1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Dem Parti: Sınır kapıları açılmalı, Kobani’ye acil bir şekilde yardım ulaştırılmalı
Dem Parti: Sınır kapıları açılmalı, Kobani’ye acil bir şekilde yardım ulaştırılmalı

Dem Parti: Sınır kapıları açılmalı, Kobani’ye acil bir şekilde yardım ulaştırılmalı

.

A+A-

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Kobani'nin Suriye ordusu tarafından yeniden kuşatıldığına dikkat çekerek, insani krizin derinleştiği Rojava için acil yardım koridoru talep ederken, Türkiye’nin Kürtlerin statüsü konusunda stratejik bir karar vermesi gerektiğini vurguladı.

Parti Sözcümüz Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin DEM Parti Genel Merkezinde basın toplantısı düzenleyerek gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Bugün 26 Ocak Kobani’nin DAİŞ karanlığından kurtuluşunun yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “Kobani düşmedi, düşmeyecek!” diyen Sözcü Doğan, “Direnişin sembolü olan Kobani bugün yeniden kuşatma altında. Bugünkü kuşatma Suriye ordusuna bağlı güçler tarafından yapılıyor. Bu önemli noktanın altını defaatle çiziyoruz, çizmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. 

Kobani’nin özgürlüğünün, halkların özgürlüğü olduğunu; Kobani'deki kuşatmanın yarılmasının, savaşmak isteyenlerin boşa çıkarılması anlamına geldiğini kaydeden Ayşegül Doğan, ablukanın yarılması ve kuşatmanın dağıtılması için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerini kaydetti.

“Rojava’da sivil insanların yaşamı tehdit altındayken hiçbir duyarlı insan susamaz. Yaşanmış onca katliam ve zorla yerinden edilmeden sonra halkın isyan etmemesi mümkün değildir. Haklı itirazlara zorbalıkla yanıt verilmemelidir.” diyen Doğan, Suriye’de sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesine vurgu yaptı. 

Sözcü Doğan, Kobani’deki kuşatmanın kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, şu sözleri sarf etti:

“Suriye'deki Kürt bölgesini soluksuz bırakan insanlık dışı kuşatma artık son bulmalıdır. Çocukların donarak ölmesine kimse ama kimse seyirci kalmamalı. Bu bir sayı meselesi değil, can meselesidir. Bu kadar zor koşullarda bütün dünyanın gözü önünde donarak açlıktan, soğuktan ölmemeli çocuklar. Eğer çocuklar donarak ölüyorsa biz siyasetçiler ne yapıyoruz? Bu soruyu herkes kendine sormalı ve bunun önünü almalı. Endişeyle izlemek yetmez. Endişeyle izlemek yerine aktif bir pozisyon alarak tüm olanaklar insani yaşam koridorlarının açılması için değerlendirilmeli.”

Kapıların açılıp, Kobani’ye acil bir şekilde yardım ulaştırılması çağrısını yapan Doğan, “İnsani yardım koridoru bir an önce açılmalı. Sokaklardaki zorbalığa son verilmeli. Kürtlerin öfkesi kabartılmamalı ve bu kırılma derinleştirilmemeli.” açıklamasını yaptı. 

Ateş kesin önemine değinen Doğan, “Ateşkesin uzatılmasını son derece önemli buluyoruz. Bu süre zarfında mutabakatın hayata geçirilmesini sağlamak gerekiyor. Bunun için de tüm imkanlar, tüm olanaklar kullanılmalı. Zamana yayma, başka hesaplar için zaman kazanma ya da oyalama hesapları yapılmamalı. Tüm taraflar ortak mutabakata uygun davranmalı.” diye konuştu. 

Sözlerini Ankara’ya yönelten DEM Parti Sözcüsü Doğan, şu ifadeleri kullandı: 

“Son olarak şu noktanın da altını çizmek istiyorum. Sokaklarda haksız gözaltılar, tutuklamalar var. Demokratik protesto hakkını kullandığı için insanlar yalnızca gözaltına alınmıyor, tutuklanıyor da. Bundan vazgeçilmeli. Bir de kadınların saç örgüsü korkuttu belli ki. Buradan da bir suç icat edilmeye çalışılıyor. Kürtlüğün her türü suçtur diyorsunuz. Mesaj Kürtlere böyle ulaşıyor. Dünyanın dört bir yanında yaşayan Kürtler, yüzünü bugün Ankara'ya dönmüş olan Kürtler şu soruyu soruyor: Ankara Kürtlerin kazanımlarını böyle önemli bir tarihsel kırılma anında bir tehdit olarak mı kabul edecek, yoksa kendi kazanımı olarak mı görecek? Bu sorunun yanıtını vermenin ve bu kararı stratejik bir şekilde vermenin zamanı. Bizim isteğimiz, bu sorunun yanıtının stratejik bir şekilde demokratik bir çözümden yana verilmesi, kazanımların korunması için Ankara'nın sorumluluk üstlenmesidir. Buna hemen Mürşitpınar’ı açarak başlayabiliriz. Bunun için hemen haksız gözaltı ve tutuklamalara son vererek somut bir emare ortaya koyabiliriz. Bu demokratik tepkileri yasaklamak, onlardan korkmak, saçını ördüğü için insanları gözaltına alıp açığa almak yerine, kesilen saç örgüsüne karşı gösterilen tepkinin ve direnişin hangi karanlık zihniyete gösterildiğini anlamaya çalışmak gerekir. O zihniyet Türkiye'nin sınır komşusu olduğunda biz bunları o gün söylemiştik demek istemiyoruz. Onların sonuçlarını yaşamak istemiyoruz. Hepimizin güvenliği, hepimizin özgürlüğü, hepimizin yaşam hakkı bu stratejik yan yana gelişten geçiyor. Bu saç örgüsünden neden korkuluyor biliyor musunuz? Çünkü o karanlığa karşı aydınlığa doğru direnişin gücü biliniyor. Bunun o gün de yenildiği, bugün de yenileceği gayet iyi biliniyor.”

K24

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.