Mutlak butlan, mutlak kavga mı?
21 Mayıs 2026 Perşembe günü, siyasi tarihimizde benzeri olmayan bir gelişmeye tanık olduk. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında "mutlak butlan" kararı verdi.
Başka bir ifadeyle, tam ya da kesin hükümsüz olduğunu ilan etti.
Böylece Kasım 2023 kurultayı sonrası Özgür Özel’le birlikte ortaya çıkan parti yönetimini, tüzük değişikliklerini ve devamında gerçekleşen kurultayları "yok hükmünde" kabul etti. Bunun sonucunda parti, hukuk önünde 4-5 Kasım 2023 kurultay öncesi döneme dönmüş oldu.
ÇOK KRİTİK BİR KARAR
Mutlak butlan kararı, hiç kuşkusuz siyaseten çok büyük sonuçlar üretmeye aday bir gelişme. CHP’nin Kasım 2023 itibarıyla görevde olan yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırıldı. Yerine Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönem varolan yönetim organları iade edildi. Elbette hukuki anlamda bu karar kesin değil. Yargıtay yolu açık. Ancak her durumda artık hukuki ve siyasi sonuçları itibarıyla CHP’yi hayli sıkıntılı günler bekliyor.
Mahkeme kararının getirdiği düzenlemeye göre Kılıçdaroğlu ve ekibi kaldığı yerden devam edecek. Ancak Özgür Özel ve yönetimi açısından bu durum kabul edilemez görülüyor. Ayrıca hukuk dışı ve gayrı meşru olarak tanımlanıyor.
Türkiye’de artık mutlak butlan tanımı sadece siyasetçilerin ya da hukukçuların değil, toplumun her kesiminin dikkatini çeker hale gelmişti. Hukuken, “başından itibaren geçersizlik” ifade eden bu kavram; son kararla birlikte Kasım 2023 tarihinden itibaren alınan kararlar, atılan imzalar dahil her şeyi tartışmalı hale getirebilir. Mesela harcamaları, üyelikleri, daha da önemlisi belediye başkan adaylıklarına dair partinin aldığı kararları da hukuken kuşkulu ya da tartışmalı kılabilir.
ÖZEL VE YÖNETİMİ TEPKİLİ
Kuşkusuz Özgür Özel ve parti yönetimi çıkan karara son derece tepkili. Sürecin tekrar Kılıçdaroğlu tarafından yönetilecek olmasını ahlaki ve meşru bulmadıklarını ifade ediyorlar. Peki bu karar ve ortaya çıkacak yeni süreçler, parti içinde büyük bir iktidar savaşına doğru gider mi?
Aslında bu sorunun şöyle bir cevabı var. Bu kavga zaten mahkeme süreçleri başladığı andan itibaren devam ediyordu. Mahkeme kararının açıklanması, bu çatışma ya da rekabeti artık dönülmez bir aşamaya getirebilir. Asıl önemlisi bu.
KILIÇDAROĞLU SAKİN AMA İŞİ ZOR
Kılıçdaroğlu kararın ilk anından itibaren sakin ve kuşatıcı mesajlar verdi. Mahkemenin kendi lehine sonuçlanmış olmasının, yola devam etmesi ve kitlesel destek kazanması için yeterli olmayacağının farkında. O yüzden olabildiğince geniş bir kitleye seslenmek ve partiyi elinde tutabilmek için toplumsal destek ve rıza üretmek zorunda.
Kılıçdaroğlu’nun işi hiç kolay değil. Şaibe iddialarının ardından mahkeme salonlarına taşınan Kasım 2023 kurultayından sonra, Özgür Özel gerçekleşen kurultaylarda geniş bir delege desteğiyle yeniden kazandı.
Ancak bu “yeniden” olma hali, kurultayla ilgili hukuki süreçleri kendi lehine etkilemedi. Asliye Hukuk mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının ardından, davanın bir üst mahkemeye, yani istinafa gitmesini yeterince önemsemedi Özel ve ekibi. Ne zamana kadar? Ankara’da son haftalarda yoğunlaşan “mutlak butlan kararı çıkacak” kulisi ortaya çıkıncaya kadar.
CHP ARTIK FARKINDAYDI
Özellikle son iki haftada Ankara’da pek çok meslektaşımın hissiyatı aynı yöndeydi. Mutlak butlan kararının eli kulağında. Eh, bizim hissiyatla gördüklerimizi CHP yönetiminin görmeme ve bilmeme ihtimali elbette yok. Hele son birkaç günde artık kararın çıkacağından emin olduklarını söyleyebilirim.
Peki Özel ve ekibinin bu haline rağmen, tekrar genel başkan koltuğuna oturacak olan Kılıçdaroğlu’nun işi neden zor?
Birincisi, 2023 seçimlerini kaybetti. Bu durum onun açısından siyasi final gibi bir tablo ortaya çıkardı. İkincisi, Özgür Özel 2024 yerel seçimlerinde partisinin birinci olarak çıkma başarısına imza attı. Bu durum Özel’i yenilikçi ve değişimci tanımına yerleştirirken, eski genel başkanı kaybedenler kulübünün ilk sırasına yazdı.
Üçüncüsü, kuşkusuz mahkeme kararıyla dönüyor olmanın getirdiği ciddi handikaplar var. Parti tabanında ve kamuoyunda bunun getireceği olumsuz algıyla başa çıkmak zorunda.
GİT TORUN SEV!
Ancak bu zorlukların yanına şunları not etmezsek tablo doğru yansıtılmamış olur. Kendisini siyaseten emekliye sevk etmek isteyenlere ve git torun sev diyenlere rağmen Kılıçdaroğlu oyundan düşmedi. Parti içinde belli bir grubu yanında tutmayı başardı. Açıkçası partideki rakiplerinin ve yeni yönetimin beklemediği bir durumdu bu.
Kendisinin süreçte mahkeme kararından önce verdiği “arınma” mesajının anahtar olacağını düşünüyorum. Öncelikle ilçe ve il kongrelerini yenilemek ve oradan yeni bir kurultaya giden yolu aralamak. Özel yönetiminin istediği gibi bunu kısa sürede, sözgelimi birkaç ay içinde yapmaya yönelik bir yol haritası olduğunu sanmıyorum.
Dahası öğrendiğim kadarıyla yapacağı ilk işlerden biri, özellikle belediye yönetimlerini denetleyen bir mekanizma kurmak olacak.
YENİLİKÇİ AMA
Kendisini değişimci ve yenilikçi olarak tanımlayan Özgür Özel ve ekibinin, son iki yılda izlediği stratejinin kazançtan çok kayıplar getirdiğini, mesela Ekrem İmamoğlu’nu aday yapma ısrarının bunda önemli bir payı olduğunu düşünüyor Kılıçdaroğlu. Beklenmedik bir yol haritasıyla hareket edebilir mi? Mesela partiyi sıkışıp kaldığı seçeneksizlikten çıkarıp, bir “üçüncü yol” kulvarına sokabilir mi? Ortaya çıkaracağı bir uzlaşma zemini, kendi etrafındaki güç halesini daha da büyütebilir mi? Bekleyip göreceğiz.
Öte yandan şunu unutmayalım. Kılıçdaroğlu’nun zorluklarını sayarken, Özel’in önünde güllük gülistanlık bir yol olduğunu söylemek siyasi gerçeklikten fazlasıyla uzak olur.
Bunları konuşacağız ve tartışacağız. Türkiye siyasetinde yeni bir döneme girdiğimiz gerçeğini gözden kaçırmadan elbette.


