
Babacan: Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz
.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan ve geçen hafta yayımlanan rapora ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kalıcı barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağını vurgulayan Babacan, sürecin hukuk devleti ve temel haklar zemininde ilerlemesi gerektiğini ifade etti.
“KALICI BARIŞ ADALETLE MÜMKÜNDÜR”
Babacan konuşmasında, “Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış; adaletle mümkündür; hukuk devletiyle mümkündür; Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür.” dedi. Sürecin sağlam bir zemine oturması için hukuk devletinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Babacan, “Eğer hukuk devleti güçlendirilmezse, eğer yargı bağımsız ve tarafsız işlemezse, eğer meselenin kök sebepleri cesaretle ele alınmazsa, bu süreç kalıcı bir sonuca ulaşamaz.” ifadelerini kullandı.
Meclis’e sunulan raporda iyi niyet bulunduğunu ancak bunun uygulamalara yansımadığını savunan Babacan, özgürlük söylemi ile yargı pratiği arasındaki çelişkiye dikkat çekti. “Bir taraftan özgürlük deyip, diğer taraftan yargıyı ikna sopası olarak kullanmaya devam ederseniz, insanları bu sürece ikna edemezsiniz.” dedi.
“YARGIYI SİYASETİN GÖLGESİNDEN ÇIKARIN”
Meselenin kökten çözümü için atılması gereken adımları sıralayan Babacan, “Meseleyi kökünden çözmek mi istiyorsunuz? Yapılması gerekenler çok açık: Yargıyı siyasetin gölgesinden çıkarın. Özgürlükleri keyfi kararlarla daraltmayın. Demokrasiyi güçlendirin. Temel hak ve özgürlükleri sağlam güvencelere bağlayın.” ifadelerini kullandı.
Raporda imzası bulunan siyasi partilerin toplam milletvekili sayısının 400’ü aştığını hatırlatan Babacan, bunun anayasa değişikliğine dahi imkan verdiğini belirterek çelişkiye işaret etti. “rapor, birilerine tavsiye cümleleriyle dolu.” diyen Babacan, “Unutmayalım; anayasayı, yasaları yapma yetkisi meclisindir.” dedi. Raporu hazırlayan partilere çağrıda bulunan Babacan, “Bu raporu hazırlayan siyasi partiler gerçekten sözlerinin arkasındaysa, gelin hep beraber raporda yazılanların gereğini bu yüce meclisin çatısı altında yapalım.” diye konuştu.
“TEK BİR KİŞİ BÜTÜN SİSTEMİ KİLİTLİYOR”
Yasaların uygulanmasının yürütmeye bağlı olduğunu belirten Babacan, “Ancak herkes biliyor ki, siz hangi raporu yazarsanız yazın, hangi yasayı çıkarırsanız, iş dönüyor dolaşıyor, uygulayıcılara geliyor.” dedi. Yürütmenin sistem üzerindeki etkisine dikkat çeken Babacan, “İşte o uygulayıcıların tamamını yöneten, yönlendiren yürütme ergidir, yani Sayın Cumhurbaşkanıdır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de güçler ayrılığının işlemediğini savunan Babacan, “Bugün ülkemizde, yürütme ergi, yasama organı olan meclisi de, yargıya da tahakküm altına almış durumda.” dedi. Güçler ayrılığı iddiasında bulunanlara seslenen Babacan, “Eğer birileri diyorsa ki ‘Yok öyle değil, ülkede güçler ayrımı var’, hodri meydan; buyrun raporun gereklerini yapmaya: İşte komisyonlar burada, işte genel kurul burada.” ifadelerini kullandı.
Somut örnekler de veren Babacan, “Mesela Meclis, Şerafettin Can Atalay kararının gereğini yapabilir; Veya, İçişleri Bakanı kayyımları hemen geri çekebilir; Öte yandan, Adalet Bakanı yargıya dönüp, ‘üst mahkeme kararlarına uyun arkadaş’ diyebilir.” dedi. Ardından, “Bunlar oluyor mu? Olmuyor. Çünkü tek bir kişi, bütün sistemi kilitliyor.” ifadelerini kullandı.
“SİYASETTE ÇÜRÜME DEDİĞİMİZ ŞEY TAM DA BUDUR”
Babacan konuşmasının devamında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın iftar programına Cumhurbaşkanı’nın reklam afişiyle katılmasına da tepki gösterdi. Ziyaret edilen aile evindeki sofraya siyasi panonun eşlik ettiğini belirten Babacan, bunu “siyasi çürüme” olarak nitelendirdi.
“milletin sofrası adeta bir propaganda karesine dönüştürülüyor.” diyen Babacan, “Devlet ile partiyi ayırmayan, kamuyu kişisel vitrine dönüştüren, manevi değerleri bile siyasi malzemeye indirgeyen bir anlayış var. Siyasette çürüme dediğimiz şey tam da budur.” ifadelerini kullandı.
İktidara seslenen Babacan, “Bir ülkeyi ayakta tutan ahlaki zeminidir. Adalet duygusudur. Güven hissidir. Eğer bu zemin aşınırsa, en büyük hasarı gelecek nesiller görür.” dedi. Tepkilerinin bir afişe değil zihniyete olduğunu vurgulayan Babacan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bizim itirazımız bir afişe değil… Bizim itirazımız işte bu zihniyete. Bu ülkenin vicdanı hâlâ diri; Bu milletin kalbi hâlâ temiz; Bu toprakların mayası hâlâ sağlam. Biz, değerlerimizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Samimiyeti yeniden bu ülkenin ortak dili yapacağız. Biz umudu büyüteceğiz, umudu. Çünkü bu ülke, gösterişle değil;adaletle ayağa kalkar. Propagandayla değil; güvenle güçlenir.”


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.