Trump’ın fırçası!

Bercan Tutar

ABD'nin Ortadoğu'daki rolüne dair her türlü sorgulama Batı'yı esir alan siyonist medya tarafından hep 'antisemitist!' naralarıyla bastırılıyordu. Ancak bu dönem artık kapanıyor. Bırakın ABD'deki Demokratları, Cumhuriyetçi Parti'nin tabanında dahi artık İsrail'in yol açtığı stratejik yükten şikâyet edenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Hatta Cumhuriyetçi tabana da gerek yok. Onların lideri konumundaki ABD Başkanı Donald Trump bile İsrail'den yaka silkmeye başladı. Gelmiş geçmiş Amerikan başkanları içinde İsrail'in en yakın dostu olarak nitelenen Trump'ın dahi çileden çıkması aslında ABD-İsrail ilişkilerine yön veren bölgesel ve küresel dengelerde köklü bir değişime işaret ediyor.
Bu jeopolitik değişimi Trump ve Netanyahu arasındaki kişisel bir anlaşmazlık şeklinde algılamak kolaycılık olur. ABD ve İsrail arasında açılan makas, bölgemizde ve dünyada ayak sesleri duyulmaya başlanan post-siyonist bir döneme doğru ilerlediğimizi gösteriyor. Bu jeopolitik deprem, siyonizmin kalesi ABD'yi de sarsıyor.

***

Daha önce de ABD başkanları ile şımarık İsrail başbakanları arasında tansiyonu hayli yüksek konuşmalar ve tartışmalar yaşanmıştı. Ancak şimdiye kadar çok azının medyaya yansımasına izin verildi. Fakat önceki gün ABD Başkanı Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya attığı fırça boşuna sızdırılmadı.
"Sen kahrolası bir delisin. Ben olmasaydım hapiste olurdun. Seni ben kurtarıyorum. Artık herkes senden nefret ediyor. Bu yüzden herkes İsrail'den nefret ediyor" şeklindeki sözlerin dünya kamuoyuna aktarılması hesaplanmış bir hamledir.
Bu stratejik sızıntı, İsrail- ABD ilişkilerindeki yaklaşan fırtınanın da habercisi bir bakıma. Zira Amerikan halkı, medyası, akademi dünyası ve siyaseti kapsamlı bir siyonist arınma sürecinden geçi(rili) yor. Yahudi lobilerinin istediği gibi at koşturduğu Amerika'da artık siyonist propaganda ve manipülasyondan oluşan sistematik endoktrinasyon dönemi kapanıyor.
Uluslararası ilişkilerde bazı küresel ve bölgesel dönüşümleri anlatmanın en etkili yolu kavram ve terimlerden ziyade vakalardır. Örneğin hiçbir soyut terim veya terminoloji Soğuk Savaş'ın sona erişini Berlin Duvarı'nın yıkılışı kadar sembolize edip hafızalara kazıyamaz. Tıpkı 'terör ile savaş' dönemini simgeleyen 11 Eylül 2001 saldırılarında yıkılan İkiz Kuleler gibi.

***

Bu bağlamda İsrail başbakanının bir Amerikan başkanının gazabına uğraması ve sinkaflı ifadelerle azarlanması vakası (olayı) basit bir hadiseden öte küresel düzlemde köklü değişimleri simgeleyen çok boyutlu bir vakıayı (olguyu) sembolize ediyor.
Bu değişimin kodlarını uzun zamandır görüyorduk. Tıpkı Avrupa gibi İsrail de bu küresel ve bölgesel değişimi algılamakta zorlanıyor ve hazmedemiyor. Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında belli görevler için sahaya koşulan bu Avrupa ve İsrail'in raf ömrü sona eriyor. Bu iki aktör de ABD'nin güç unsurlarından (maşalarından) biri olduklarının farkında değil.
Yeni dönemde ABD küresel sistemi artık Türkiye, Rusya ve Çin gibi aktörleri merkeze alarak inşa ediyor. Nitekim Suriye'de İsrail yerine Türkiye eksenli bir dizayn yapıldı. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Suriye'deki görevi bittikten sonra şimdi Irak'a temsilci olarak atandı. Haliyle ABD, Irak'ta da Türkiye eksenli bir dizayna yönelecek. Sonra sıra İran ve bizzat İsrail'in kendisine gelecek.
Unutmayalım ki İran savaşında da ABD, İsrail yerine Türkiye merkezli bir strateji izledi. Dolayısıyla İsrail'in İran'ı parçalamayı amaçlayan kaotik Kürt senaryosu Türkiye'nin vetosuna takıldı. Hâsılı kelam, İsrail yerine Türkiye ile bölgede ve dünyada yol yürümek isteyen Trump'ın, Netanyahu'ya attığı fırçayı bütün bu kritik gelişmelerle birlikte okumak lazım. Bu fırça bir azardan ötesidir. Aynı zamanda bölgenin yeni tablosunun da fırçasıdır.