1. HABERLER

  2. ÜMMET COĞRAFYASI

  3. İRAN

  4. İran Yüksek Güvenlik Konseyi: Zafer tamamlanmadı, birlik korunmalı
İran Yüksek Güvenlik Konseyi: Zafer tamamlanmadı, birlik korunmalı

İran Yüksek Güvenlik Konseyi: Zafer tamamlanmadı, birlik korunmalı

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, “zafer” ilan ederken sürecin henüz tamamlanmadığını belirterek, detayların netleşmesine kadar halkın birlik ve dayanışmasını koruması çağrısında bulundu.

A+A-

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi bildirisinin tam metni;

Düşman, İran milleti aleyhine yürüttüğü haksız, yasa dışı ve suç niteliğindeki savaşta inkâr edilemez, tarihî ve ezici bir yenilgiye uğramış ve İslam Devrimi’nin şehit lideri Hazret Ayetullah el-Uzma İmam Hamenei’nin (selamullahi aleyh) pak ve mukaddes kanının bereketiyle, İslam Devrimi Yüce Lideri ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Hazret Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei’nin (Allah onu korusun) tedbirleri ve İslam savaşçılarının cephelerdeki mücadelesi ve yiğitliği sayesinde ve özellikle, siz aziz milletin savaşın ilk günlerinden itibaren sahnedeki tarihî, kalıcı ve destansı varlığı sayesinde, İran büyük bir zafere ulaşmış ve suçlu Amerika’yı kendi 10 maddelik planını kabul etmeye zorlamıştır ki bu planda Amerika, prensip olarak saldırmazlığı garanti etmeyi, Hürmüz Boğazı üzerindeki İran kontrolünün devamını, zenginleştirmeyi kabul etmeyi, tüm birincil ve ikincil yaptırımların kaldırılmasını, Güvenlik Konseyi ve Yönetim Kurulu’nun tüm kararlarının sona erdirilmesini, İran’a tazminat ödenmesini, ABD muharip güçlerinin bölgeden çekilmesini ve Lübnan’daki kahraman İslami direnişe karşı olanlar da dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın durdurulmasını taahhüt etmiştir. Bu zaferi tüm İran halkına tebrik ediyor ve bu zaferin ayrıntılarının kesinleşmesine kadar yetkililerin dirayeti ve İran halkının birlik ve beraberliğinin korunmasına ihtiyaç olduğunu vurguluyoruz.

İslamî İran, Lübnan, Irak, Yemen ve işgal altındaki Filistin’deki cesur direniş mücahitleriyle birlikte son 40 gün içinde düşmana öyle darbeler vurmuştur ki dünya tarihinin hafızası bunu asla unutmayacaktır. İran ve direniş ekseni, insanlığın en vahşi düşmanlarına karşı şeref ve insanlığın temsilcileri olarak, tarihî bir savaşın ardından onlara unutulmaz bir ders vermiş ve onların güçlerini, imkânlarını, altyapılarını ve tüm siyasi, ekonomik, teknolojik ve askerî sermayelerini öyle bir darmadağın etmiştir ki düşman şimdi çöküş ve çaresizlik içine düşmüş ve büyük İran milletinin ve onurlu direniş ekseninin iradesi karşısında teslim olmaktan başka bir yol görmemektedir. Düşmanların bu zalim savaşı başlattıkları ilk gün, kısa sürede İran üzerinde tam askerî hâkimiyet kuracaklarını ve siyasi ve toplumsal istikrarsızlık yaratarak İran’ı teslim alacaklarını düşünüyorlardı. İran’ın füze ve İHA ateşinin hızla söneceğini sanıyor ve İran’ın kendi sınırlarının ötesinde ve tüm bölge çapında bu kadar güçlü bir karşılık verebileceğine inanmıyorlardı. Kötü niyetli küresel Siyonizm, cahil ABD başkanını bu savaşın İran’ın işini bitireceğine ikna etmişti ve insanlık ve beşeriyetin bu son kalesini ortadan kaldırarak bundan sonra istedikleri herkese karşı rahatça her türlü suçu işleyebileceklerini düşünüyorlardı. Sevgili İran’ı parçalayacaklarını, petrolünü ve zenginliğini yağmalayacaklarını ve sonunda İranlıları uzun yıllar boyunca kaos, istikrarsızlık ve güvensizlik içinde bırakacaklarını hayal ediyorlardı.

İslam’ın yiğit savaşçıları ve direniş eksenindeki cesur müttefikleri, imamlarının şehadeti nedeniyle kalpleri yaralı ve paramparça olmasına rağmen, Yüce Allah’a dayanarak ve şehitlerin efendisine uyarak, bu düşmanlara bir kez ve herkes için tarihî bir ders verme, geçmişteki tüm suçlarının intikamını alma ve düşmanın bir daha asla aziz İran’a saldırmayı düşünemeyeceği ve büyük İran milleti karşısında tam anlamıyla zillet ve aşağılanmayı tadacağı bir ortam oluşturma kararı aldılar.

Bu stratejiyle ve ülkede oluşan eşi benzeri görülmemiş siyasi ve toplumsal birlikten güç alarak İran ve direniş, Amerika ve Siyonist rejime karşı tarihin en ağır birleşik savaşlarından birini başlatmış ve bu süre zarfında bu savaştan hedefledikleri tüm amaçlara ulaşmışlardır. İran ve direniş, Amerika’nın bölgedeki askerî makinesini neredeyse tamamen yok etmiş, düşmanın yıllar boyunca bu savaş için bölgede kurduğu ve çevresine konuşlandırdığı çok sayıda altyapı ve imkâna ezici ve derin darbeler indirmiş, bölgesel ölçekte suçlu Amerikan ordusuna ağır kayıplar verdirmiş, işgal altındaki toprakların içinde düşmanın güçlerine, altyapısına, imkânlarına ve varlıklarına ağır ve yıkıcı darbeler vurmuş ve tüm cephelerde alanı düşman için öyle daraltmıştır ki düşmanın hiçbir temel hedefi gerçekleşmemekle kalmamış, savaşın başlamasından yaklaşık 10 gün sonra düşman bu savaşı asla kazanamayacağını anlamış ve bu nedenle çeşitli kanallar ve yöntemlerle İran’la iletişim kurmaya ve ateşkes talep etmeye başlamıştır.

İran’ın onurlu milleti bilmelidir ki evlatlarının mücadelesi ve sahnedeki tarihî varlıkları sayesinde düşman bir aydan fazla süredir İran ve direnişin şiddetli ateşini durdurmak için yalvarmaktadır; ancak ülke yetkilileri, savaşın başından itibaren hedeflerin gerçekleşmesine kadar sürdürülmesine karar verildiği için, bu taleplerin hepsine olumsuz cevap vermiş ve savaş bugün kırkıncı gününe kadar devam etmiştir. Ayrıca İran, ABD başkanı tarafından sunulan birçok ültimatomu reddetmiş ve düşmanın hiçbir ültimatomuna önem vermediğini vurgulamaya devam etmektedir.

Şimdi büyük İran milletine müjde veriyoruz ki savaşın neredeyse tüm hedefleri gerçekleşmiş ve sizin cesur evlatlarınız düşmanı tarihî bir acziyete ve kalıcı bir yenilgiye sürüklemiştir. İran’ın, tüm milletin tam desteğini arkasına alan tarihî kararı, bu savaşı gerektiği sürece sürdürmek ve büyük kazanımlarını pekiştirerek bölgede İran ve direnişin gücünün ve hâkimiyetinin kabulüne dayalı yeni güvenlik ve siyasi dengeler oluşturmaktır.

