1. YAZARLAR

  2. Mücahit Bilici

  3. Sığınaklar ve tüneller çağı
Mücahit Bilici

Mücahit Bilici

Sığınaklar ve tüneller çağı

A+A-

Dikkatinizi çekmiş olmalı. Son yıllarda dolar milyarderleri arasında uzak diyarlarda derin sığınaklar (bunker) inşa etme temayülü yaygınlaştı. Küresel derebeylikler kuran tech-ağalarının bu davranışı acaba hangi hikmete binaendir?  Moda demek için fazla ağır bir konu. Musk, Zuckerberg, Bezos, Thiel gibi teknoloji ve yapay zeka yatırımcılarının durduk yerde ve topluca yeraltı ilgisi geliştirdiklerini düşünmek basitlik olur. Bu insanlar, mutfağında yeralıp pişirdikleri birşeyin kokusunu aldıkları için erkenden tedbirlerini alıyor olabilir. Sığınak ihtiyacı birşeyden kaçıştan çok bir umumi halden muafiyet arayışı gibi görünüyor. Peki nedir bu muaf kalmak istedikleri umumi hal?

Son yıllardaki savaşlar bazı şeylerin değiştiğini gösteriyor. Teknolojik olarak farklı bir çağa girmiş sayılmalıyız. Burada yeni olan şey, savaş cihazlarındaki yeniliklerden ziyade istihbari entegrasyonun derecesidir. Bunun sosyal boyutunu tarif etmek için daha önceki bir yazıda Plazma Toplumu kavramını teklif etmiş (“Plazma Toplumu: Bir sinyal okyanusunda yüzen balıklar gibiyiz”) ve ikinci bir yazıda da bazı niteliklerini görünür kılmak açısından bir önceki çağı yansıtan gözetim toplumu ile karşılaştırmıştım: “Panoptikon’dan Palantır’e: İnsan kalesi nasıl düştü?”

Savaşlar karada başladı. Denize döküldü. Sonra havaya sıçradı. El an uzaya çıkmaya çalışıyor. Yerin altı ise ekseriyetle bir kiler, bir depo, bir durak, bir kaçış “saha”sı olarak kaldı. Yerin altının hiçbir zaman olmadığı kadar savaşın aracı ve sahası olarak yükseldiği bir zamana vasıl olduk. Ucuz sihaların pahalı tankları yok etmesi havanın karayı kendine bağlaması demektir. Uzay ile yeraltının aynı anda değer kazanmasının arkasında ikisi arasındaki katmanların hava’nın öncelikli olduğu neredeyse yekpare bir katman haline gelerek entegre olması yatıyor. Hava sinyallerle, radar taramalarıyla ve en nihayet yapay zekanın nüfuzuyla görülmemiş bir doyuma ulaştı. Doğal hava bugün görünmez bir sinyal okyanusudur. Cep telefonlarımız ellerimize takılmış birer elektronik kelepçedir.

Artık hava eşyanın bulunduğu bir boşluk değil, tüm eşyaları birbirine bağlayan bir oda yahut sera halini aldı. Yani hava birbirinden kopuk nesnelerin serpildiği bir fuar veya boş saha iken bugün hava tüm nesnelere nem kaptırıp kısa devre yaptıran bir entegrasyon cihazı halini aldı. Herşey herşeyle hava üzerinden bağlanabiliyor. Hava tarihinde ilk kez bu kadar tehlikeli hale geldi. Bu da havadan kaçış ve havadan sakınma tekniklerine ihtiyacı ortaya çıkardı. Bugün açıkta ve havadan erişilebilir olmak askeri açıdan kolay bir hedef olarak kabak gibi ortada olmak demektir. Yani bugün savaşta savaşın mikrobu havadan kapılıyor. Geçen iki yüzyılda denizlere hükmedenler tüm dünyaya hükmediyordu. Bugün artık havaya hükmedenler tüm dünyaya hükmedebiliyor. Yani havaya hükmeden hem karaya hem de denize hükmediyor. Bundan sakınmak isteyen muhatapların yapabileceği şey görünür olmaktan çıkmaktır. Onun için havadan kaçış ve havadan çıkış hız kazandı.

Havadan çıkışın iki yolu var: Ya havanın üstüne, uzaya çıkarsınız. Ya da havanın hükmettiği karanın altına inersiniz. Çünkü aradaki diğer katmanlar hava, kara ve deniz havanın nüfuzuyla artık yekpara bir katman sayılıyor.

Yerin altına inmenin önem kazandığı bir çağdayız. Yani bir sığınaklar ve tüneller çağındayız. Havaya hükmeden düşmanların nüfuzuna karşı silah ve endüstrisini yeraltına indiren devletler yeni sayılmaz. Ancak bu ihtiyaç katlanarak artmışa benziyor. İran’ın havadan gelen saldırılara rağmen ayakta kalma tecrübesi bunun önemini gösteriyor.

Zenginlerin inşa ettiği pahalı sığınakların amacı ise muayyen bir düşmandan ziyade bizzat hava’dan muafiyet. Onların amacı elektronik olarak kirlenmiş ve yekpare hale gelmiş hava’dan muafiyet temin etmek. Toprak havaya göre daha kesif. Sığınaklar ve tüneller elektronik açıdan bir nevi oksijen çadırı fonksiyonu görüyor ve görsel kamuflaj sağlıyor. Görünmemeyi başarmak günümüzün en önemli stratejik hedeflerinden biri. Nasıl ki eskiden kamuya çıkmak (hava içinde seyir halinde olmak) nadir idi, evde veya geçim derdinde olmak (mahremiyetin karanlığına çekilmek) ise olağan hal idi. Şimdi ise durum tersine döndü. Mahremiyet elektronik olarak işgale uğrayınca, kamusallıktan ve erişilebilirlikten kurtulmak için yerin altında mahremiyet odaları inşa etmek ihtiyacı arttı. Amaç açık ve korumasız hedef haline gelmemek için görünmezliği sağlamak. O da yerin altında (tünel ve sığınaklarda) bulunuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar