1. YAZARLAR

  2. Bercan Tutar

  3. ABD ile İran’ın ‘3. yol’ seçeneği
Bercan Tutar

Bercan Tutar

ABD ile İran’ın ‘3. yol’ seçeneği

A+A-

ABD ve İran arasında İslamabad'da görüşme olup olmayacağı bu satırların yazıldığı saatte hâlâ netleşmemişti. Amerika tarafı görüşmelere istekli ve hazır olduğunu belirtirken İran kesin kararını vermemiş görünmeyi tercih ediyor. İran'ın Pakistan'a müzakereciler göndermeyeceği belirtilen açıklamalar daha çok resmi ajanslardan yapılıyor. Yetkili kişiler bu konuda henüz kesin bir beyanda bulunmuş değil.
Ancak ABD tarafı İslamabad'daki ikinci tür görüşmeler için dün dört uçak dolusu heyeti ve güvenlik birimlerini Revalpindi Havaalanı'na gönderdi. Pakistan'ın olağanüstü önlemleri yanında hem İran'ın hem de ABD'nin ek özel güvenlik tedbirleri alması dikkat çekiyor.
Öncelikle bu görüşmelerden umutluyum. Ama tablo ABD'nin lanse ettiği gibi tozpembe de değil. İki ülke arasında yarım asra yakın karşılıklı düşmanlık ve güvensizlik var. Bunun aşılması zaman alacak. Üstelik ABD'nin üst perdeden ve bazen tutarsız tavırları İranlı yetkililerin de işaret ettiği gibi diplomasiyi adeta sirk oyununa çeviriyor.

***

ABD'nin ileri sürdüğü şartlar ile İran'ın ileri sürdüğü şartlar öyle sanıldığı gibi uzlaşmaz değil. ABD tarafı asıl amacını perdelemek için nükleer program ile zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti ve Hürmüz Boğazı'nın açılması konularını öne çıkarıyor. İran da aynı şekilde gerçek amacı yerine ikincil konumdaki Hürmüz ve nükleer program konularını öne çıkarıyor.
Oysa bu dosyalarda ABD ve İran'ın uzlaşması çok kolay. ABD de İran da nükleer silah programının olmayacağı konusunda hemfikir. Sivil nükleer program konusunda da aynı kanaatteler. Zenginleştirilmiş uranyumun geleceğiyle ilgili tartışmalar burada kamuoyuna verilecek bir zafer karesi için devrede tutuluyor.
Hürmüz konusuna gelince; İran ve ABD bence "Memorandum of Understanding/MoU" denilen bir "mutabakat zaptı"na çok yakın. Yani asıl anlaşmaya ulaşana kadar görüşmelerin sürmesi konusunda geçici bir uzlaşıya varmayı kabule hazırlar. İlk görüşme de bunu gösterdi zaten. Hâliyle daha önce de değindiğim gibi iki taraf da "kazanamayacakları bir savaş ile kaybetmeyi göze alamayacakları bir barış süreci" ile karşı karşıya.

***

Uzlaşırlarsa İran da ABD de kazanır. İran siyasi ve ekonomik meşruiyet yanında askeri açıdan tam güvenlik arıyor. ABD ise jeopolitik hedeflerine ulaşmak istiyor. Hâliyle uzlaşamazlarsa İran ve ABD aynı anda ağır darbeler alır. Kazananlar ise Çin ve Rusya olur.
Amerikan müesses nizamı bu bağlamda İran dosyasını sadece savaştan ibaret görmüyor. İran'ı askeri yöntemlerle masaya oturtmanın zorluğunu anladı. Bu nedenle diplomasi ve ekonomik faktörleri devreye sokuyor. Görünen o ki ABD, İran'ı sisteme entegre etme konusunda hayli ciddi. Başka seçeneği de yok zaten. Batı Asya, Ortadoğu, Kafkasya, Hazar Havzası, Orta Asya, Türk dünyası ve Hint Okyanusu gibi alanlarda Rusya ve Çin'e karşı avantaj elde etmenin yolu İran ile uzlaşmaktan ve İran coğrafyasının sunduğu avantajlardan yararlanmaktan geçiyor.
Dolayısıyla ABD'nin İran coğrafyasının jeopolitik öneminden elde edeceği faydalar, Tahran'daki rejime vereceği tavizleri fazlasıyla telafi edecektir. Bu hedefe de ABD ancak iki yönlü müzakere seçeneğindeki sopa ve havuç stratejileri yerine "pastanın paylaşımı" ile nitelenen üçüncü yol seçeneğini devreye sokarak ulaşabilir. Amerikan tarafı bu seçeneği kabul edene kadar çatışma ve diplomatik restleşmeler sürecektir. Çünkü bu reel-politik gerçekler ABD'nin de İran'ın da irrasyonel talep ve ideolojik beklentilerini aşan bir determinizme sahip. Gidişat da bunu gösteriyor zaten.

Önceki ve Sonraki Yazılar