1. YAZARLAR

  2. Nasuhi Güngör

  3. Tom Barrack'ın yeni dönemi
Nasuhi Güngör

Nasuhi Güngör

Tom Barrack'ın yeni dönemi

A+A-

ABD Başkanı Trump, Tom Barrack’ın görev alanının Irak’ı da kapsayacak şekilde genişletildiğini ilan etti. Ülkemizdeki büyükelçilik görevi de devam ediyor.

Önce bir alıntı. 24 Nisan 2026 tarihinde bu köşede şu değerlendirmeyi yapmıştım:

“Söylediği her şey tartışma konusu olsa da, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın tarz ve yaklaşımlarının mevcut yönetimden farklı olduğunu düşünüyorum. 1900’lerin başında ABD’ye göç eden Lübnanlı Hıristiyan bir aileden gelmesine, iş adamlığının getirdiği pragmatizm eklenince böyle bir fark ortaya çıkıyor. Bir büyük politik ayrışmadan söz etmediğimi de buraya not edeyim.

Bir coğrafyayı tanımak, geçmişinden ve sosyolojisinden haberdar olmak. Kuvvetle muhtemel Barrack’ın bugün bulunduğu pozisyona atanmasının perde arkasında bu fark olmalı. Savaş ve çatışmalar sonrası ortaya çıkacak dönemde rolünün daha fazla öne çıkacağını öngörebiliriz.”

İRAN SAVAŞI BİTTİ Mİ?

ABD-İran savaşının bittiğini söyleyemeyiz elbette. Ancak bu saatten sonra ilk 37 günde olduğu gibi devam etme ihtimali de çok zayıf. Bu nedenle savaş sonrası dönemin başlamak üzere olduğunu söyleyebiliriz. Yukarıdaki alıntıda ifade ettiğim gibi Barrack profilinin bu dönemdeki rolü daha fazla olacak. Sorumluluk alanına resmî olarak Irak eklenmiş olsa da, Lübnan’ın da bu denklemde olduğunu hepimiz biliyoruz.

KESKİN VE DUYGUSALLIKTAN UZAK

Tom Barrack, bölgeye dair söyledikleriyle İsrail dahil pek çok ülkenin tepkisini almış bir isim. Sıradan görünmeyi tercih ediyor. Ancak bölgeye ve özellikle yakın geleceğe dair söyledikleri sıradanlığın ötesinde. Keskin, duygusallıktan uzak ve net.

20 Ocak 2026’da yaptığı açıklamada, ABD yönetiminden “özerk bir yapı olma” yönünde destek bekleyen SDG’ye şunları söylemişti:

“Suriye'deki Kürtler için en büyük fırsat, Esad sonrası geçiş döneminde Ahmed Şara liderliğindeki yeni hükümete dahil olmaktadır. Bu, vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon yolunu sunuyor; bu haklar, Beşar el-Esad rejimi altında uzun süre reddedilmişti ve birçok Kürt devletsizlik, dil kısıtlamaları ve sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya kalmıştı."

Bu sözlerin o dönem özellikle SDG ve bazı Kürt gruplar tarafından “ihanet” suçlamasıyla muhatap olduğunu da hatırlatalım. Ancak aldığı sonuç ortada. Suriye’de entegrasyon süreci devam ediyor.

İRAN OYUNDA KALDI

İran’a yönelik saldırının ardından bölgemizde değişen dengelerin ardından, yeni bir “bölgesel düzen” kurulacağı yönündeki tartışmalar hala çok sıcak. Üstelik 2025 Haziran savaşının ardından “İran'ın oyun dışı kalacağı”nı bekleyenler başta olmak üzere, hemen herkesi yanıltan bir sonuçla karşı karşıyayız. İran oyunda kaldı ve bunun ne anlama geldiğini daha tartışmaya başlamadık bile.

TÜRKİYE’NİN ETKİ ALANLARI

Barrack’ın görev alanının değiştirilmesine tekrar dönersek, burada birkaç ana dinamikten söz edebiliriz. ABD açısından Türkiye, Suriye ve Irak hattındaki gelişmelerin ortak bir ana başlık altında ele alındığına dikkat çekebiliriz öncelikle. Peşinen söyleyeyim, bu Türkiye’nin önemsizleştirilmesini ifade eden bir yaklaşım değil. Aksine diğer iki ülkeyi domine etme kabiliyetine işaret eden bir çerçeve.

ABD yönetiminin pek çok başlıkta ve sorunda Türkiye ile birlikte çalışmak istediğinin de yansıması. Suriye’deki dengeler, entegrasyon süreci, Irak’taki İran nüfusu, enerji koridorları, Kalkınma Yolu gibi stratejik hamleler ve toplamda bu üç ülkenin bir güvenlik hattını oluşturması.

SORUNLARI YÖNETMEK

Görev alanına Irak’ın eklenmesi meselesi, enerji ve stratejik koridorlar kadar, İran’ın Bağdat üzerindeki etkinliğinin yönetilmesi anlamına geliyor. Altını çizelim, “yönetilmesi”. Barrack’ın Lübnan gerçeğinde Hizbullah’ın rolüne dair sözlerini hatırlarsak, sorunları yok etmek gibi hedefleri değil, yönetilebilir hale getirmeyi tercih ettiğini görebiliriz. “Suriye bölünmemeli, yeni bir Sykes-Picot istemiyoruz ve Türkiye, Körfez ülkeleri ve bölge aktörleriyle birlikte çalışmalıyız” dediğini de tekrar not edelim.

İran savaşı sonrası dönem, ABD açısından yeni tanımları ve arayışları beraberinde getirecek. Kolayca ve hızlıca yenileceği öngörülen Tahran’ın direnci, elbette herkesin hesaplarını etkiledi. Lübnan-Suriye-Irak hattında bu yeni durumu ve arayışları yönetmek için Tom Barrack’ın seçilmesi şaşırtıcı değil.

YENİ TAHRAN

Savaşı değil, ekonomik ve siyasi entegrasyonu önceleyen tarzıyla Tahran’daki “yeni yönetim”le coğrafyanın muhtelif alanlarında uzlaşmanın yollarını arayacaktır.

Evet, “yeni yönetim”. Ayrıca evet “uzlaşma”.

Haziran’dan bu yana devam eden gelişmeler, İran’ın direnme kapasitesine işaret ettiği kadar, “değişim” kabiliyetini de ortaya çıkardı. Bunu henüz görmüyoruz, tartışmıyoruz. Çünkü ne yazık ki anlamaktan çok uzağız. Orada artık yeni bir yönetim şekilleniyor.

Rakibinizi yenemiyorsanız, mevcudu korumak için yeni yollar ve o yolları açacak yeni aktörler ararsınız.

Tom Barrack profili bunu temsil ediyor. Pragmatizm ve gerçekçilik. Tüm bunların bizi ne kadar yakından ilgilendirdiğini tekrar etmek lüzumsuz olsa gerek.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar