
"Hayret"in İzinde/Nesip OSMANOĞLU
Buradaki amacım, dünyaya kesin cevaplar dağıtmak ya da hayatın karmaşasını birkaç cümlelik hükümlerle açıklamak değil. Aksine, bildiklerimizin sınırında durup bilmediklerimize doğru biraz daha cesaretle bakabilmek; cevapların bizi susturduğu yerde sorular
Nesip OSMANOĞLU / Ufkumuzhaber
Her hafta, hayatın içinden yükselen bir sorunun, içimizde sessizce büyüyen bir hayretin, farkına varamadığımız bir eksikliğin ya da peşini bırakmadığımız bir hakikat arayışının izini süren kısa bir denemeyi paylaşacağım. Bazen aklın sorduğu ve cevabını bulmak için bizi düşüncenin derinliklerine çağırdığı soruların peşine düşeceğiz; bazen kalbin sustuğu yerde başlayan o uzun sessizliği dinleyeceğiz. Bazen de gözümüzün önünde duran fakat alışkanlıklarımız yüzünden görmeyi unuttuğumuz şeylere, görünenin ardında saklanan görünmeyene ve apaçık sandığımız hakikatin üzerindeki ince perdelere bakacağız.
Buradaki amacım, dünyaya kesin cevaplar dağıtmak ya da hayatın karmaşasını birkaç cümlelik hükümlerle açıklamak değil. Aksine, bildiklerimizin sınırında durup bilmediklerimize doğru biraz daha cesaretle bakabilmek; cevapların bizi susturduğu yerde soruların yeniden konuşmasına izin vermek. Çünkü bazen insanı hakikate yaklaştıran şey bulduğu cevap değil, doğru sorunun karşısında duyduğu hayrettir. Bir sorunun peşine düşmek, yalnızca bir cevaba ulaşmak değil, o sorunun bizi içeriden değiştirmesine razı olmaktır.
Bu yüzden her denemede dünyaya biraz daha dikkatle, insana biraz daha derinden, kendimize biraz daha dürüstçe ve hakikate biraz daha açık bakmaya çalışacağız. Gündelik hayatın sıradan görünen ayrıntılarında saklı olan anlamı arayacak; alıştığımız şeylerin içindeki şaşırtıcı hakikati, susturduğumuz soruların içindeki sesi ve bazen de eksiklik sandığımız şeylerin bize açtığı imkânı birlikte düşüneceğiz. Çünkü insan çoğu zaman sahip olduklarıyla değil, kendisinde henüz tamamlanmamış olanla büyür; bazı boşluklar doldurulmak için değil, içimizde yeni bir ufuk açmak için vardır.
Belki bu yazılar bize her sorunun cevabını vermeyecek. Zaten hayatın bütün sorularını cevaplamak, insanın değil, ancak sonsuzluğun işidir. Fakat belki bazı soruları daha doğru sormayı, bazı sessizlikleri daha dikkatle dinlemeyi ve her gün yanından geçtiğimiz şeylere yeniden bakmayı öğretecek. Çünkü hakikat bazen uzaklarda aranacak büyük bir sır değil, bakışımızın değişmesiyle görünür hâle gelen yakın bir gerçektir.
Ve belki bütün bu yolculuğun sonunda anlayacağımız en önemli şey şudur: Bazı yollar bir yere varmak için değil, insanı yürürken dönüştürmek için vardır. Biz de her hafta, aynı yolun üzerinde bir adım daha atacağız. Bazen bir sorunun, bazen bir hayretin, bazen bir kelimenin, bazen de uzun bir sessizliğin peşinden giderek… Nereye varacağımızı önceden bilmeden, fakat yürüdükçe kendimizi ve dünyayı biraz daha başka türlü görmeye başlayacağımızı umarak.


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.