PKK yöneticilerinden Bese Hozat, yeni çözüm sürecine ilişkin açıklamasında Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşullarında kalıcı bir değişiklik olmadığını savunarak, süreci “özgür koşullarda” yürütebilmesi için hukuki ve resmi bir statü oluşturulmasını istedi. Hozat, Öcalan’ın devlet tarafından oluşturulan alt komisyonlarda görev aldığı yönündeki değerlendirmeleri ise reddederek, “Öcalan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin koordinatörüdür. Bunun adının resmi olarak konulması gerekiyor” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat, hükümetin “Terörsüz Türkiye”, örgüt çevrelerinin ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırdığı sürecin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hozat’ın açıklamalarının merkezinde Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşulları ile süreçte üstlenmesini istedikleri rol yer aldı.
“ÖCALAN’IN KOŞULLARINDA DEĞİŞİKLİK YOK”
Hozat, Abdullah Öcalan’ın tutulma koşullarında kalıcı bir değişiklik yapılmadığını savundu.
Görüşmelerin zaman zaman uzun süre kesildiğini öne süren Hozat, devlet yetkililerinin sürecin bir “devlet kararı” olduğunu ve devam ettirilmesinde kararlı olduklarını söylediğini belirterek şöyle konuştu:
“Önderliğin koşullarında herhangi bir değişiklik söz konusu değil. İstedikleri zaman tecriti gevşetiyorlar, istedikleri zaman sertleştiriyorlar. Bazen haftalarca, iki ayı bulan sürede görüşmeler olmuyor.”
Hozat, sürecin devlet politikası olarak yürütülmesinde kararlılık varsa Öcalan’ın koşullarının da buna uygun biçimde değiştirilmesi gerektiğini savundu.
“ÖZGÜRCE ÇALIŞMASININ HUKUKİ ÇERÇEVESİ OLMALI”
Hozat’ın en dikkat çekici talebi, Öcalan’ın süreçteki rolüne hukuki statü kazandırılması oldu. Öcalan’ın sürecin yürütülmesinde belirleyici olduğunu savunan Hozat, fiili uygulamaların yeterli olmayacağını söyledi:
“Önder Apo’nun özgürce çalışır ve yaşar koşullarının hukuki güvenceye, hukuki bir çerçeveye kavuşturulması gerekiyor. Bu işler de facto olmaz.”
Hozat, bunun için yasal bir düzenleme gerektiğini belirterek, “Hukukta bunun bir adı olmalıdır, bir statüsü olmalıdır. Bu işin bir resmiyeti de olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“MUHATABIMIZDA DA AYNI KARARLILIĞI GÖRMEK İSTİYORUZ”
Hozat, Abdullah Öcalan’ın sürecin ilerletilmesi konusunda “kararlı ve ısrarlı” olduğunu savunurken, devlet tarafının da aynı yaklaşımı göstermesi gerektiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:
“Muhatabında da aynı kararlılığı, aynı inançlılığı, aynı ciddiyeti elbette görmek istiyor. Hareket olarak biz de görmek istiyoruz.”
Hozat, devletin sürecin devamında ciddi ve kararlı olması halinde “demokratik, siyasi ve hukuki zeminin” oluşturulması gerektiğini belirtti.
ALT KOMİSYON TARTIŞMASINA AÇIKLIK GETİRDİ
Hozat, Öcalan’ın hükümet tarafından kurulan alt komisyonlardan birinde görev alacağı yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını da söyledi. Hozat, “Önderliğimiz alt kurulda rol almıyor. Biz bildiğimiz kadarıyla bu bir algıdır. Böyle bir algı yaratılıyor.” dedi.
Hozat, söz konusu komisyonların devletin kendi idari mekanizmaları olduğunu belirterek, Öcalan için talep ettikleri statünün bundan farklı olduğunu ifade etti.
“KOORDİNATÖRDÜR, BUNUN ADI RESMEN KONULMALI”
Hozat, Öcalan’ın devletin oluşturduğu kurulların bir üyesi olmasını değil, sürecin bütünü açısından ayrı bir statüye kavuşturulmasını istediklerini söyledi.
Hozat şöyle devam etti:
“Önderliğimiz Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin koordinatörüdür. İlla koordinatör diyeceksek, Önderliğimiz Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin koordinatörüdür.”
Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki çağrısından bu yana bu rolü fiilen yürüttüğünü savunan Hozat, bunun artık resmi bir çerçeveye oturtulmasını istedi:
“Fiili olarak yürüttüğü bu çalışmanın bir hukuki çerçeveye, resmi bir çerçeveye, prosedüre, statüye kavuşturulması gerekiyor. Bunun adının resmi olarak konulması ve kamuoyuna açıklanması gerekiyor. İstenen budur.”
7595 SAYILI KANUN NE ÖNGÖRÜYOR?
18 Ağustos’ta yayımlanan 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, sürecin resmi hukuki çerçevesini oluşturuyor.
Kanuna göre PKK/KCK ve bağlantılı yapıların fiili varlıklarına son verdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatı teslim ettiğinin önce güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından kanunda öngörülen soruşturma, kovuşturma, infaz ve diğer işlemler devreye girecek.