1. HABERLER

  2. EDEBİYAT DEFTERİ

  3. DÜŞÜNCE - YORUM - ANALİZ

  4. Cemaatten ve tarikattan siyasete, oradan da darbeye uzanan yollar
Cemaatten ve tarikattan siyasete, oradan da darbeye uzanan yollar

Cemaatten ve tarikattan siyasete, oradan da darbeye uzanan yollar

Bu girişimin dini, sosyal, siyasi, ekonomik, ideolojik, uluslararası ve dinler arası… tarafları vardır. Yeni Şafak’ın bu özel sayısında her bir yönü için değerli yazılar okuyacağız. Ben gösterdikleri yüz ile sakladıkları yüz hakkında bazı bildiklerimi yaz

A+A-

Hayreddin KARAMAN - Yenisafak

Tarihte dini ve tasavvufi bir tarikatın ya da topluluğun zamanla askeri ve siyasi bir güce dönüşerek devlete isyan ettiği veya doğrudan yeni bir devlet kurduğu pek çok örnek bulunmaktadır. Bu süreçler genellikle ekonomik krizler, merkezi otorite boşlukları, isyan edenlerin düşünce, inanç ve ihtiraslarından beslenmiştir. Üç örneği hatırlayalım:

1. Tarikattan devlete

Başlangıçta Sünni bir tasavvuf yolu olarak kurulan Safeviyye Tarikatı, 15. yüzyıldan itibaren Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar liderliğinde siyasallaşmıştır. Anadolu’daki göçebe Türkmenlerin de desteğiyle askeri bir güce dönüşen tarikat, dönemin devletlerine isyan edip topraklarını genişleterek 1501 yılında Şah İsmail önderliğinde Safevî Devleti’ni kurmuştur.

2. Sosyal ve dini isyan

Şeyh Bedreddin Ayaklanması: Osmanlı’da Fetret Devri’nin yarattığı siyasi kargaşa ve ekonomik sıkıntılardan yararlanan kazasker ve mutasavvıf Şeyh Bedreddin, müritleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal aracılığıyla büyük bir isyan başlatmıştır. Mülkiyetin (kişinin karısı dışındaki özel mülkünün) ortak paylaşımını savunan bu dini-sosyal hareket, Osmanlı merkezi otoritesine karşı büyük bir başkaldırıya dönüşmüş ancak devlet tarafından kanlı bir şekilde bastırılmış. Şeyh de idam edilmiştir. (Şeyh Bedreddin’in kişiliği, aykırı fikirleri ve hareketi hakkında değerli bilgiler için Sayın A. Yaşar Ocak’ın “Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler” isimli değerli kitabının üçüncü bölümünde yer alan “Osmanlı Tarihinin İlk Ünlü Zındık ve Mülhidi Şeyh Bedreddin” bölümüne,  bir de Sayın Mustafa Kaymakçı’nın “Şeyh Bedreddin, Kuramı ve Eylemi Üzerine Belgeler ve Yorumlar” başlıklı makalesine bakabilirler.)

3. Göçebe Türkmen İsyanı:

Babailer Ayaklanması 1240 yılında Türkiye Selçuklu Devleti döneminde ortaya çıkan ve Baba İlyas’ın müridi Baba İshak tarafından örgütlenen Babailer İsyanı, Anadolu’daki heterodoks İslâm merkezli en büyük toplumsal hareketlerden biridir. Ağır vergiler ve sosyoekonomik adaletsizlik nedeniyle devlete başkaldıran göçebe Türkmenler, Selçuklu ordularını defalarca yenilgiye uğratarak devleti yıkılmanın eşiğine getirmişlerdir.

(Bu konu için de yine Ahmed Yaşar Ocak hocanın “Babailer İsyanı” kitabı bence en iyisidir.

Gelelim 15 Temmuz darbe girişimine:

Bu girişimin dini, sosyal, siyasi, ekonomik, ideolojik, uluslararası ve dinler arası… tarafları vardır. Yeni Şafak’ın bu özel sayısında her bir yönü için değerli yazılar okuyacağız. Ben gösterdikleri yüz ile sakladıkları yüz hakkında bazı bildiklerimi yazacağım.

Resmi adı M. Fetullah Gülen, başta Edirne’de müftü olan Yaşar Tunagür’ün himayesine aldığı imam, yine onun desteğinde İzmir’de vaiz Fetullah Gülen (onu bu tarihte, İzmir Y. İslam’da hoca olduğumda tanımıştım) adım adım ilerleyerek ve tabilerinin böyle inanmalarına imkan vererek kâinât imamlığı, mehdîlik ve İsâ’lık mertebesine kadar ulaşmıştı.

Bu son mertebeler yaygın değildi, yaygın olan örtü “kendi anladığı İslâm’ı dünyaya yaymayı amaç edinmiş bir Müslüman hoca” şeklinde idi.

Nice Müslüman bu görünen yüzüne bakarak ve eğitim öğretim metodunu kullandığını bunda da başarılı olduğunu görerek, çocuklarını ideolojik ve ahlâkî sapkınlıktan korumak için onun okullarına verdiler ve desteklediler (destekledik).

