
Çiftyürek: Rojava’da entegrasyon adı altında yürütülen süreç asimilasyondur
DEM Parti Van Milletvekili ve Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Rojava ve Bakur’da yürütülen süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “entegrasyon” adı altında uygulanan politikaların asimilasyona dönüştüğünü savundu.
DEM Parti Van Milletvekili ve KKP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Rûdaw’a verdiği röportajda “entegrasyon” tartışmaları ve çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çiftyürek, yaptığı açıklamaların DEM Parti adına olmadığını, kendi görüşlerini ifade ettiğini belirterek Rojava’da yaşanan gelişmelerin “entegrasyon değil, asimilasyon” olduğunu ileri sürdü.
Rojava’da özellikle eğitim dili konusunda yaşanan tartışmalara dikkat çeken Çiftyürek, Kürtlerin kendi dillerinde eğitim talep ettiğini belirterek, Arapçanın zorunlu hale getirilmesini eleştirdi.
“Entegrasyon kurumlar üzerinden olmalı”
Entegrasyonun farklı biçimlerinin bulunduğunu ifade eden Çiftyürek, federal ve özerk yapıların kendi kurumlarını koruyarak merkezi devlet sistemiyle bütünleşebileceğini söyledi.
Irak Kürdistan Bölgesi’ni örnek gösteren Çiftyürek, federal yapı içerisinde kendi sivil ve askeri kurumlarının bulunduğunu belirterek, entegrasyonun kurumlar üzerinden gerçekleşmesi gerektiğini savundu.
Çiftyürek, Rojava ve Bakur’da Türkçe ve Arapçanın dayatılması şeklinde yürütülen politikaların ise entegrasyon olarak nitelendirilemeyeceğini, bunun “asimilasyon” olduğunu söyledi.
“Kürtler kendi topraklarında yaşıyor”
“Entegrasyon” kavramının göçmenler açısından kullanılmasının daha doğru olduğunu ifade eden Çiftyürek, Kürtlerin kendi topraklarında yaşayan bir halk olduğunu vurguladı.
Çiftyürek, Kürtlerin ayrılmadan ancak kendi kurumları, dili ve kültürleriyle siyasi sistem içerisinde yer almak istediğini belirterek, bunun özerklik, federalizm veya konfederalizm gibi modellerle mümkün olabileceğini söyledi.
“Silahların bırakılmasını destekliyoruz”
Çözüm sürecine ilişkin de konuşan Çiftyürek, silahların bırakılmasına karşı olmadıklarını belirterek, Bakur’da silahların bırakılmasını desteklediklerini söyledi.
Ancak silahların bırakılmasının ardından sivil siyasetin zayıflatılmaya çalışıldığını savunan Çiftyürek, Kürtlerin demokratik ve barışçıl yollarla ulusal taleplerini dile getirmeye devam edeceğini ifade etti.
Amedspor üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Çiftyürek, spor kulüplerinin kimliklerinin bulunduğunu belirterek, Amedspor’un Kürt kimliğinin Türkiye tarafından kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
Kürt siyaseti için üç temel talep
Çiftyürek, Kürt siyaseti açısından üç temel talebin öne çıkarılması gerektiğini belirtti. Bu talepleri şöyle sıraladı:
Kürt halkının varlığının anayasal güvence altına alınması,
Kürtçenin seçmeli ders yerine eğitim dili olması,
Belediyelerin ve yerel yönetimlerin özerkliğinin güçlendirilmesi.
Bu üç başlığın “hayati önem taşıdığını” belirten Çiftyürek, Kürt siyasetinin ortak bir tutumla bu talepler üzerinde durması halinde sonuç alınabileceğini savundu.
“Irkçı saldırıların önü alınmalı”
Halkın çözüm sürecine yaklaşımına ilişkin de konuşan Çiftyürek, özellikle mevsimlik işçilerle yaptığı görüşmelerde ekonomik sorunların yanı sıra Kürt meselesinin de gündeme getirildiğini söyledi.
Çiftyürek, Türkiye’nin farklı kentlerinde Kürtlere yönelik ırkçı saldırıların devam ettiğini öne sürerek, kalıcı barış ve demokrasi için bu saldırıların önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.
Devletin öncelikle ırkçılıkla mücadele etmesi gerektiğini savunan Çiftyürek, Kürtlerin dil ve kimlik taleplerini demokratik yollarla dile getirmesinin önünün açılması çağrısında bulundu.


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.