Soykırımcı İsrail için geri sayım başladı. Siyonistlerin Batı'daki kaleleri birer birer yıkılırken güvendiği bütün dağlara da kar yağıyor. Çünkü Gazze'deki barbar soykırımını Batı Şeria'da da sürdüren Siyonist şebekeye Batılı liderlerin bile tahammülü kalmadı. Siyonistlerin hain, kaotik, bencil ve hunhar yüzünü efendileri de görüyor.
Basit kınamaların ötesine geçen Batılı ülkelerin ilk kez somut ambargolara başvurma kararı alması boşuna değil. Bir bakıma Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sık sık dile getirdiği "insanlık İsrail'i durdurmalı" çağrısı Batılı ülkelerde yankı bulmuşa benziyor. 'Gazze Kasabı' Netanyahu liderliğindeki sapkınların Batı Şeria'da giriştiği sistematik Yahudi terörizmine karşı İngiltere liderliğindeki ülkeler artık açıkça tavır alıyor.
Filistin'deki İsrail devlet terörüne karşı harekete geçen 11 Avrupa ülkesi ile Kanada, soykırımcılara istedikleri gibi at koşturdukları dönemlerin artık geride kaldığı ihtarında bulundu. Geç olsa da Batı'dan gelen bu uyarı ve hamleler aslında Gazze'deki soykırım karşısında bütün baskılara rağmen susmayan ve Siyonist korku duvarlarını yıkan küresel vicdanların başarısıdır.
***
İsrail'in uluslararası hukuku ve sınırları hiçe sayan politikalarının yalnızca bölge için değil tüm insanlık için de tehdit oluşturduğunu artık Batılı siyasiler de fark ediyor. Hatta Ehud Barak ve Naftali Bannet gibi eski İsrailli başbakanlar dahi "dünya bizi soykırımcı ve bebek katilleri olarak görüyor" diyerek bu gerçeği vurguluyor.
Şimdiye kadar katil İsrail'in payandalığını yapan Batılı siyasiler halkların vicdanlarında büyük bir infiale yol açan barbar Siyonistleri işte bu nedenle artık savunamıyor. Onlara arka çıkamıyor. Daha fazla suç ortaklığına devam edemiyor. Çünkü bunun kendi halkları nezdindeki siyasi, kültürel ve ekonomik faturasının çok ağır olacağının ayırdındalar.
Bunu ilk gören Batılı lider bana göre Donald Trump oldu. Gazze Kasabı'na "Bütün dünya size karşı. Dünyayı yenemezsiniz. Artık dur" diye çıkışmıştı. Trump'ın yardımcısı JD Vance de ideolojik ve teolojik ihtirasları jeo-politik imkanlarını aşan Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi ırkçı siyonistleri "Yüzde 10'luk nüfusla bölgeyi kontrol edemezsiniz. 9 milyonluk bir ülkesiniz, her ulusal güvenlik sorununuzu sadece öldürerek çözemezsiniz" diyerek sertçe uyarmıştı.
***
Fakat soykırımcı İsrail öyle azgınlaşmış ki kendisini makul olmaya çağıran ABD'ye de İngiltere ve diğer Batılı ülkelerine de saldırmaya başladı. ABD ve Avrupa ülkeleri geldiğimiz aşamada hem kendi halklarının ve küresel vicdanın baskısı hem de Türkiye liderliğindeki ülkelerin diplomatik ve jeo-politik basıncı nedeniyle Siyonist soykırımın maşası olmayı istemiyorlar. Günah çıkarıyorlar. Zira tarih ve insanlık mahkemesi önünde çoktan mahkûm edildiklerinin farkındalar.
Bu nedenle İngiltere'nin yeni Başbakanı Andy Burnham "Gazze'deki duruma (hâlâ 'soykırım' diyemiyor) yanıt vermekte geç kaldık. Yeterli tepki veremedik. Gazze'de ve Batı Şeria'da yaşananlar karşısında artık durup beklemeyeceğim" diyor.
Geç gelen bu pişmanlık bizim için elbet hiç yeterli değil. Fakat Siyonizmin burnunun sürtülmesi ve dizginlenebilmesi için İngiltere'nin öncülük ettiği bu hamle jeo-poliitk açıdan çok önemli. Londra'nın Batı Şeria'daki Yahudi sömürgeci yerleşimlerinden gelen ürünlere yaptırım uygulama kararına Fransa, Danimarka, İspanya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İsveç ve Kanada arka çıktı. ABD ise 12 Batılı ülkenin İsrail ambargosuna 'desteğini' kararı eleştirmeyerek ve sessiz kalarak ortaya koydu.
Hâsılı kelam, soykırımcılar için yolun sonu görünüyor. Batı'daki kaleleri birer birer yıkılıyor. Bölgemiz ve dünya artık post-siyonist bir döneme giriyor. Soykırımcılar da ona destek veren Batılı suç ortakları da artık eskiden olduğu gibi at koşturamayacak. Devran değişiyor.