1. YAZARLAR

  2. Mustafa Karaalioğlu

  3. Butlan sanıldığı kadar “mutlak” mı?
Mustafa Karaalioğlu

Mustafa Karaalioğlu

Butlan sanıldığı kadar “mutlak” mı?

A+A-

İktidarın muhalefete hücumunda görünürde birçok detay ve ayrıntı var. En başta davalar. İBB davası başta olmak üzere sadece Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı yedi dosya var. Birinden sekerse öteki işe yarar diye düşünülen ve hepsi aktif olarak devam eden davalar. İmamoğlu belediye başkanı ama casusluktan bile yargılanıyor. Asıl yargılanma sebebi ise Cumhurbaşkanı adayı olması. Tam adını koyalım; seçimi kazanabilecek bir cumhurbaşkanı adayı olması… Bu da malum, başına bela almak için yeterlidir.

Öte yandan CHP’li belediye başkanlarına karşı sayısız operasyon, tutuklama ve davalar var. İmamoğlu’nun hapse atılması işe yaramayınca sökün eden davalar bunlar. Onlar da işe yaramayınca; yani CHP’nin birinci parti olma gücü kırılamayınca ve Cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimali bertaraf edilemeyince mutlak butlan kararı geldi. Tam ortadan olmasa da ve büyük ağırlık Özgür Özel liderliğinde kalsa da CHP bölündü ve ana muhalefet partisine şimdi belirsizlik hakim oldu.

Bütün bu davalar, yargı eliyle yapılan siyasi hamleler ardı arkası kesilmeyen tartışmalara yol açıyor ve içinden çıkılamayan detaylar içeriyor ama gerçekte hepsi iktidarın yapılacak ilk seçimi kazanmak namına yaptığı girişimlerden başka bir şey değildir. Bu kadar tutuklama, bu kadar dava ve butlan kazanmak için başka yol kalmadığındandır.

Dolayısıyla, meselenin usul, yargı, teamül veya demokratik değerler bahsi anlamsızdır. Süreç bu kadar karmaşık değil…

Ortada maksadı belli, basit ama sert bir güç oyunu; süresi belirsiz bir sinir harbi vardır.

Bileği güçlü olan ve sinirlerine hakim olan kazanacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinde işe yarasa da yaramasa da baskıyı artıracak sayısız imkan var. Şu ana kadar yaptıkları seçimi kazanmasını garanti etmiyor ama yeni şeyler deneyebilir, çünkü yapabiliyor. Siyasi tutkusunu elindeki yargı, medya ve propaganda gücüyle gösteriyor. Biri işe yaramadıysa öteki yarar diye umuyor. Yargı eliyle siyaset mühendisliğinin sistem üzerinde yarattığı tahribatı da problem olarak görmüyor, aksine bu karmaşayı kazanç sayıyor. Hukuk ve demokrasinin otoritesi ne kadar zayıflarsa o kadar iyidir çünkü denetim olmaz, kabilinden bir kazanç… Hamlelerin hiçbiri işe yaramazsa da son kozu seçim ekonomisi, yani popülizm olacak. Daha önce deneyip sonuç aldığı bir yöntem… Emeklinin, dar gelirlinin hatta orta gelirlinin iktidarın lütfuna ihtiyacı o zaman ne kadar çoksa, şimdi de o kadar çok. Ekonomi o zaman da kötüydü şimdi de. Yani şartlar aynı!

Ödül büyük, iktidarı korumak değerli ama izlenen yol -ki artık buna siyaset denemez- hiç karmaşık değil. Arkasında hayranlık uyandıracak bir akıl veya hikmet yok. Esasen olup bitenlerin veya olabileceklerin sürprizi de yok. Erdoğan iktidar gücünün ne kadar büyük ve imkanlarının ne kadar sınırsız olduğunu çok iyi biliyor. Oyununu da açık oynuyor. Bileği kuvvetli olan ve gücü yeten beni yensin!

Butlana kadar üstünlüğünü koruyan muhalefet için ise bunun sürdürmenin tek yolu var: Bilek kaslarını güçlü tutmaya devam etmek ve sinirlerine hakim olmak.

CHP’nin büyük çoğunluğunu yanında tutması Özel için bir avantaj. İmamoğlu’nun yanı sıra Mansur Yavaş’ın da aynı ekipte kalması büyük bir avantaj. Yani, fırtına ne kadar sert eserse essin Özel-İmamoğlu-Yavaş üçlüsünün ortak hareket etmesi hala başlı başına büyük bir siyasi gücü ifade ediyor.

Önlerinde de CHP içinde kalmak veya yeni parti kurmak seçenekleri bulunuyor. İkincisine doğru da kaçınılmaz bir gidiş var. Ortadaki karmaşadan dolayı muhalefet tabanında haklı bir tedirginlik olsa da Özel için yeni partiyi bir fırsata çevirmek çok zor olmayabilir. Yeni bir parti, sadece geleneksel CHP tabanını değil merkezdeki memnuniyetsizleri de cezbedebilir. Özel’in her sınavla birlikte gelişen liderlik kapasitesi ve İmamoğlu ile Yavaş’ın toplumdaki malum siyasi karşılığı, üçü birlikte hareket etmeye devam ettikçe cazibe yaratabileceklerini de gösteriyor.

Kesin olan şu ki siyaset oyununda yol ve fırsat bitmeyeceği için önceki davalar gibi, butlan da sanıldığı kadar “mutlak” olmayacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar