1. YAZARLAR

  2. Cemile Bayraktar

  3. Kürtler ve Filistinliler
Cemile Bayraktar

Cemile Bayraktar

Kürtler ve Filistinliler

A+A-

Kürtler derken kimi kastediyoruz? PKK’yı mı, SDG’yi mi, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni mi, DEM Parti’yi mi, İmralı’yı mı, AK Parti ya da CHP’ye oy veren Kürtleri mi, HÜDA-Par’ı mı, Avrupa’daki Kürt diasporasını mı? Dindar Kürtleri mi, seküler Kürtleri mi?

Elips Haber'de yer alan habere göre, Görüldüğü üzere Kürtler yekpare bir halk değil, dindarı, seküleri, milliyetçisi, ümmetçisi… farklı dünya görüşlerine sahip olanları var. Hatta kendi içlerinde birbirleri ile kanlı bıçaklı olanlar var.

Filistinliler derken kimi kastediyoruz? Filistin yönetimini mi, HAMAS’ı mı, HAMAS içerisindeki İran ile yakın olan liderleri mi? Yoksa HAMAS içerisindeki Arap-İslam dünyası ile yakın olanları mı? Seküler Filistinlileri mi, dindar Filistinlileri mi, Arap milliyetçisi Filistinlileri mi yoksa ümmetçi Filistinlileri mi?

Görüldüğü üzere Filistinliler yekpare bir halk değil, dindarı, seküleri, milliyetçisi, ümmetçisi… farklı dünya görüşlerine sahip olanları var. Hatta birbirleri ile kanlı bıçaklı olanlar var.

Kürtler ve Filistinliler, yaşadıkları tecrübeler açısından aynı değiller, lider figürleri, siyasi hareketleri aynı değil ancak aynı oldukları bir konu var: ezilmiş halklar olmaları, buradan hareketle birbirlerini en azından bazı konularda anlamaları gerektiğini düşünüyoruz ancak öyle olmuyor. Çünkü beklenti içinde olunan kişilerin, kendilerinden bir şey beklenemeyecek kadar zor durumda olduklarını göremiyoruz. Ya da zulme uğradıkları için her daim zalimin karşısında olacaklarını zannediyoruz ama öyle de olmuyor.

Kürtler ve Filistinlilerin, tek bir siyasi, ruhani lideri yok, Abdullah Öcalan’ı lider kabul edeni de var son çözüm süreci nedeniyle eleştireni de hatta APO’nun MİT elemanı olduğunu iddia edeni de… ya da Filistinlilerin bir Filistin yönetimi bir de Gazze’deki HAMAS yönetimi var, hatta sen Türkiye’den HAMAS’ı meşru yönetim kabul ediyorken Filistin yönetimi, Mahmud Abbas HAMAS’ı meşru kabul etmiyor, HAMAS’a terörist diyen Filistinliler dahi var. Bu minvalde de Filistinliler ve Kürtler benzer olabiliyor. Aynı zamanda spesifik olarak yönetici kadrolar diyalog halinde iken kitleler, düşman taraflar olmayı seçebiliyor, örneğin Suriye konusunda SDG’nin başındaki isim Mazlum Abdi ve Suriye Yönetimi Başkanı Ahmet Şara birbirleriyle diyalog halinde olup birbirlerine isimleri ile hitap ederken, kitleler ikisine de “terörist, cihatçı, IŞİD’ci” diyebiliyor.

Zemin böyle akışkan ve çok parçalı iken Kürtler ve Filistinliler ile ilgili konuşmak kolay değil ancak birtakım yalanları tespit etmek kolay, şöyle ki…

“Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda bir konuşma yaptı, konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu saymak kabul edilemez… İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur.” ifadelerini kullandı.”

Meşal, Suriye konusunda ise İsrail’in Suriye’yi Araplar, Dürziler, Kürtler ve Aleviler şeklinde bölmek istediğini, buna mukabil Suriye’nin bütünlüğünün gerekli olduğunu belirtti.

Şu durumda oldukça makul açıklamalar.

Ancak konuşmadan bir gün sonra sosyal medyada, benim de yaklaşık beş dakika süreyle inanmış olduğum, bir yalan ortaya sürüldü. Güya Meşal, Kürtlerin İsrail’in bir projesi olduğunu ve Suriye’nin Arap toprağı olarak kalması gerektiğinin kırmızı çizgileri olduğunu belirtmiş. Her ne kadar haber kaynaklarının güvenilir olmaması bir rutin olmuş olsa da yine de “bu kadar da büyük bir yalan olmaz” diyerek inanma gafletine düşebiliyoruz ama oluyor. O halde, özür mahiyetinde düzeltelim.

Meşal ve Filistinliler konusunda aslında bu ilk ve yaygın bir yalan değil, öncesi de var: Malum Saddam, Kürtlere karşı kimyasal silahla katliam yaptığı için Kürtlerin hafızasında doğal ve haklı olarak zalim katil olarak yer etmiş bir figür. Ve Saddam’ın heykelinin Filistin’de dikilmiş olması, Kürtler ve Filistinliler arasında bir kan davası gibi ele alınıyor. Oysa yukarıda da bahsettiğim gibi Filistinliler yekpare değiller. “Filistin'in Batı Şeria bölgesinde yer alan Kalkilya ilindeki bir meydana, Nisan 2003'te, ABD'nin Irak'ı işgal etmesi sonucu devrilen Saddam Hüseyin'in heykeli dikildi. Heykelin dikildiği caddenin adı ise 'Saddam Hüseyin Caddesi' olarak değiştirildi. Heykelinin açılış töreninde konuşan, Kalkilya valisi Refi Ravacba, Saddam Hüseyin'in Arap ulusal davasına katkılarından bahsederek, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın da onun yolunda ilerlediğini belirtti.”

Halid Meşal’e, HAMAS’a “köpeğin oğulları” diyen Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Filistin’e Saddam’ın heykelini diken Filistin yönetimi valisi ancak Saddam heykeli nedeniyle “bazı” Kürtlerden hakaret işiten HAMAS. Niye?

Bakın daha birkaç yıl önce Rudaw’a verdiği röportajda, Türkiye’nin tepkisini de çekeceğini bile bile Halid Meşal ne demiş?

“Eski Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal, Kürdistan ve Filistin meselelerinin birbirinden farklı olduklarını belirterek, “Elbette bağımsızlık arzusu Kürtlerin hakkıdır, bunu söylemek onların hakkıdır” dedi. Meşal, Kürt meselesinin “Türkiye, İran, Irak, Suriye çerçevesinde çözülmesi gerektiğini” söyledi.

“Birincisi, Kürt halkı saygın bir millettir. Onlar İslam ümmetinin bir parçasıdır ve biz onlara saygı duyuyoruz, tarihleriyle gurur duyuyoruz. Kürdistan ve Kürtler tarihe asil duruşlar kaydetmiştir. Selahaddin Eyyubi bu topraklardan gelerek Filistin'i haçlılardan kurtardı, Mescid-i Aksa'ya giderek İslam dünyasını birleştirdi. Şam’da ve Mısır'da haçlılara karşı durdu; bu yüzden Kürtler ve Kürdistan'ın kendi tarihi var ve bizimle Kürtler arasında bir köprü haline gelen bu tarih ile gurur duyuyoruz. Filistin ve Kudüs'ü Haçlılardan kurtaran Selahaddin idi. Bu tarih her zaman hafızamızda canlıdır.” ( )

Eğer bu gerçekleri biliyor ve hala HAMAS’a Filistin halkına, İsrail’den medet ummak için nefret kusuyorsanız, ezilmiş bir halk gibi değil de zalimin yoldaşı gibi davranıyorsanız ve bu pozisyonda Kürtlerin uğradığı haksızlıklara itiraz etmeye kalkıyorsanız, bu kalkışmaya etik olarak hakkınız yok. Ancak bilmiyorsanız o halde az zahmetle öğrenin; Filistinliler ve Kürtler meselesi size anlatılan yalanlardan ibaret değil. Filistinliler de Kürtler de Ortadoğu’nun ortasında hakları çiğnenmiş halklar olarak çok uzun yıllardır haklı olarak ellerinden tutulmasını bekliyor.

Nihayetinde, bir göçmen olduğu halde göçmen karşıtı, kadın olduğu halde başörtüsü gibi bir kadın hakkı karşıtı, Kürt olduğu halde Filistin halkı karşıtı olabilecek kadar derin bir pespayelik örneği olan Dilan Yeşilgöz’ün ortalama bir ırkçı faşist gibi davranmasını tüm Kürtlere mal edemeyeceğimiz gibi, Saddam Hüseyin’in heykelini dikenlerdeki pespayeliği tüm Araplara ya da Filistinlilere mal edemeyiz. Kürtler ve Filistinlilerin haksızlığa uğramış halklar olarak manevi yakınlığına yalan haberler ile fitne fücur ekmeye çalışanların yalanlarına da itibar edemeyeceğimiz gibi… Bu nedenle yanlış hesaplarınızın Bağdat’tan, büyük yalanlarınızın Şam’dan, fitne ve fücurunuzun, ezilmiş, hakları yenmiş halklar olan Filistinliler ve Kürtler’den döneceğini hesap ederek yalan söyleyin.

Önceki ve Sonraki Yazılar