haberlerin ardından geldi. Axios'un 1 Kasım'da Amerikalı ve İsrailli kaynaklara dayandırdığı haberine göre Trump ile Netanyahu, 31 Ekim'de telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Haberde Netanyahu'nun, ABD'de 3 Kasım'da yapılacak ara seçimlerin hemen ardından İran'a yeniden saldırılmasını istediği belirtildi.

Trump'ın ise müzakerelerin sonuç verip vermeyeceğini görmek istediği ve şimdilik diplomasiye öncelik tanıdığı aktarıldı.

İki liderin yeni askeri harekât konusunu görüştüğüne ilişkin haberler, Carlson'ın Netanyahu'nun baskı yaptığı yönündeki açıklamasıyla örtüşüyor. Ancak bu haberlerde nükleer silah kullanılması yönünde alınmış bir karar ya da Netanyahu'nun böyle bir silah kullanılmasını açıkça talep ettiğine ilişkin doğrulanmış bilgi bulunmuyor.

TRUMP 16 EKİM'DE "NÜKLEER SİLAH KULLANMAM" DEMİŞTİ

Carlson'ın iddialarına karşılık Trump, kısa süre önce İran'a karşı nükleer silah kullanılması ihtimalini açıkça reddetmişti. ABD Başkanı, 16 Ekim'de Newsmax'e verdiği röportajda Pickaxe Dağı'ndaki tesise saldırılmasının gündemde olduğunu belirtmiş, ancak bunun için nükleer silaha ihtiyaç bulunmadığını söylemişti.

Trump, nükleer silah kullanıp kullanmayacağına ilişkin soruya, "Nükleer silah kullanmam. Buna ihtiyacımız yok" yanıtını vermişti.

Trump, ABD'nin geleneksel silahlarla da İran'ın yer altındaki tesislerini hedef alabileceğini savunmuştu.

Ancak ABD Başkanı 1 Kasım'da yaptığı açıklamalarda Pickaxe Dağı'nın hâlâ olası hedefler arasında bulunduğunu yineledi.

PICKAXE DAĞI'NDA GERÇEKTEN NÜKLEER FAALİYET VAR MI?

İran'ın Natanz nükleer kompleksinin yakınında bulunan Pickaxe Dağı, son yıllarda yoğun biçimde inşa edilen yer altı tesisleri nedeniyle ABD ve İsrail'in yakın takibinde. Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), 9 Eylül 2026'da yayımladığı uydu görüntüsü analizinde bölgede inşaat faaliyetlerinin belirgin biçimde hızlandığını bildirmişti.

Araştırmada tesisin girişlerinin güçlendirildiği, yol ağının yenilendiği ve yer altı yapısının tahkim edildiği belirtilmişti.

Bununla birlikte CSIS, uydu görüntülerinin İran'ın tesise santrifüj taşıdığı yönündeki İsrail istihbarat iddialarını doğrulamadığını vurgulamıştı.

Analize göre tesisin henüz uranyum zenginleştirme faaliyeti yürütmeye hazır olmayabileceğine işaret eden bulgular bulunuyor.

Tesisin derinliği de kesin olarak bilinmiyor. Bazı açık kaynak tahminleri yapının 80-100 metre derinlikte olduğunu ileri sürse de bu rakam bağımsız olarak doğrulanmış değil.

"NÜKLEER SALDIRI KÖRFEZ'İ RADYOAKTİF KİRLİLİĞE SÜRÜKLEYEBİLİR"

Carlson, nükleer saldırı ihtimalinin yalnızca İran'daki askeri hedeflerle sınırlı kalmayacak sonuçlar doğurabileceğini savundu. Yer altındaki tesisin nükleer silahla vurulmasının geniş çaplı radyoaktif serpintiye neden olabileceğini belirten Carlson, bunun Basra Körfezi çevresinde yaşayan milyonlarca insanın su kaynaklarını tehdit edebileceği uyarısında bulundu.

Carlson, İran'daki savaşın Körfez ülkelerinin ekonomilerini, dünya enerji ticaretini ve gübre piyasalarını zaten ağır biçimde etkilediğini savundu.

Ekim ayında Hürmüz Boğazı çevresinde 11 büyük petrol tankerinin ciddi hasar aldığını ileri süren Carlson, nükleer saldırının küresel ekonomik krizi daha da derinleştirebileceğini belirtti.

Carlson'ın ileri sürdüğü can kaybı ve radyoaktif serpinti senaryoları belirli bir saldırı planına ilişkin doğrulanmış teknik değerlendirmeler değil, olası sonuçlara yönelik uyarılar niteliğinde.

"İLK NÜKLEER SALDIRIDAN SONRA ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI KAÇINILMAZ"

Carlson, paylaşımının son bölümünde nükleer silah kullanımının uluslararası güvenlik düzenini tamamen değiştirebileceğini savundu. ABD'nin İran'a yönelik nükleer saldırısının başka ülkelerin de nükleer silah kullanmasının önünü açabileceği uyarısında bulunan Carlson, Rusya, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore'nin benzer adımlar atabileceğini ileri sürdü.

Carlson, böyle bir gelişmenin Üçüncü Dünya Savaşı'na yol açacağını savunarak dünya kamuoyuna harekete geçme çağrısında bulundu.

Milyonlarca insanın yaşamını etkileyebilecek kararların dar bir siyasi ve askeri çevrede tartışıldığını söyleyen Carlson, uluslararası kamuoyunun yeni bir nükleer savaş ihtimaline karşı sesini yükseltmesi gerektiğini belirtti.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.