1. YAZARLAR

  2. Taha Akyol

  3. İslam düşüncesinde büyük değişim
Taha Akyol

Taha Akyol

İslam düşüncesinde büyük değişim

A+A-

İslam düşüncesinde sessiz, büyük bir değişim yaşanıyor: Geçmiş çağlardaki “menkıbe” ve “kıssa” gözüyle bakılan tarihe, artık sosyal bilimlerin gözüyle bakış gelişiyor.

Tabii günümüze bakış da buna göre değişim halinde.

Ahmet T. Kuru’nun İslam Otoriterlik ve Geri Kalmışlık adlı kitabı İslam düşüncesindeki bu değişimin akademik sahadaki en önemli eserlerinden biridir. Kaynakçasında bin iki yüzden fazla kaynak gösteren mükemmel bir akademik çalışma.

Cambridge Üniversitesi tarafından yayınlanan kitabın Arapça, Hintçe ve Türkçeye baskıları yapıldı. (İdea Yayınları)

Kuru, daha önce de “Pasif ve Dışlayıcı Laiklik” adlı değerli bir kitap yazmıştı.

BİLİMİN ORTAMI

Kitap, Müslümanların 12. Yüzyıla kadar zamanın en ileri medeniyeti haline gelmesinin ve sonra duraklayıp geri kalmasının iktisadi, siyasi, kültürel sebeplerini araştırıyor.

Temel tezi şu: “Sınıf ilişkileri toplumların entelektüel ve sosyo ekonomik alanlardaki başarısına veya başarısızlığında ana etkendir.”

Bu açıdan Prof. Kuru, bugün övündüğümüz âlim ve filozofların “bağımsız entelektüel ve tüccar sınıflarının” güçlü olduğu 8-12. asırlar arasında yetiştiğini örneklerle anlatıyor. Bir hanedanın zulmünden kaçanlar, başka bir hanedanda himaye buluyordu.

Ticaret de hem hesap-kitap yoluyla rasyonelleşmeyi geliştiriyor hem aklî ilimlere talep yaratıyordu.
Prof. Kuru, başta İmam-ı Azam olmak üzere, mezhep (ekol) imamlarının siyasi otoriteye karşı nasıl direndiklerini, felsefi fikirlerin de ancak otoritenin bastıramadığı ortamlarda geliştiğini anlatıyor.

DİN VE SİYASİ OTORİTE

Fakat “bağımsız entelektüel ve tüccar sınıflarının” yerini “ulema-devlet ittifakı” alınca ortam değişiyor. Artık hükümdarlar çok güçlenmiştir, “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi”dirler. “Kaim bi emrillah”tırlar yani Allah’ın emriyle baştadırlar. “Kādir billah”tırlar, Allah’la güçlüdürler!

Siyasi otoritenin böyle dinle kutsanması, dinin de sıkı bir itaatkarlıkla yorumlanmasına yol açtı.

Kuru, Gazali ‘nin“İtikatta İtidal” kitabından bir bölüm aktarıyor:

“Şöyle denmiştir: Din ve melik (kral) ikizdir. Din temeldir, melik ise muhafız. Temeli olmayan çöker, muhafızı olmayan yok olur.”

Gazali’nin “denmiştir” diyerek aktardığı bu söz, İslam’dan önceki ateşperest Pers/Sasani İmparatorluğu’nun kurucusu Erdeşir’e aittir. (S. 28, 153-154)

Muaviye’nin Bizans imparatorları gibi davrandığını, bunu Hz. Ömer’in eleştirdiğini hatırlamak lazım.
Şimdi, bize tarihten intikal eden otoriter, itaatkâr ve dogmatik zihniyetle İslam’ın evrensel özünü nasıl ayırt edeceğiz? Kuru’nun kitabındaki “orta çağ metinleri” kavramı bir anahtardır. Kuru, geri kalmanın sebebinin İslam dini olduğunu söyleyenlere karşı, bu metotla, geri kalmanın tarihsel sebeplerini anlatıyor.

DÖNÜM NOKTASİ

Kuru’nun kitabından özet gibi bir paragraf:

“11 yüzyılda yaşanan büyük bir dönüşüm din ve devleti, daha somut ifadeyle ulema ve askerî devleti bir araya getirdi. Bu süreç, devlet tarafından yönetilen medreseler aracılığıyla Müslüman alimlerin devlet memuru haline getirilmesini; ikta sistemi aracılığıyla ekonominin askerîleştirilmesini, buna mukabil filozoflarla tüccarların marjinalleştirilip kenara itilmesini içeriyordu.” (s. 131)

Bu satırların altında, Osmanlı menderesinde felsefeye yer verilmemesi vardır. Medrese modern bilimlere müsait olmadığı için Osmanlı modernleşmesi “mektep” açacaktır.

Kuru’nun satırlarında, Sabri Ülgener Hocamızın anlattığı ticaretin hor görülmesi (ve azınlıkların ilerlemesi) gerçeği vardır.

İslam medeniyetinin yükseliş ve çöküşünün ticaretin dölünü ve bunun zihinlerdeki etkisini ben de “Bilim ve Yanılgı” adlı kitabımda anlatmış, 10. Yüzyıl’da Ebul Vefa’nın tüccarlar için matematik risaleleri yazdığını belirtmiştim. 13. yüzyılda matematik broşürleri İtalyan şehirlerinde yazılacaktı.

İKTA MESELESİ

En önemli konularda biri, fetihleri finanse eden ikta sistemidir. Bağ bahçe dışındaki arazinin askerileştirilmesi, bu yüzden toprağın “sermaye” haline gelememesi… Tarihçi Suraiya Faroqhi’ye göre, Tanzimat devrinde Cevdet Paşa’nın Arazi Kanunnamesi ile özel mülkiyete geçilecek ve tarımda verimlilik artacaktır.

Merhum hocamız Mehmet Genç’e göre, ikta ve müsadere sistemi sermaye birikimini engelledi. Kanuni zamanında Avrupa demografik ve iktisadi bakımdan Osmanlı’nın 4-5 katı büyüklükteydi.

Günümüze de doğru bakabilmek için bu sorunlar ne kadar önemli, değil mi?

Geri kalma sebeplerini “ulema devlet ittifakı” kavramıyla izah eden Kuru, diğer faktörleri ihmal ettiği için eleştirilebilir fakat araştırma konusu bu.

Mutlaka okunması gerekli bir eser.

whatsapp-image-2026-04-28-at-00-21-48.jpeg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar