1. YAZARLAR

  2. Mehmet Y. Yılmaz

  3. Bir tuhaf suç örgütü: Kuran serbest, üyeler tutuklu!
Mehmet Y. Yılmaz

Mehmet Y. Yılmaz

Bir tuhaf suç örgütü: Kuran serbest, üyeler tutuklu!

A+A-

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tanımlamasıyla “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” kurucu ve yöneticisi olan Aziz İhsan Aktaş’ın hesaplarına konulan blokaj kaldırılmış.

Söz konusu “suç örgütü” soruşturması nedeniyle Beşiktaş, Esenyurt, Avcılar, Ceyhan Seyhan Belediye Başkanları ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı tutuklanarak, görevden alınmışlardı, hatırlarsınız. Esenyurt Belediye Başkanı ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı daha sonra tahliye edildiler ancak halen görevlerine iade edilmediler.

Türklerin balık hafızalı olduğuna inanan bir rejim altında yaşıyoruz; belli ki adliyemiz de böyle düşünenler kervanında kendisine bir yer kapmayı başarmış.

Onun için zaman zaman olayları hatırlatmak gerekiyor.

Önce şunu belirteyim ki bu yazacaklarım, savcılığın iddiasıdır. Mahkeme kararıyla kesinleşmemiş iddialar nedeniyle kimseyi peşinen suçlu ilan etmemeliyiz. Aziz İhsan Aktaş da söz konusu belediye başkanları da peşinen suçlu ilan edilemez.

Ancak bu yazıyı yazmama neden olan şey, adaletin tecellisi meselesinde adamına göre muamele yapıldığını düşünmem

Savcılığın belediye başkanlarını tutuklayıp, hapse atmasına neden olan şey “Aziz İhsan Aktaş’ın bir suç örgütü kurup, yönettiği” iddiasıydı.

“Çıkar amaçlı suç örgütünü” kurup yönettiği iddia edilen kişi, örgüte adı verilen kişidir.

Bu örgüt ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet ve nüfuz ticareti, nitelikli dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik ve suçtan elde edilen gelirlerin aklanması ile suçlanıyor.

Bu amaçla paravan şirketler kurmuş, resmi olmayan bağlantılar için aracılar kullanmış, paranın takibini zorlaştırmak için finansal tedbirler almışlar.

Tekrarlıyorum, bunlar henüz iddiadır; kesinleşmiş hüküm değil.

Aziz İhsan Aktaş’ın, daha sonra etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla bazı ifadeler verdiği ileri sürüldü, bu ifadeler belediye başkanlarının tutuklanıp, görevden alınmalarına yol açtı.

Aziz İhsan Aktaş’ın etkin pişmanlıktan yararlanıp yararlanamayacağına karar verecek olan yargılamayı yapacak olan mahkemedir. Savcılık etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını isteyebilir ancak mahkeme şartların yerine gelip gelmediğine bakarak kararını verir.

Adamına göre hareket edildiğini düşünmemin nedeni de bu: Bir suç örgütü kurduğu ve belediye başkanlarıyla iş tuttuğu iddia edilen bir “suç örgütü yöneticisi” var.

Bu kişi serbest, tutuksuz yargılanıyor. “İş tuttuğu” iddia edilen belediye başkanları tutuklu.

Bu kişiye yöneltilen suçlamalardan biri suç gelirlerini aklamak. Ve hesaplarına bu nedenle konulan blokaj, kaldırılmış.

Bu kararı verebilecek merci, kovuşturma aşamasında olduğumuza göre yargılamayı yapan mahkeme olmalı.

İlginç bir durum: Suç örgütü kurucusu olduğu ve suç gelirlerini akladığı iddia edilen kişi, tutuksuz yargılanıyor, parasına puluna ulaşma imkânı var.

Ancak bu dosyada yer alan “halkın seçtiği kişiler” tutuklu.

Aziz İhsan Aktaş, iyi insandır, kötü insandır, suçludur, suçsuzdur diyebilecek bilgiye sahip değilim.

Buna karar verecek merci de ben değilim.

Ancak aynı dosyada, suç örgütü kuran, suç örgütüne ismi verilen kişinin serbest, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu olması tuhaf değil mi?

***

Mahkemenin “önündeki karar” neden bekliyor?

Selahattin Demirtaş ile ilgili kararın hâlâ “mahkemenin önünde” olmasının nedeni, görevli hâkimlerin Anayasa’yı ve kanunları bilmiyor olması değil. O zaman geriye bir tek şey kalıyor: Mahkeme, kararın gereklerini yerine getirmek için bir emir bekliyor!

Tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş

Selahattin Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen son hak ihlali ve tahliye kararları, Kasım 2025 itibarıyla kesinleşmişti.

Kararın kesinleşmesi üzerine sâkıt Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AİHM kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından değerlendirileceğini açıklamış, “Karar mahkemenin önünde, hep birlikte sonucunu bekleyeceğiz” demişti.

Bakan, bu sözleri 9 Kasım 2025 günü söyledi.

O gün bugündür “hep birlikte sonucu beklemeye” devam ediyoruz!

Bu arada Adalet Bakanı bile değişti, nisan ayı ile 5 ay olacak, karar hâlâ “mahkemenin önünde” duruyor!

Bu beş ay içinde TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da bir rapor yayınladı.

TBMM Komisyonu, “AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının sağlanmasını” tavsiye etti.

Bu da kendi başına ilginç bir durumdu aslında.

TBMM komisyonu, yürütme organına Anayasa’nın çok açık hükmünün uygulanmasını tavsiye etti!

Aslına bakarsanız, Demirtaş, AİHM’nin ihlal kararını verdiği gün serbest kalmalıydı.

Kişi özgürlüğü ile doğrudan ilişkili olduğu için mahkemenin “Biz İngilizce kararı okuyup anlayamadık, çevrilmesini bekleyeceğiz” demeye bile hakkı yoktur.

Önce karar uygulanır, ihlal ortadan kaldırılır, gerisine sonra bakılır.

Selahattin Demirtaş ile ilgili kararın hâlâ “mahkemenin önünde” olmasının nedeni, görevli hâkimlerin Anayasa’yı ve kanunları bilmiyor olması değil.

Böyle bir şey düşünülemez bile.

Geriye bir tek şey kalıyor: Mahkeme, kararın gereklerini yerine getirmek için bir emir bekliyor!

Evet, bizim hukukumuzda mahkemelere kimse emir veremez ama belli ki mahkemelerin emir beklemesine bir engel yok!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar