
"Süreçle ilgili oluşturulacak yasal çerçeve, demokrasinin önünü açacak ve güçlendirecek"
"Sürecin ilerlemesi, ilerletilmesi herkesin, halkımızın demokratik kamuoyunun da ortak beklentisi ve hedefidir. Toplumun öncelikli gündemi olan bu mesele elbette siyaset kurumunun da öncelikli gündemlerinden biri olmak durumundadır"
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, "çözüm sürecine" ilişkin, "Süreçle ilgili atılacak her bir adım, oluşturulacak yasal çerçeve, demokrasinin önünü açacak ve güçlendirecektir. Barış için atılacak yasal adımlar demokrasinin de güvencesi olacaktır. O yüzden bu sürecin tek bir boyuta indirgenmesi, sıkıştırılması doğru olmayacaktır. Daha geniş bir demokratikleşme ve özgürleşme perspektifinden sürece yaklaşmak, meseleyi ele almak gerekiyor" dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koçyiğit, sözlerine, bu sabah Malatya’da meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı.
Depremler için acil önlem alınması gerektiğini ifade eden Koçyiğit, "Biliyorsunuz çok acı bir deprem gerçeği yaşadık ve yüz binlerce insanımızı yitirdik. Aynı acıları yaşamamak için hızlı bir şekilde hemen acilen herkesin sorumluluk alması gerektiğini yenilemek istiyorum" dedi.
"Bu ülkede genç olmak, ihmal edilmek demek"
Bu ülkede genç olmak aslında ihmal edilmek demek. Genç olmak güvencesizlik demek, geleceksizlik demek, barınamamak demek, çalışamamak demek, okurken çalışmak zorunda olmak demek ve mezun olduktan sonra da iş bulamamak, neredeyse üç harfli marketlerde kasiyer olmaya mahkum edilmek demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Oysa ki gençlik itirazdır, gençlik örgütlenmedir, gençlik gelecektir, gençlik hak aramaktır, gençlik ifadedir, gençlik aslında en büyük demokratik haklarını kullanan kesimdir. Ama ne yazık ki Türkiye'de gençliğin bütün bu haklarını kullanması yerine susması, itaat etmesi, biat etmesinin beklendiğini ifade etmemiz gerekiyor.
AKP hükümetinin üniversitelerin özerkliğini yok etmesi, üniversitedeki bilimsel, eleştirel düşünceye tahammül etmemesi, üniversite kulüplerinden tutalım da üniversitedeki kamusal alanların kullanımının önüne geçen politikaları hayata geçirmesi, kayyum rejimini üniversiteye sokmasının her birisi de aslında AKP'nin gençliğe, üniversiteye, özel eğitime nasıl baktığını bizlere açık ve net bir şekilde gösteriyor. O anlamıyla bugün gençlik nerede söz hakkını kullanıyorsa, nerede itiraz ediyorsa, nerede sokağa çıkıyorsa karşısında polisi buluyor, karşısında jandarmayı buluyor, karşısında kolluk güçlerini buluyor. Bunların yakın dönemde yaşanan birkaç örneğini de ifade etmek istiyorum: Özellikle ODTÜ'de öğrencilerin hedef gösterilmesi ve ardından gelen gözaltı ve tutuklamalara bakalım. Tam olarak gençliğin kriminalize edilmesi, hedef gösterilmesi ve kampüs içerisindeki bir eylem ve etkinliğin bile bir güvenlik soruşturmasına konu edilmesinin en tipik örneklerinden birini oluşturuyor.
Bugün gençliği bir özne olarak değil, bir risk olarak gören bir yaklaşımı Türkiye'de yaymaya çalışan bir anlayış olduğunu görüyoruz. O anlamıyla sadece sokaklarda, kampüslerde, yaşam alanlarında değil, aynı zamanda dijital mecralarda da gençliğin kuşatılmaya çalışıldığını ifade ve örgütlenme hakkının engellenmeye çalışıldığını açık ve net görüyoruz. Öğrenci derneklerinin, öğrenci topluluklarının birçok gençlik örgütünün X ve Instagram hesaplarının kısıtlanması bunun en açık göstergelerinden birisidir. Bu nedir? Aynı zamanda aslında bir içerik sorunundan ziyade bir ifade özgürlüğünün engellenmesi, örgütlenme hakkının ve siyasal katılım hakkının engellenmesi olarak görmemiz gerekiyor.
