Ya Özgür Özel’in dokunulmazlığı kalkarsa

Ahmet Taşgetiren

Esenyurt eski belediye başkanı Ahmet Özer, Silivri hatıralarını “Silivri’den Yükselen Ses” başlığı ile kitaplaştırmış.

ODA tv’nin haberinde kitapta, eski emniyet müdürlerinden Hanefi Avcı’nın ziyaretine ilişkin bir bölüm yer alıyor.

Ahmet Özer şaşırıyor görüş kabinindeki kişinin Hanefi Avcı olduğunu öğrendiğinde. Aralarındaki sohbette bir soru soruyor Ahmet Hoca Avcı’ya:

“-Eski bir emniyet mensubu, devlete bu kadar görev yapmış biri olarak size sormak istediğim bir şey var. Bir devlet, bir yargı, hukuk düzeni kendi vatandaşına iftira atar mı? Tuzak kurar mı?”

Ahmet Hoca Avcı’nın bunu kabul etmeyeceğini düşünüyor ama aldığı cevap farklı oluyor. Şöyle diyor Hanefi Avcı:

“Kurar, en büyük tuzağı devlet kurar sayın hocam. Bunun en büyük nişanesi karşınızda duran kişi olarak benim. Ben bu devlete 40 yıl hizmet ettim. Bu devlet beni hapse atmaya karar verince, yıllarca mücadele ettiğim Devrimci Karargâh Örgütü üyesi yaptı beni, yargıladı, on yıllarca ceza verdi ve ben bu hapishanede 3 yıl 9 ay yattım. Benzer bir durumu siz yaşıyorsunuz. Sizin kazandığınız Belediyeyi ele geçirmek için, seçimle kazanamadığı belediyeyi almak için sizin gibi bir bilim insanını terör örgütü üyesi gibi göstermeleri gerekirdi, öyle yapıp belediyeye el koydular. Tıpkı bana yaptıkları gibi. Çıkarları için bu kadarını ve daha fazlasını bile yaparlar, işte benim bugün burada olmamın bir nedeni de sizinle kurduğum bu empatidir.”

Önceki gün bu sütunda yayınlanan “Ters tepen siyaset oyunu” başlıklı yazım üzerine bir okuyucu “Ya Özgür Özel’i de tutuklarlarsa” sorusunu sordu.

Soru “Bu ülkede her şey olabilir”in yansımasıydı.

Yargı bir temel devlet kurumuydu. Bir süredir ülkede yaşananlar, yargı üzerinden siyaset dizaynı biçiminde olmuyor muydu?

Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptali ve tutuklanması ile başlayan süreç nasıl okunabilirdi?

CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı ve Kılıçdaroğlu üzerinden yürütülen operasyon, İmamoğlu’ndan sonra sokakları hareketlendiren Özgür Özel’i de bir şekilde siyaset dışına atma niteliği taşımıyor muydu?

Kimdi bütün bu operasyonların arkasındaki güç?

Özgür Özel“Mutlak Butlan”la CHP içindeki statüsü sıfırlandıktan sonra sokaklara çıkıp çok daha güçlü bir siyasi figüre dönüşünce ve buradan yeni bir siyasi parti çıkacağı değerlendirmeleri yapılınca bir yerlerde “Bu Özgür Özel için, ya da kurulacak yeni parti için de bir şeyler düşünmek lâzım” kulisleri bir yerlerde yapılmamış mıdır?

Bir yerlerde ateş yakılmamışsa çıkan duman neyin nesidir?

Mutlak Butlan’la Kılıçdaroğlu ve ekibi marifetiyle CHP’de sürdürülen kök kazıma operasyonlarına maruz kalanlar, kurulacak yeni partinin de başına bir şey getirilir kaygısıyla ikinci, üçüncü ihtimalleri dikkate alarak A’dan Z’ye uzanan çareler üzerinde boşuna mı çalışıyorlar?

Özgür Özel’in dokunulmazlık dosyaları var. Fezlekeler hazırlanmış, Meclis’e gelmiş, Komisyon’da görüşülecek.

İmamoğlu der-dest edildi, Özgür Özel meydanlarda yıldızlaştı, gerçek anlamda “lider” oldu, ben bile “Erdoğan halefini hazırlıyor” diye yazdım, ya onun dokunulmazlığı da kaldırılıp, epey bir süredir ülke iklimini ifsat eden tutuklama salgını içinde der-dest edilip, misal, Selahattin Demirtaş benzeri bir muameleye maruz bırakılırsa…

Bu sorunun asıl aradığı cevap “Özgür Özel’i de alırlarsa başkası var mı?” sorusunun cevabı idi.

Ben bilmiyorum, orada, İmamoğlu ve Özgür Özel’den boşaltılan alanda bayrağı taşıyacak birilerinin olup olmadığını…

Bir anlamda kök kazıma operasyonu sürüyor. Bir gün geriye sadece Kılıçdaroğlu ve emsali kalır ve herkes mutlu olur, gibi bakılıyor herhalde…

Gelelim Ahmet Özer’in Hanefi Avcı’ya sorduğu “Devlet vatandaşına tuzak kurar mı?” sorusuna ve Hanefi Avcı’nın verdiği “Bunun örneği benim” cevabına…

Bir süredir CHP etrafında olan bitenler, bir “Devlet operasyonu” olarak okunuyorsa, koskoca ana muhalefet partisi, “Devlet operasyonu”na maruz kalmak gibi bir kaygı taşıyorsa, ana muhalefetin başına Yargı kararı ile başkan getiriliyorsa, yeni siyasi adımlar başka operasyonların kaygısını taşıyorsa, bir tür “Damokles kılıcı” endişesi demokratik siyaset üzerinde sallanıp duruyorsa…

Bunlar ülke için iyi şeyler değil.

İnsanlar bütün bu operasyonlarda bir şahsın iradesinin belirleyici olduğunu düşünüyorlar.

Ve bence bu toplumsal algı o iradenin irtifa kaybına sebep oluyor.

Orada, varsa hâlâ âkil çevreler bunu fark etmeli, uyarısını yapmalı. Yoksa sokaklar “Molla kasım”a dönüşür ve her kim olursa olsun dersini verir.