Görünmeyen yüzü ve yıkıcı planı olmasa devletin kılcal damarlarına sızması gerekmezdi, ama bunu samanın altından su yürütür gibi başarmıştı; ya kendi icat ettiği veya iç ve dış mihraklar tarafından adına yamanan cemaat yapısı ile bunu yapmıştı.

Devlet (iktidarlar) onun, dine, millete, ülkeye zararlı olan amacını engelleyen bir şey yapmadıkları, aksine destek verdikleri sürece o da, görünürde onları destekledi (oy verdirdi). Devlet, başta istihbarat ve askeriye olmak üzere kılcal damarlara sızdıklarını fark edince “Dur!” dedi; bunun görünürdeki ilk olayı “dershanelerin kapatılması” oldu. Dershanelerin kapatılması üzerine dişlerini göstermeye başladılar, iktidar da mukabele etmeye, desteğini kesip sert eleştiriler yapmaya yöneldi.

Devlet, “Ben işin farkına vardım, seni engelleyecek, görünen yüzünde bırakacağım” demiş oluyordu ama o, güç zehirlenmesi sebebiyle kıyamın vakti geldiğine hükmetti. 17-25 Aralık olayları, Hakan Fidan’ın tutuklanması teşebbüsü oldu. Başarılı olsaydı devleti ele geçirecek ve büyük kayıplara, trajedilere, felaketlere sebep olacaktı. Ortalık kızışınca bazı iyi niyetli diyelim şahıslar, benim de içlerinde olacağım bir heyeti iki taraf ile görüşmesini, işin tatlıya bağlanmasını teklif ettiler, kabul etmedi, olan oldu. Bakın neler oldu: 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde 251 kişiyi şehit 2000 binden fazla yaralı oldu. Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış ve bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8 binin üzerinde askeri personelin, savaş uçakları da dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank 246 zırhlı aracın ve 4 bine yakın hafif silahın kullanıldığı darbe girişimi Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke oldu.

Darbe girişimi günü saat 16.16’da MİT Müsteşarlığına giden Kara Havacılık Komutanlığında görevli bir subay, FETÖ üyesi askerlerin Müsteşar Hakan Fidan’ı almak üzere kuruma saldırıda bulunacağını ihbar etti. MİT yetkililerinin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’i telefonla bilgilendirmesinin ardından bir MİT Müsteşar Yardımcısı ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan ayrı ayrı Genelkurmay Başkanlığına geldi.

Darbeciler karargahtaki hareketliliği görüp paniğe kapılarak, ertesi gün saat 03.00’te başlamasını planladıkları girişimi 15 Temmuz saat 20.30’a çekmeyi kararlaştırdı.

Olayın yaşandığı tarihte Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olan Fahri Kasırga ile Genelkurmay Başkanlığı yapan Orgeneral Hulusi Akar’ın da arasında bulunduğu birçok komutan darbecilerce alıkonuldu. Daha birçok önemli kişi, kurum ve kuruluşu ele geçirdiler.

Halk meydanlara indi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan saat 00.24’te CNN Türk kanalına bağlandı. Görüntülü telefon aramasıyla bağlantıda Erdoğan, “Bu gelişme gerçekten Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içindeki bir azınlığın, ne yazık ki kalkışma hareketidir ve bu malum yapıya ait paralel yapılanmanın teşvik ettiği üst akıl olarak onların kullandığı bir harekettir” dedi ve halkı, devlete sahip çıkmaya çağırdı.

Milleti, darbecilere karşı durmak üzere meydanlara çağıran Erdoğan’ın bu çağrısı karşılık buldu. Vatandaşlar Genelkurmay Başkanlığının çevresindeki İnönü Bulvarı ve Milli Müdafaa Caddesi ile Kızılay Meydanı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, AK Parti Genel Merkezi ve Jandarma Genel Komutanlığı civarı başta olmak üzere meydan ve caddelerde toplanmaya başladı. Kışladan çıkan askerlere tepki gösteren vatandaşlar mücadeleye girişti. Cumhurbaşkanımızı Dalaman’dan getiren uçak, yolcu uçağı koduyla havalandı, havalimanı kulesi daha önce temizlenmişti, görevliler, çok sıkı hava kontrolü sağlayarak uçağı, saat 03.18’de selametle alana indirdiler. Sayın Şamil Tayyar’a göre öldürmek istedikleri Başkan’ın salimen havalimanına inip halkın arasına karışması darbecilerin ümidini sona erdiren en önemli olaydır. Bütün Türkiye’de halk meydanlara koşarak darbeye karşı çıktı, Cumhurbaşkanı’nı destekledi ve bu toplantı nöbetleri günlerce sürdü.

Hâsılı 15 Temmuz; halkımızın, Sevgili Cumhurbaşkanı’nın çağrısına uyarak ortaya koydukları bir destan olarak tarihe geçti.

Artık olaylardan ibret alma zamanıdır!

Devlet kontrolsüz toplulukların gizli yıkıcı faaliyetlerine karşı uyanık olmak zorundadır. “Açık yaraya kurt düşmez”. Dinî, millî, kültürel, meslekî… kuruluşların mali durumları ve faaliyetleri mutlaka denetime açık olmalıdır.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.