Kürtçe, Kürdistan'dan daha kıymetlidir!
Çok uzun bir süreden beri kendime verdiğim bir sözü tutuyorum. Elimden geldiği kadar gündelik siyasete, herkesin konuştuğu “büyük” meselelere dair yazı yazmamaya çalışıyorum. Herkesin uzmanı olduğu bir meselede (Türkiye’de herkes siyaset, ekonomi ve futbol uzmanıdır, hatta o sırada gündem neyse onun uzmanıdır) ne söylersen söyle sözünü kimseye dinletemezsin; herkes kendi ideolojisinin mürididir artık.
Dolayısıyla mezkûr meselemiz üzerine; devam eden süreç, Suriye’de olup bitenler, bu hadiselerden mütevellit gidişatımıza dair yazmamaya, konuşmamaya çalışıyorum. Bunun birçok kişisel sebebi var, girmeyeceğim. Müsaadenizle son bir defa içimde birikenleri söyleyip sözü tekrar sevdiğiniz meselelere, edebiyata, şiire, tozlu raflarda kalmış insan portrelerine getireceğim, söz. Biliyorum bu yazdıklarımın da bir faydası olmayacak ama olsun! Ne zaman yarası derin, içi kanayan, cılk yaralarına sürecek bir merhem bulamayıp, sanki hekimmişim gibi koşup benden medet uman dostlarıma, sadece tek bir şey söylüyorum, “yaz, geçer” diyorum.
Yazalım bakalım, geçecek mi?



YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.