Dünyanın cehenneme çevrilmesi mi isteniyor; savaş buna yarar…
'Savaşları önleyen başkan’ olma iddiasıyla Nobel Barış Ödülü alma havesine kapılmış Donald Trump, Gazze’yi yerle bir etmiş yoldaşı Netanyahu’nun peşine takılarak İran’a saldırılarını başlattı.
Uluslararası ihtilaflarda en son başvurulacak yöntemdir savaş; öncesinde her yol denenir ve eğer başka bir çare kalmamışsa savaşa başvurulur…
Her ülkenin anayasasında savaş için parlamentolardan izin alınması gerekir…
İran’a İsrail-ABD saldırılarında durum ne?
ABD’de savaş için Kongre’den onay alındı mı?
Pek çok başka konuda olduğu gibi savaşla ilgili olan anayasal zorunluluğa uymak zorunda olduğunu hissetmiyor Trump.
Saldırılar için ileri sürülen sebep, İran’ın nükleer çalışmalarının atom bombası üretme amaçlı olduğu ve Tahran yönetiminin o noktanın çok yakınında bulunduğu…
Geçerli bir sebep mi bu?
Hayır. İran’da, Dini Lider Ali Hamaney yıllar boyunca, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan seçildiği günden başlayarak nükleer silah edinme niyetleri bulunmadığını açıkladıkları gibi, ülkenin Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı da günlerdir aynı teminatı verip duruyor…
Dahası da var: İran, Barack Obama’nın başkanlığı döneminde ABD’nin baskıları üzerine nükleer çalışmalarını uluslararası denetime açma izni veren bir anlaşmayı kabul etmişti. O anlaşmayı ilk başkanlığı sırasında Trump feshetti.
İsrail istediği için…
Uluslararası toplumun savaşı önleme çabaları sonucu olarak İran ile ABD arasında yine nükleer çalışmaların silaha dönüşmemesini sağlayacak yeni bir anlaşma için bir müzakere süreci başlatılmış, önce Oman’da, sonra da Viyana’da yürütülen müzakerelerde sonuç alma ihtimali ortaya çıkmıştı.
Müzakere sürecinin istenen sonuca ulaşmasının önü kesildi.
İranlılar tarafından değil, ABD tarafından…
Savaşa gidilmemek için başvurulabilecek makul yöntem henüz devre dışı kalmamış durumdayken…
Her yönüyle ‘meşruiyeti’ tartışmalı bir savaş, bu saldırılarla amaçlanan…
Daha ilk gününden aldığı biçime bakıldığında, İsrail-ABD cephesinin İran’daki hedeflere, İran’ın da İsrail’e ve bölgedeki Amerikan üslerine saldırılarıyla savaşın genişleyebileceğini düşünmek için pek çok sebep var.
İsrail-ABD cephesinin saldırılarla almak istediği yakın amaçlar var.
Mevcut rejimi değiştirmek gibi…
ABD saldırılarla İran’ın içinin karışmasıyla rejimin sonunun gelebileceği hesabındaydı; sokaklar ekonomik gerekçelerle hareketlenince bunun mümkün olabileceği beklentisine de girildi.
Ancak beklenen olmadı.
[Trump’ın Beyaz Saray’daki ilk yılında uyguladığı politikalar ve özellikle de ‘Epstein dosyası’ yüzünden kendisini oraya taşıyan MAGA taraftarları gözünde bile imaj kaybına uğradığı biliniyor. Kamuoyu yoklamaları, kasım ayında yapılacak seçimde Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin iki bölümünde de çoğunluğu kaybedebileceğini gösteriyor. Trump tabloyu lehine çevirme amacıyla da savaşa sarılmış olabilir.]
Ya savaşla da rejimin değişmesi mümkün olmazsa?
Bu soruya cevap aranırken, daha uzun vadeli sebepler arayışına girmek gerekiyor.
En önemli sebep, şaşırtıcı gelebilir ama, dini… Hem İsrail hem de ABD açısından böyle bir savaş için en önemli gerekçe, şu anda bu iki ülkede yönetim kademelerinde bulunanlar göz önünde tutulduğunda, dini…
Netanyahu ve savaş kabinesinde yer verdiği bakanları, Museviliğin en katı yorumuna sahipler. Onların inancına göre, dünyanın bir Mesih’e ihtiyacı var. Mesih de, bir kıyamet savaşı sonrasında görevini almak üzere dünyaya teşrif edecek…
Trump’ın yakın kadrosu da yine kendi inançları sebebiyle kendilerini İsrail’e yakın hissediyorlar. ‘Vaat edilmiş topraklar’ kavramını geçen hafta kullanan ABD’nin İsrail büyükelçisi, Hıristiyanlığın benzer inanca sahip bir koluna mensup…
Onlar da ‘Tanrı’ gözüyle baktıkları Hz. İsa’nın yine bir kıyamet savaşı sonucu dünyaya ineceğine inanıyorlar…
[Benzer bir inanç, bu defa ‘kayıp’ olduğuna inanılan 12. İmam’ın dünyada yeniden zuhuru beklentisine sahip Şii mezhebinde de söz konusu. Bu bilgi, İsrail-ABD cephesinin saldırılarına İran’ın Körfez ülkelerindeki hedeflere karşı-saldırılarını anlamaya yarayabilir.]
Akıl alır gibi değil, ama gerçek bu. Çok farklı yollarla önlenebilecek bir savaş olumlu sonuç almaya yakınlaşılmışken başlamışsa, akla gelebilecek makul açıklamalardan biri yine de bu.
[Bu tezi, Amerikalı yazar Grace Halsell Körfez Savaşı sırasında yazdığı, İsrail-ABD ittifakını ‘Hıristiyan Siyonizmi’ olarak tanımlayan, Türkçeye ‘Tanrı’yı Kıyamete Zorlamak’ adıyla çevrilen kitabında işlemişti.]
Umarım, çılgınca planlara dayalı bu savaşın daha da yayılmasını önlemek için aklı başında insanlar devreye girer…