"Sayın Bahçeli’nin önerdiği bazı somut adımlar sürecin ilerletilmesi açısından önemli"
Türkiye'nin en önemli siyasal gündemlerinden birinin de çözüm sürecinin seyri olduğuun vurgulayan Koçyigit, şunları kaydetti:
Süreci bütün toplum halkımız, kamuoyu ve tabii ki siz değerli basın emekçileri de yakından takip ediyorsunuz. Sürecin ilerlemesi, ilerletilmesi herkesin, halkımızın demokratik kamuoyunun da ortak beklentisi ve hedefidir. Toplumun öncelikli gündemi olan bu mesele elbette siyaset kurumunun da öncelikli gündemlerinden biri olmak durumundadır. Bu anlamda Sayın Bahçeli'nin önerdiği bazı somut adımlar sürecin ilerletilmesi açısından önemli.
"Siyasal seyrin yasal adımlarla ivmeye kavuşturulması gerekir"
Yine yürütme adına yapılan açıklamalar var. Bu açıklamalarda da yasal boyutun gündemde olduğuna dair sözler sürecin ivme kazanması bakımından önem arz etmektedir. Sürecin yürümesi, başarıya ulaşması için Sayın Öcalan başta olmak üzere tüm muhataplar gerçek anlamda bir çaba içerisindedir. Var olan sıkıntıların aşılması için siyasal iktidarın ve bir bütün olarak meclisin devreye girmesi ve hızlı bir şekilde gecikmeden rolünü oynaması gerekir. İkinci aşamanın yasal gerekleri ortadadır ve bunlar görmezden gelinemez. Siyasal seyrin yasal adımlarla ivmeye kavuşturulması gerekir. Siyasal çerçevenin yasal çerçeveye kavuşturulması ve bu sürecin aciliyetini ifade etmek gerekiyor. Barışın hukuka ihtiyacı var. Barışın hukuka derhal ihtiyacı var.
Bu anlamda meclis komisyon raporu aslında gereken yasal adımları, atılması gereken adımları, yapılması gerekenlerin yol haritasını çok açık ve net bir şekilde hem meclis için hem de yürütme için ortaya koymuştur. Hepimiz açısından yol haritası niteliğindedir. Bağlayıcı niteliktedir. En nihayetinde o rapora her birimiz imza koyduk. Yine önermiş olduğumuz barış izleme ve takip mekanizması kurulması gerektiğini de bir kez daha ifade etmek istiyoruz buradan. İktidarından muhalefetine, Kürdünden, Türküne, farklı inançlardan herkese ilaç gibi gelecek olan bu sürecin demokratik yasal çerçeve ile taçlandırılması ve nihayete ermesi gerekiyor. Bunun için de hep beraber çalışmak gerekiyor tabii ki.
"Gözler mecliste, gözler iktidarda, gözler atılacak yasal adımlarda, pratik adımlarda"
Türkiye'nin kalıcı barışa ihtiyacı olduğunu ifade eden Koçyiğit, sözlerini şöyle tamamladı:
Yürütmenin iktidarıyla, muhalefetiyle, siyaset kurumunun, parlamentonun bu sürecin ilerletilmesi ve başarıya ulaştırılması için aktif olarak devrede olduğunu bütün toplum görmek istiyor. Gözler mecliste, gözler iktidarda, gözler atılacak yasal adımlarda, pratik adımlarda. Türkiye'nin kalıcı barışa, güçlü demokrasiye, gerçek adalete ve özgürlüğe ihtiyacı var. Süreçle ilgili atılacak her bir adım oluşturulacak yasal çerçeve demokrasinin önünü açacak ve güçlendirecektir. Barış için atılacak yasal adımlar demokrasinin de güvencesi olacaktır. O yüzden bu sürecin tek bir boyuta indirgenmesi, sıkıştırılması doğru olmayacaktır. Daha geniş bir demokratikleşme ve özgürleşme perspektifinden sürece yaklaşmak, meseleyi ele almak gerekiyor.
"Her sözümüzü eyleme zamanı çoktan geldi de geçiyor bile"
Yasal adımlar konusunda cesur olmak gerekiyor. Yasal adımlar atılırken bugünün koşullarından değil, gelecek açısından meseleye bakmak ve 86 milyona bu barışın getireceklerini, kazanımlarını görmek, oraya odaklanmak gerekiyor. DEM Parti olarak kalıcı barış için, güçlü demokrasi ve özgürlük için, herkese adalet için, demokratik siyasetin daha da büyümesi için, örgütlü bir toplumsal yaşam için üzerimize düşen tarihsel ve siyasal sorumluluğu sonuna kadar yerine getirmeye hazır olduğumuzu, bunun için kararlı olduğumuzu da buradan bir kez daha kamuoyuna ifade etmek istiyoruz. Bu süreç için her birimizin sorumluluk alması ve aldığımız sorumlulukları da hakkıyla yerine getirmesi gerekiyor. Artık mesele söz değil, eyleme dönüşmüş durumdadır. Her sözümüzü eyleme zamanı çoktan geldi de geçiyor bile.
ANKA


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.