Olursa ekime kadar...

Salih Tuna

Kılıçdaroğlu geçen gün "Bu parti, Cumhuriyeti kuran, ahlakı, erdemi kendisine temel felsefe edinmiş bir partidir..." dedi.
CHP'nin ahlakını, erdemini bilemem ama "Cumhuriyeti" veya "devleti" kurduğu külliyen yalandır.
Bu yalan da dünü bugünün siparişine göre yeniden tasarlama ihtiyacından kaynaklanmıştır.
Millet de bezmiş, bu yalanı "yutmuş" gibi yapmıştır.
Gerçekler buz gibi ortadadır. Henüz bir parti tabelası bile yokken bu toprakların her renginin iradesinin tecelli ettiği Birinci Meclis çoktan Bağımsızlık Savaşı'nı yönetmiş, devleti fiilen ilan etmiştir.
Hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek kadar çıplak gerçek budur.

***

Bürokratik elitlerin yukarıdan aşağıya toplumu şekillendirmek için imal ettiği aparat mesabesindeki mahut parti, devlet kurulduktan sonra arzıendam etmiştir.
Hâliyle...
Milletin çeşitliliğini tek potada zorla eritmeye çalışmakla kalmadılar, millete çoklukla "efendilik" taslamaya kalkıştılar.
"Çoğulculuğu tasfiye etme" şeklinde tebarüz eden tahammülsüzlükleri, kendi içlerindeki sorunları çözememenin de temel nedeni olmuştur.
Bugünlerde de koltuğu efendice devredemedikleri için mahkemelere düşmediler mi?

***

Kendileriyle yüzleşmeye cesaret edemedikleri için mucize çapında bir ahmaklıkla suçu başkasına atıyorlar.
Halbuki davayı açan, yani şikâyetçi olan Kılıçdaroğlu ekibi. Kurultayda şike yapmakla suçlanan, yani şikâyet edilen İmamoğlu-Özel ikilisi.
Kararı veren de bağımsız mahkeme.
Ama gelin görün ki, İmamoğlu-Özel ekibine göre suçlu iktidar!..
Kim ne derse desin, eski yönetimin mahkeme marifetiyle koltuğuna kurulması, kurumsal rasyonelliğin iflasıdır.
Karşımızda fikir ayrılığı yok. Sadece devlet imkânlarını kimin kapacağına dair kapışma var.
CHP şimdilik Kılıçdaroğlu ve ekibinde kaldı.
İmamoğlu, Özgür Özel ve daha dün Tanrı Dağları'nda "uluyan", bugün "Yurdumuza faşist dolmuş / Vurun kardaşlar vurun" marşları okuyan Cemal Enginyurt da olursa Ekim Partisi'nde boy gösterecekler.
Bakalım kim kimin boyunun ölçüsünü alacak?
Göreceğiz.