Bir “İç cephe” yazısı – Havyar mı vatan mı?
Bugün Ramazan’ın son günü. Yarın Bayram.
Bu ülkede oruç tutulsun tutulmasın her eve girer Ramazan. En azından pide kokusuyla girer. İftar ile girer. Oruçluya sayı ile girer.
Bayram da girer her eve. Memlekette çok oldukları zamanlarda gayr-ı müslimlerin evlerine bile girerdi Ramazan ve Bayram.
Ramazan – Bayram bizde “iç cephe” denen âlemi en iyi onaran iksirdi. Milleti millet yapan ruh iklimi idi, evet. Küskünler barışırdı, Bayram namazından sonra kucaklaşmalar yaşanırdı. İyilik yönelişleri, gariban yuvalara bir nefes taşırdı.
Bir süredir “iç cephenin tahkimi” gündemi oluşturmaya çalışıyor ülkeyi yönetenler.
“Terörsüz Türkiye” söyleminin içinden acaba bir de “iç cephe tahkimi” çıkarılabilir mi?
Samimi bir cevap beklentisi ile sorsak, “Acaba bu gerçek bir iç cephe tahkimi arayışı mıdır yoksa, iktidarın zayıflayan toplumsal tabanını yeniden toparlama arayışı mı?”
İç cephe tahkiminden herhalde, milli meselelerde toplumun tek yürek hale gelmesi arzu ediliyordur.
Böyle bir şeyin eksikliği hissediliyorsa, herhalde toplumu ayrıştıran hususlar vardır. Gerçekçi bir toplumsal buluşma için ayrıştırmaların belirlenmesi ve giderilmesi gerekir.
Bu süreçte oluşturulan “Komisyon” bir rapor yayınladı. Rapor, özellikle “Adalet” alanındaki sorunlara işaret etti ve “AYM, AİHM kararlarına uyulmasını, ceza niteliğine bürünen uzun tutukluluklardan vazgeçilmesini, kayyım uygulamasına son verilmesini” öngördü. Bir – iki parti dışında hemen Meclis’te temsil edilen tüm grupların ittifakı vardı bu rapordaki öngörülerde.
Komisyonun böyle bir karara ulaşmasının altındaki sebep, ülkenin tam da “Adalet” alanında ciddi bir sancı yaşıyor olmasıydı. Raporun altında iktidar partilerinin de imzası vardı, muhalefetin de… “Adalet”i iktidar icra ediyor olmalıydı, “Adalet” alanında mağdurlar ise genelde muhalefet tarafındaydı. Ama iki taraf Komsiyonda “Hadi adaleti gerçekleştirelim” gibi bir noktada buluşmuştu.
Peki hangi adım atıldı şu ana kadar tam da “Adalet arayışı”nda?
İktidarın MHP kanadı, özellikle Feti Yıldız, “Hukukun temel ilkeleri”ni sayıp duruyor. Gürlüyor amla yağmıyor deyim yerinde ise…
Şu anda Ak Parti ve MHP’nin ana unsurları olduğu Cumhur İttifakı’nın oy oranı yüzde 40’ı zor buluyor.
Yani tek onlarla “İç cephe tahkimi” gerçekleşmez. Bunu sanırım Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Devlet Bahçeli de bilir. İç cephe çağrıları da herhalde kendi oy alanlarının dışına yöneliktir. Yani “oy alamasalar bile en azından bir rıza – güven noktasında buluşabilme” arzusudur.
Peki bunun iklimi var mı?
Çok basit bir soru sorayım: Yarın bayram, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile mesela CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bayramlaşma iklimine sahip mi Türkiye?
Bugün 19 Mart. İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının yıldönümü. Tutukluluk mahkûmiyet değil malûm. Yani suç sabit görülmemiş henüz. Ama bir yıldır tutuklu.
Yarın beraat etse, tutuklulukta geçen günler İmamoğlu’na da İstanbulluya da azap çektirme anlamına geliyor. İmamoğlu ile birlikte kadını – erkeği ile 107 tutuklu daha var.
Özgür Özel, bir yıldır meydanlarda ve dün – bugün Saraçhane Meydanında yatacak, belli ki on binlerce kişinin öfkesini duyuracak ülkeye, dünyaya… 99 miting yapmış bugüne kadar, Cumhurbaşkanı da görüyor olmalı ki bu mitinglerde ağırlıklı olarak zat-ı alilerine karşı öfke seslendiriliyor.
Nasıl olacak bu durumda iç cephe?
Cumhur İttifakı dışında yüzde 60 civarında oy var. “Siyasi gerçeklik” iktidarın beklentisine uymuyor.
Gelin ekonomik gerçekliğe… Emeklilerin yüreklerine dokunun, asgari ücretlilerin yüreklerini okuyun, açlık – yoksulluk sınırının altındaki milyonların gözlerine – sözlerine bakın… Yüzde 85’ten bahsediliyor bugün nefes almakta zorluk çeken toplum kesimi olarak… Orta gelir grubu diye bir şey kalmamış. Yüzde 15, büyük servet birikimi sağlamış iktidarın ekonomi- politikaları sayesinde…
Korkarım, onlar bile, başka saiklerle o iç cephe duygularının uzağında yol almaktadırlar. Gene de iktidar cenahı, millet – devlet – bayrak – ezan deyince duyguları kabaran fukara insanlardan medet umuyordur.
“Soğan mı vatan mı?” deyince neyi seçsin ki bu insanlar? Bir de bu soru “Havyar mı vatan mı?” şeklinde, fert başına payına düşen milli gelirleri milyon dolarlarla ifade edildiği kesimlere sorulsa… Hani aşağılarda insanlar, o var olduğu söylenen18 bin 40 dolarlık fert başına milli gelirden haberdar değiller de…
“Retorik” deniyor bu işe… Bir tür “söz oyunu.” İktidardan kopmuş ama arafta dolaşan “kararsızlar”a uzatılan bir olta… Komisyonun aldığı kararları bile devreye sokmakta ayak sürüyen bir iktidar iradesi var.
İBB sanıklarının tutukluluğu daha kaç yıla uzarsa “uzun tutukluluk” kapsamına girer meselâ? AYM – AİHM kararları kimi kurtarırsa iç cephe tahkim edilmiş olur meselâ?
“Milletin birliğini temsil eden” Cumhurbaşkanı ile Ana muhalefet lideri ne zaman birbirinin bayramını tebrik eder meselâ? Saraçhaneye selâm gönderir mi Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı mesela?
TRUMP İÇ CEPHEDEN BAHSETSE…
Trump, Amerika’da “iç cephe tahkimi”nden bahsetse, herhalde cevabı ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joe Kent’ten alırdı. Şöyle demiş ve istifasını vermiş: “İran’daki savaşı vicdanen destekleyemem. İran, ulusumuz için yakın bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açıktır.”



YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.