
İsrail’in güvenli bir yurt olduğu inancını kim yıktı?
Filistin’in kolonizasyonu projesi İngiltere’ye aitti. Hıristiyan Siyonizm’i, Siyonizm’i ve İsrail’i tahlil etmek açısından çok önemlidir. Balfour Deklarasyonu bir dönüm noktasıydı fakat daha mühim olan İngiltere’nin Filistin manda yönetimi altında yerleşi
Filistinliler, 7 Ekim 2023’te İsrail’i büyük bir güvenlik krizine düşürdü. O gün Siyonizm’in en temel vaatlerinden biri tartışmaya açıldı ve İsrail’in Yahudiler için güvenli bir yurt olduğu tezi sorgulanmaya başlandı.
Siyonizm’in en önemli tezlerinden biri, yerleşimci kolonyal bir yapı olarak inşa edilen İsrail’in bütün Yahudiler için güvenli bir yurt olduğuydu. Theodor Herzl gibi Siyonist liderler güvenli yurt tezine önem atfetmişlerdi. Böylelikle Yahudileri ikna etmek kolaylaşacaktı. Siyonizm daha fikir hâlindeyken kolonici bir karakterde olmasına rağmen Yahudilikle ilişkilendirildi. Siyonizm’in, Yahudilerin genelinde bir karşılık bulmadığını Ilan Pappe gibi yeni tarihçiler ekolünü temsil eden entellektüeller dile getirmişlerdir. Avi Shlaim’in “Üç Dünya” adlı kitabında da aynı yönde bilgiler var.
Filistin’in kolonizasyonu projesi İngiltere’ye aitti. Hıristiyan Siyonizm’i, Siyonizm’i ve İsrail’i tahlil etmek açısından çok önemlidir. Balfour Deklarasyonu bir dönüm noktasıydı fakat daha mühim olan İngiltere’nin Filistin manda yönetimi altında yerleşimci koloni projesini hayata geçirmesidir. Ne yazık ki İngiliz manda yönetimi çoğu zaman geri planda bırakılmıştır. Bizde yaygın bir şekilde kabul gören Filistinlilerin topraklarını sattığı yönündeki iftiralar da İngiltere manda yönetimini görünmez kılmıştır. Bu yeni sistem neokolonyal hâkimiyet biçimiydi. İngilizler, manda yönetimi altında Filistin’in kapılarını yerleşimcilere açtı. Buna rağmen dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Yahudilerin, Siyonizm’e itimadı zaman aldı ve İngiltere bu itimadın oluşmasında büyük roller oynadı. Siyonistler İngiltere ve ABD’nin himayesinde Filistin’in kolonileştirilmesi amacına uygun olarak kolonileştirme dernekleri kurdular.
Bazı hadiselerle ilgili kesin yargılar elbette yanıltıcı olabilir fakat 7 Ekim 2023’ten sonra Yahudiler arasında İsrail’i terk etme eğiliminin yaygınlaştığı anlaşılıyor. Dönmemek üzere İsrail’i terk edenlerin sayısında ciddi bir artış olduğu açıkça konuşuluyor. Bu süreç Siyonizm’i de doğrudan etkileyecektir. Bu çerçevede Yahudiler arasında Siyonizm’e ve Siyonistlere yönelik eleştirilerin giderek artması ve hatta geçen hafta antisiyonist Yahudi topluluklarının ABD Başkanı Trump’ın huzurunda İsrail aleyhine bildiri okumaları da oldukça yeni bir hadisedir. Yahudilerle Siyonistler arasındaki gerilim ya da ayrışmanın boyutları hakkında şimdiden bir şey söylemek doğru değil fakat İsrail’in güvenli bir yurt olduğuna dair inancın sarsıldığını söyleyebiliriz.
7 Ekim 2023’ten sonra İsrail ve Siyonizm, neredeyse bütün dünyada oldukça farklı bir bağlamda gündeme geliyor. Örneğin İsrail’in varlığını Yahudi ilahiyatı ve tarihinden devşirilen kavramlarla tartışmanın anlamsızlığı çok daha güçlü bir şekilde vurgulanıyor. Dünyanın Yahudi gücüne teslim olduğu yönündeki fikirler de irtifa kaybediyor. Bunun yerine İsrail’i yerleşimci kolonyalizm paradigması içinde değerlendirmek gerektiğine dair görüşler Türkiye’de de ciddi olarak karşılık buluyor.
Türkiye’de yerleşimci kolonyalizm paradigmasıyla ilgili kat edilecek büyük bir mesafe olduğunu inkâr edemeyiz. Fakat yine de hakkında şüphe uyandıracak bilgiler dolaşan Ruhi Çenet adlı bir şahsın Yahudi gruplarıyla ilgili sosyal medya içeriği ABD’de ve bizde çokça tartışıldı. Bu sefer Türkiye’de İsrail’i ve Siyonizm’i eskiden olduğu gibi dinî bir bağlamda değerlendirenlerle dinî bağlama itibar etmeyenler tartıştılar. Siyonizm’in ve İsrail’in dinî bağlamdan uzaklaştırılarak değerlendirilmesi teorik açıdan oldukça önemliydi. Yerleşimci kolonyalizm paradigması geniş çevreler tarafından benimsenmedi fakat İsrail’in ve Siyonizm’in dinî bağlamın dışında tartışılması, jeopolitik müdahalelerin kaynağına ulaşmak bakımından oldukça önemlidir. Böyle bir tartışma çerçevesinde uluslararası ilişki ağlarına da dikkate almak gerekir.
Siyonistlerin İsrail’i dinî bir bağlamda değerlendirme ısrarı, takip ettikleri stratejinin gereğiydi. İngiltere, Almanya ve ABD’de İsrail’e yönelik eleştirilerin antisemitizm kategorisine dâhil edilmesi de aynı stratejinin sonucuydu. Böylelikle Siyonizm’e ve İsrail’e yönelen eleştirileri Yahudi karşıtlığı bağlamında baskı altına alıyorlar. Hem Yahudilerin Siyonizm’den ve İsrail’den uzaklaşmasını önlüyor hem de Batı Şeria’nın kolonizasyonu gibi yeni projelere katılım sağlıyorlar. Fakat bütün bunlar hiç beklenmeyen bir sonuç ortaya çıkarıyor:
İsrail devletinin politikaları ve Siyonist projenin ortaya çıkardığı tarihsel sonuçlar İsrail’e inancı derinden sarsıyor.


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.