İki CHP de geçmişini sahipleniyor

Yeni parti altı oku amblem olarak kullanmasa da yalnızca elbisesini çıkarmış oluyor, vücudunda bir değişiklik yaptıklarına dair bir açıklama görmedik.

Hayreddin KARAMAN - Yenişafak

CHP iktidara gelse neler olur?

Bu soruya cevabı bu partinin hem geçmişinden hem de şimdiki durumundan keşfetmeye çalışıyorum.

“Geçen geçti, parti değişmiştir” diyen olursa, cevabım şudur:

İkiye ayrıldıktan sonra da yaptıkları açıklamalarda partiyi baştan beri sahiplendiklerini ve eskisinin yaptıkları ile övündüklerini, bize göre yanlış ve zulüm olan fiillerine de mazeret uydurduklarını görüyoruz.

Reklam

Neler yaptılar sorusunun cevabı babından bazı şeyler yazmıştım, sıra camilere gelmişti. Yazımı okuyan eşten dosttan birçok mesaj aldım, parti iktidarda iken gasbettikleri, sattıkları, camilikten çıkarıp çeşitli kullanımlara tahsis ettikleri cami sayısı binleri geçiyor.

1950’den sonra da Taksim Camii başta olmak üzere birçok yerde cami yapımına karşı çıktıklarını biliyoruz.

Ayasofya’nın ibadete açılması, Çamlıca ve Kadıköy camilerinin yapımına da karşı mücadele ettikleri, üniversite kampüsleri, yurtlar ve okullarda mescid açılmasını istemedikleri herkesin malumudur.

Reklam

Baştan beri İmam Hatip okullarına, kamusal alanda başörtüsüne, İslam din dersine… karşı oldukları da acı hatıralarıyla birlikte hafızalarımızda yer etmiştir.

Bu partinin kuruluşundan bu yana yaptıklarını (bize göre yanlış ve zulüm olanlarını) bir daha yapmayacaklarına inanmamız için açıkça tevbe etmeleri, özellikle medeniyet, kültür, din ve laiklik konularında değişime uğradıklarını açıkça beyan etmeleri gerekiyor; CHP’siyle Yeni’siyle bunu yapacaklarına ise hiç ihtimal vermiyorum.

Şimdi bu partinin vazgeçmelerini beklemediğim ideolojisine bakalım:

İdolojiyi altı ok temsil ediyor.

Yeni parti altı oku amblem olarak kullanmasa da yalnızca elbisesini çıkarmış oluyor, vücudunda bir değişiklik yaptıklarına dair bir açıklama görmedik.

Altı okta neler vardı?

Kısa açıklamaları ile şunlar vardı:

Cumhuriyetçilik: Devlet yönetiminin halkın seçtiği temsilcilerden olması.

(Halkın serbest ve dürüst seçimlerle seçtiği temsilcilerden olmadı)

Milliyetçilik: Ülke ve millet sevgisi, birlik ve beraberlik.

(Milletin bir kısmını sevdiler, zorla değiştiremediklerini sevmediler, zulmettiler.)

Halkçılık: Herkesin kanun önünde eşit olması, sınıf farkının olmaması.

(Herkes kanun önünde eşit olmadı, cılız burjuvazi, ağalar, bürokratlar imtiyazlı oldular.)

Devletçilik: Ekonomide devletin ve halkın kalkınması için iş yapması.

(Devletçilik tarihin çöplüğündedir.)

Benim bu yazıda üzerinde durmak istediğim ise aşağıdaki son iki ilkeleridir.

Laiklik: Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması.

İnkılapçılık (Devrimcilik): Yeniliklere açık olmak ve çağdaşlaşmak.

Bu iki ilke hakkında genişçe bilgi aktarmadan önce halkçı CHP’nin halka yaptığı zulümden bir örnek vermek istiyorum:

Tek parti döneminde uygulanan Yol Mükellefiyeti Kanunu gereğince, 18-60 yaş arası erkeklerden para ya da yol yapımında bedeni çalışma yükümlülüğü isteniyordu. Parayı ödeyemeyenler, insan haklarına aykırı olan yasaya dayalı olarak yollarda çalıştırılıyordu. Nakit para bulamayan özellikle köylü kesim, tarım ve harman dönemine denk gelen zamanlarda yol şantiyelerinde kazma sallamak zorunda kalıyordu. Sağlığa elverişli olmayan şartlarda çalıştıkları için birçok kişi köyüne hasta olarak dönüyordu. Uygulama Demokrat Parti iktidarı döneminde 1952 yılında tamamen yürürlükten kaldırıldı.

Asıl konuyu gelecek yazıya bırakarak bir hatıramı aktarayım:

Rahmetli babam demirci, araba yapım ustası ve nalbant idi. Köylerde nallama işi yapar ve alacaklı olurdu, harman zamanı beni (13-15 yaşlarımda) alacak tahsili için köylere gönderirdi.

Reklam

Yaşı yol vergisine müsait olan köylüler köye bir jandarma geldiğini görürlerse hemen ıslık vb. ile uyarı yapıyor ve kaçıp uygun yerlere gizleniyorlardı. Bir köyde bulunduğum sırada atlı jandarmalar baskın yaptılar, köylüler sağa sola kaçıştılar, bir atlı jandarma peşine düştüğü bir genci ensesinin altından (elbiseden) yakaladı, kendisi attan inmeden genci sürükleyerek getirdi, o gencin ölüye dönmüş yüzünü unutamıyorum. Ellerini bağlayıp alıp götürdüler; CHP’nin halkçı iktidarı!

DÜŞÜNCE - YORUM - ANALİZ Haberleri

Kanunun Yetmediği Yer: Barışın Ahlaki Zemini
CHP Cumhuriyet’i nasıl kurmuş…
Cemaatten ve tarikattan siyasete, oradan da darbeye uzanan yollar
Hamaney'in cenazesinde neler yaşandı?
Zeki, Çevik ve Ahlaklı: Amedspordan Etnospora