Bahçeli ve CHP
MHP lideri Devlet Bahçeli, CHP’ye karşı yapılan adli operasyonlarda çok göze batan yanlışlardan birkaçını eleştirdi, CHP’nin bölünmemesini de istiyor. Bu açıklamaları, CHP’de bile iyi karşılanmıştı. Fakat bu uzun sürmedi.
Bahçeli önceki gün, Özgür Özel’i suçladı.
MHP lideri, nihayet, iktidarın iki siyasi ayağından biridir. Savunduğu model, Kılıçdaroğlu’nun resmi genel başkanlığına itaat edilmesi, onun da partide “arınma” yaptıktan sonra 9 Eylül’de kongreye gitmesidir.
Oysa CHP tabanının ve milletvekillerinin ezici çoğunluğu yargı işlemlerini iktidarın siyasi operasyonları olarak görüyor, Özgür Özel ve arkadaşlarını destekliyorlar.
HUKUKÇU TEPKİSİ
Temeldeki sorun yargıya güvensizliktir. Tarafsızlığına ve bağımsızlığına güvenilen bir yargı olsaydı böylesine siyasi gerilimlere konu olmazdı.
MHP’li hukukçu Feti Yıldız’ın “hukukun evrensel ilkelerine uyulmasını” istemesi, “masumiyet karinesi, tutuksuz yargılanma, şüpheden sanığın yararlanması, hukuka aykırı delillerin geçersiz olması, hükümlerin ancak duruşmada tartışılmış delillere dayandırılması, AİHM ve AYM kararlarının bağlayıcılığı” gibi hukukun temel değerlerini 2025’ten beri vurgulamasının anlamı açık değil mi?
AK Parti’nin üç temel kurucusundan biri olan ve vicdanının sesini ifade etmekten çekinmeyen hukukçu Bülent Arınç “yetki, görev ve usul hukuku bakımından yanlış buluyorum” diye açıklama yaptı.
Şimdi, Cumhur İttifakı mahallesindeki vicdan sahibi hukukçuların da böyle eleştiri ve uyarılarda bulunduğu yargı operasyonları hakkında CHP’lilerden uysallık beklemek gerçekçi ve adil değildir.
YARGININ SİYASALLAŞMASI
İktidar, yargıyı siyasallaştırmaya 2014 Haziran’ında başladı, soruşturmalarda yargı görevlilerine emir ve talimat vermeyi suç olmaktan çıkardı! (TCK 277)
Uç defa kanun ve bir de OHAL döneminde KHK ile Yargıtay ve Danıştay’ın kadrosunu azaltıp ardından artırarak değiştirdi.
Bugüne kadar göreve alınan 13 bin civarındaki hakim ve savcı “mülakat”la belirlendi.
En önemlisi, CB sisteminde HSK üyelerinin tamamını partili cumhurbaşkanı ile Meclis’teki iktidar grubunun belirlemesidir. Böylece partili cumhurbaşkanı, “yargı üzerinde güçlü bir siyasi etki” elde etti. (Venedik Kom. CDL-AD(2024)041, paragraf 118)
Bahçeli de bunun sakıncalarını görmüş olmalı ki, kendi anayasa taslağında “yargı ayrılığı sistemi” kavramını ve HSK yerine de “Yargı Yüksek Kurulu”nu teklif etmişti. (4 Mayıs 2021)
CB sisteminde, İmamoğlu davalarında 12 defa hakim değiştirilmesi hiçbir şekilde normal görülemez. Kararları beğenilmediği için dosyadan uzaklaştırılan hakimler, çok uzun bir liste oluşturur.
AİHM ve AYM kararlarını uygulamayan hakimler ise en yüksek mertebelere terfi ettiriliyor.
CHP hakkındaki işlemler işte bu yargı tarafından yapıldığı içindir ki yoğun tartışmalara, tepkilere sebep oluyor.
‘HUKUKUN DIŞINA…’
Prof. İzzet Özgenç, en saygın ceza hukukçularımızdan biridir. İktidarın reformlar döneminde Başbakan / Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fahrî ve en yakın bir danışmanıydı. Altı sene önce şu açıklamayı yapmıştı:
“Ülkemizde, hukukun dışına çıkılma yönünde hızlı bir süreç yaşanmaktadır. Normal şartlarda bir Cumhuriyet savcısının soruşturma başlatmaması gereken hadiseler dolayısıyla, sonuçsuz kalacağı daha baştan açık seçik ortada olmasına rağmen, çeşitli soruşturma işlemlerinin yapılması, ibretlik bir durumdur…” (18 Nisan 2020)
İşte, bir yıldır CHP hakkındaki yargı işlemleri bu sürecin zamanımızda ulaştığı aşamadır.
CHP’liler dahil bütün belediyelerde yolsuzluklar olmuştur, dürüstleri de elbette az değildir. Sorun, yargıya güvenle ilgilidir.
İşte, aynı müteahhitlerin CHP’li belediyelerden aldığı ihaleler soruşturuluyor, Ak Parti döneminde aldığı ihaleler ise soru konusu bile yapılmıyor.
‘SİYASETİN GEREĞİ…’
Sayın Bahçeli, bizdeki siyasetin olağan bir gününde Özgür Özel hakkında ağır sözler ettikten sonra, aksam Meclis resepsiyonunda “Birbirimizi kırmıyoruz inşallah. Üzülme, bazen siyaseten söylememiz gerekenler oluyor, siyasetin gereği olarak." demişti. (1 Ekim 2024)
Evet, bizde maalesef böyledir.
Sayın Bahçeli, olağanüstü sorunlarla karşı karşıya olan Özel’e de aynı hakkı tanımalıdır.
Hemen şunu da belirteyim: Özel, mücadelesini verirken cesaret kadar itidal sembolü de olmalı, her şeyden önce ülkeyi daha iyi yönetecekleri konusunda, arayış halindeki vatandaşa güven vermelidir.
Netice: Hukuk siyasetten üstün olmalıdır.


