Ümmetin karizmasını çizen adam Pedro Sanchez…

Mehmet Ocaktan

Dindar mahallede yetişen bir insan olarak, gençlik yıllarımdan bu yana hayali bir “ümmet masalı” dinliyorum. Bu durumu biraz abartarak ‘masal’ olarak tanımladım ama şu güne kadar neredeyse Müslüman toplumların hiçbirinde gerçek anlamda bir ümmetin varlığına da açıkçası şahit olmadım.

Türkiye dahil, hemen bütün Müslüman ülkelerde “islam ümmeti” tanımlaması yapılır ve bu konuda sayısız hamaset cümleleri kurulur. Ama ne hikmetse kimse “İslam ümmeti” olmanın nasıl bir bilince tekabül ettiği konusunda bir bilgiye ne yazık ki sahip değildir.

Biliyoruz ki ilahi kelamın hitabına muhatap insanlar, esas itibariyle ‘iyi insan’ olmakla mükellef oldukları için adaletli olmak, başkalarının özgürlüklerine sahip çıkmak, her an Allah görüyormuş gibi hesap verebilir bir şeffaflık içinde şefkatli ve merhametli olmak durumundadırlar.

Ancak günümüz Müslüman ülkelerinin içinde bulunduğu hali hakkaniyetli bir şekilde değerlendirdiğimizde, hiçbirinde adaleti esas alan bir hukuk sisteminin olmadığını, özgürlüklerin ve insan haklarının bu ülkelere uğramadığını ve neredeyse hemen hepsinin baskıcı rejimler tarafından yönetildiğini görürüz.

İşte bizim “İslam ümmeti” masalımız tam da bu noktada başlıyor… İslam ülkelerinin liderleri, siyasi aktörleri, varsa sivil toplum yapıları, kanaat önderleri, cami kürsülerinde vaaz veren hocaları hemen her konuda hamaset dozu yüksek ‘ümmet masalı’ anlatırlar. Ama iş, ülkelerindeki hukuksuzluklara, yolsuzluklara, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına, hatta yok edilmesine gelince söyleyecek sözleri yoktur, ayrıca söylemeye de cesaret edemezler. Hal böyle olunca bunun adına ‘ümmet’ değil, ‘ümmet masalı’ denir…

Mesela bu ümmet masalcıları, 21. Yüzyılın Hitleri Netenyahu Gazze’de bebekleri, çocukları, kadınları bombalarla katlederken onurlu bir çıkış yaparak bu katile ve bebeklerin kendi silahlarıyla öldürüldüğü için övünen soykırım destekçisi Trump’a karşı seslerini asla yükseltemezler.

İşte bu eşkıyalık düzeninin iki temsilcisi, hiçbir hukuk, kural tanımadan İran’a saldırarak ülkenin dini lideri Ayetullah Hamaney’i ve okuldaki yüzlerce çocuğu katletti ve bizim masal anlatıcıları yine kayıplara karıştılar. Dahası, ülkelerindeki Amerikan üslerini despot ve yardakçısının emrine sunmaktan çekinmediler.

Kaderin cilvesine bakın ki insani ve İslami duyarlıklarını yitirmiş bulunan İslam ülkelerinin liderleri suskunluğa gömülürken, Avrupa’da bir lider İspanya Başbakanı Pedro Sanchez dün Gazze’de, Venezüella’da nasıl sesini yükselttiyse, bugün de İran’a yapılan saldırıya da aynı insani duyarlıkla karşı çıkıyor.

Sanchez, uluslararası hukuku yok sayan Amerika’ya açıkça dedi ki: “Uçaklarınızı İran operasyonları için benim topraklarımdan kaldıramazsınız, izni geri çekiyoruz.”

Ve bu restin sonunda, İspanya’nın güneyindeki stratejik Rota Deniz Üssü ve Morón de la Frontera Hava Üssü’nde konuşlu bulunan ABD Hava Kuvvetleri’ne ait devasa yakıt ikmal uçakları (KC-135 ve yeni nesil KC-46 Pegasus filoları) acil bir emirle ülkeden ayrılmak durumunda kaldılar.

Sánchez’in şu ifadeleri bütün dünyaya ve özellikle de Müslüman ülkelere bir insanlık dersi niteliği taşıyor adeta: “İspanyol toplumunun tamamı İran rejimine karşıdır. Ama aynı zamanda uluslararası hukukun dışında, gerekçesiz ve tehlikeli bir askerî müdahaleye de karşı olunabilir. İspanya’nın duracağı yer burasıdır.”

İspanya’nın bu insanlık duruşu Amerikan Başkanı Trump’ın canını çok sıkmış olmalı ki tam bir patavatsızlık örneği sergileyerek İspanya’ya karşı zorbaca ifadeler kullanmaktan çekinmedi: “İspanya berbat bir ülke. Hazine Bakanı Scott’a İspanya ile tüm ilişkilerini kesmesini söyledim. İspanya, üslerini kullanamayacağımızı söyledi. İstersek üslerini kullanabiliriz. Kimse bize kullanmamamızı söyleyemez. Tüm ticareti kesiyoruz.”

Trump’ın pervasızlığını sert bir şekilde eleştiren Sanchez, 23 yıl önce Irak’la ilgili söylenen “kitle imha silahı” yalanını hatırlatarak, bu yalan üzerine bina edilen Irak savaşının krizi tetiklediğini, terör tehdidini yükselttiğini söyledi. Ve bir kez daha, çocukların, masumların ölümüne yol açacak bir savaşa “hayır” dediklerini bütün dünyaya ilan etti.

Maalesef bugün, uluslararası hukukun, diplomatik nezaketin, insanlığın iflas ettiği bir dünya ile karşı karşıyayız.

Biliyoruz ki despotlar, zorbalar, katiller günün sonunda insanlığın hafızasında bir kötülük simgesi olarak yer alacaklar.

Ama iyi insanlar, adaleti-hukuku ve insanlık onurunu savunanlar her zaman hayırla yad edilecekler…

Umarız Müslüman ülkeleri yönetenler de İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in onurlu duruşundan az da olsa bir insanlık dersi almayı başarabilirler.