Bu doğrultuda ve İslam Devrimi Yüce Lideri Hazret Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei’nin (Allah onu korusun) tedbiri ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin onayıyla ve savaş alanında İran ve direnişin üstünlüğü ile düşmanın tüm iddialarına rağmen tehditlerini uygulayamaması ve İran halkının tüm haklı taleplerini resmen kabul etmesi dikkate alınarak, ayrıntıların kesinleşmesi için görüşmelerin İslamabad’da yapılmasına ve en fazla 15 gün içinde sahadaki İran zaferinin ayrıntılarının siyasi müzakerelerde de kesinleşmesine karar verilmiştir.

Bu çerçevede İran, düşman tarafından sunulan tüm planları reddederek 10 maddelik bir plan hazırlamış ve Pakistan aracılığıyla Amerikan tarafına sunmuş, bu planda Hürmüz Boğazı’ndan kontrollü geçişin İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde sağlanması (ki bu durum İran’a benzersiz bir ekonomik ve jeopolitik konum kazandırmaktadır), direniş ekseninin tüm unsurlarına karşı savaşın sona erdirilmesi (ki bu, çocuk katili İsrail rejiminin saldırganlığının tarihî yenilgisi anlamına gelecektir), ABD muharip güçlerinin bölgedeki tüm üs ve konuşlanma noktalarından çekilmesi, Hürmüz Boğazı’nda İran’ın kontrolünü garanti altına alacak şekilde güvenli geçiş protokolü oluşturulması, İran’a tam tazminat ödenmesi, tüm birincil ve ikincil yaptırımların ve Güvenlik Konseyi ile Yönetim Kurulu kararlarının kaldırılması, İran’ın yurt dışındaki tüm dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ve nihayetinde tüm bu hususların bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanması gibi temel noktalara vurgu yapmıştır. Bu kararın kabul edilmesinin tüm bu anlaşmaları uluslararası bağlayıcı hukuk haline getireceği ve İran milleti için önemli bir diplomatik zafer oluşturacağı belirtilmelidir.

Şu anda Pakistan Başbakanı, İran’a Amerikan tarafının tüm görünürdeki tehditlere rağmen bu ilkeleri müzakerelerin temeli olarak kabul ettiğini ve İran milletinin iradesine teslim olduğunu bildirmiştir. Bu doğrultuda en üst düzeyde, İran’ın iki hafta süreyle ve yalnızca bu ilkeler temelinde İslamabad’da Amerikan tarafıyla müzakereler yürütmesine karar verilmiştir. Bunun savaşın sona erdiği anlamına gelmediği ve İran’ın savaşı ancak 10 maddelik plandaki ilkelerin kabulüne uygun olarak ayrıntılar da kesinleştirildiğinde sona ermiş sayacağı vurgulanmaktadır.

Bu müzakereler, Amerikan tarafına karşı tam bir güvensizlik içinde, 21 Farvardin Cuma günü İslamabad’da başlayacak ve İran bu müzakereler için iki haftalık süre ayıracaktır. Bu süre tarafların mutabakatıyla uzatılabilir. Bu süre zarfında tam ulusal birliğin korunması ve zafer kutlamalarının güçlü şekilde sürdürülmesi gerekmektedir. Mevcut müzakereler ulusal bir müzakere olup sahadaki mücadelenin devamıdır ve tüm halkın, elitlerin ve siyasi grupların bu sürece güven duyması, destek vermesi ve her türlü ayrıştırıcı açıklamadan kesinlikle kaçınması gerekmektedir. Eğer düşmanın sahadaki teslimiyeti müzakerelerde kesin bir siyasi kazanıma dönüşürse bu büyük tarihî zaferi birlikte kutlayacağız; aksi takdirde İran milletinin tüm talepleri gerçekleşene kadar sahada omuz omuza savaşmaya devam edeceğiz. Ellerimiz tetikte olup düşmandan en küçük bir hata gelmesi halinde tam güçle karşılık verilecektir.

Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi
08 Nisan 2026

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.