İran’daki kızıl elmalar
Zemin bozuk. Bozuk değil kaygan. Hatta ‘kaypak’ diyesim geliyor.
Bunun zamanımızdan kaynaklandığını zannetmiyorum. Eski kaypaklıklar unutuluyor biz de şahit olduğumuz kötülükleri ‘zamane’ye yazıyoruz.
Bir rivayet var. Bahsetmişimdir. Havva anamız ‘nesil bozuldu’ dermiş.
Saçma bir soru soralım burada, sahih mi rivayet?
Muhaddisler o kadar teknik geliştirmişler, metotlar bulmuşlar, senetlerdeki ravileri cerh ve tadil etmişler, yani noksanı olan ravilerin noksanlarını, adil olan ravilerin adaletini sayıp dökmüşler, metnin fesahatine, belagatine dair ölçüler koymuşlar, Peygamberimiz Arabın en fasihidir, cümlelerinde bozukluk asla olmaz, yine de muhaddislerin kitaplarına aldıkları hadislerin sıhhati tartışılıyor.
Tartışanlar haklı mı?
Eğer nesil Havva anamızdan itibaren bozulmaya başladıysa haklı.
Havva anamıza isnat edilen bir rivayeti tetkik edecek bir ilim zaten yoktur. Uydurma diyelim geçelim ama uyduran güzel uydurmuş.
Nesil Havva anamızın zamanında bozulmaya başladıysa şimdi etrafta düzgün insan aramanın da alemi yok. Hele siyasetçilerin, devlet ricalinin arasında.
Yemin etsen başın ağrımaz, asla bulamazsın, yok. Ama sen yine de yemin etme. Yalancılar yemin sever.
Trump’ın sözüne güvenilir birisi olmasını bekleyen var mıdır?
Ya da Netanyahu’nun?
ABD, İsrail ve Rusya’nın dürüst olmak gibi bir gayeleri var mı? Ya da İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların?
Dünyada hangi siyasetçi dürüst olmayı hedefliyor?
Hiçbiri.
Dürüst görünmeyi hedeflerlerdi eskiden artık onu da bıraktılar.
İran dahil mi?
Dürüst olmamak için en çok gerekçesi olan şu anda her halde İran’dır.
Yok etmek için bütün güçleriyle saldırıyorlar. Canına kastediyorlar.
O da var olmak için bütün gücüyle direniyor.
Şu anda İran’dan da dürüstlük beklemenin bir karşılığı yok.
ABD İran’ı müzakereyle meşgul etmiş.
Herhalde anlaşacaklar. Ya da ABD yalandan saldıracak. Savaş ödevi üzerinden sakıt olacak kadar.
Sonra dağılacaklar.
Müzakerelere oturup oturup kalkmaları, sonra yeniden oturmaları öyle bir izlenim veriyordu.
Müzakere, nükleer bomba, şu füzesi, bu roketi, hepsi yalanmış.
İki oturum arasında İran’ın tepesine bindiler.
Şimdi Trump’ı ya da ABD delegasyonunu ‘yalancı’lıkla itham edelim.
Ettik, ne olacak?
Adamların utanması mı gerekiyor?
Türkiye’de gördünüz mü söylediği yalandan dolayı utanan siyasetçi?
Görmediniz.
Amerika’da da göremezsiniz.
Bizde kaldırılmıştı. Trump’tan sonra Amerika’da da utanma kaldırıldı.
İran Türkiye’ye füze atmış olabilir mi?
İran normal şartlarda atmaz. Türkiye’ye füze atmanın menfaatine olmadığına aklı erer.
Ama delinin biri atar.
İran’da her devlet ricaline bir köstebek tahsis etmişler. Yıllardır köstebekle yatıp kalkıyorlar.
İsrail trafik ışıklarını bile ‘hek’lemiş.
Mollaları da ‘hek’lemiş olabilirler.
(Bizde bile var, ‘hek’lenmiş gibi konuşan mollalar.)
ABD’nin eski planlarından biriydi. 90’ların sonuna doğru Milliyet’te okumuştum. ABD’nin 2000’lerle ilgili seçenekler arasında “Türkiye’nin genç lideri İran’la savaşa girer” de vardı.
Türkiye’yle İran’ı savaştırmak ABD ve İsrail için kızıl elma gibi bir şey.
Bizim mezhep misyonerleri de gece gündüz fitne bıçağını bilemekle meşgul.
İran şöyle yanlış yaptı, böyle Şii, böyle batıl…
İyi de sen ABD’nin sana uzattığı lolipopu yalarken daha batılsın.
Kızıl elma demişken şunu da soralım.
İran Nahcivan’a füze atmış mıdır?
Azerbaycan İsrail’le fazla içli dışlı. Buna rağmen, eğer attıysa, İran’ın bu akl-ı selim işi değil.
Çünkü Azerbaycan’a füze atmak başka bir kızıl elmaya hizmet eder.
O kızıl elma ABD’nin “Güney Azerbaycan” rüyasıdır. İran’dan büyük bir parça koparmaktır.
Devrimden beri 47 sene her gece bu rüyayı gördüler. Muvaffak olamadılar.
Şu anda devam eden ABD-İsrail saldırıları İran’ı ABD hegemonyasının kapsamına dahil etme hedefine kilitlidir.
Çin ve Rusya?
Onlar nazik abiler. Köşede dikilirler. Ütülü pantolonlarıyla, çiçekli gömlekleriyle olan biteni keserler. Çakal tavuğu yedikten sonra lüzumsuz yorumlar yaparlar.


