Dün gece teravih ve Kadir Gecesi ihyası için camiyi hınca hınç dolduran on binlerce vatandaş, üst katlardaki kadınlar mahfilinden alt kattaki erkeklerin bulunduğu alana doğru süzülen örtülerle karşılaştı.
Sosyal medyaya yansıyan ve kısa sürede gündem olan görüntülerde; kadın cemaatin bulunduğu üst balkonlardan, aşağıda saf tutan ve ibadet eden erkeklerin üzerine yeşil renkli örtülerin ve başörtülerinin atıldığı görülüyor. Örtülerin süzülerek inmesiyle birlikte alt saflardaki erkeklerin şaşkınlıkla yukarı baktığı ve yere düşen örtüleri saygıyla yerden topladıkları anlar kameralara yansıdı.
"ŞEREFİNİZE SAHİP ÇIKIN"
Kadınların organize bir şekilde gerçekleştirdiği bu "başörtüsü bırakma" eylemi, Orta Doğu ve İslam kültüründe son derece köklü ve ağır bir mesaj taşıyor. Kadınların başörtülerini çıkarıp erkeklerin önüne atması veya bırakması, tarihte "Biz kadın halimizle çaresiz kaldık, eğer erkekseniz kalkın namusunuza, şerefinize ve kutsallarınıza sahip çıkın" anlamına gelen, erkeklerin onuruna yönelik son derece sarsıcı bir "savaşa ve direnişe davet" ritüeli olarak biliniyor.
MESCİD-İ AKSA 17 GÜNDÜR KAPALI
Bu çarpıcı ve tarihi eylemin fitilenini ateşleyen temel unsur ise, Orta Doğu'da üçüncü haftasına giren savaş süresince Siyonist teröristlerin Kudüs'te uyguladığı ağır abluka oldu. İslam'ın ilk kıblesi ve en kutsal üçüncü mekanı olan Mescid-i Aksa'nın Yahudi teröristler tarafından tam 17 gündür Müslümanların ibadetine tamamen kapatılmış olması, eylemin ana gerekçesini oluşturdu. Kadınlar, bu sembolik hareketle sadece yahudi teröristlerin ihlallerini değil, aynı zamanda kutsal mekanların işgali karşısında İslam dünyasının ve erkeklerin içine düştüğü "sessizliği" ve eylemsizliği de protesto etmiş oldu.
Eylem tarihteki bir olayı referans alıyor.
Kudüs’ün haçlı işgali altında olduğu dönemde, Selahaddin Eyyubi, Diyarbakır Ulu Camii’nde Cuma hutbesi irat ederken bir kadın kalabalığın arasından sıyrılarak başörtüsünü Eyyubi’nin önüne atmış, “Kudüs işgal altındayken, namusumuz ayaklar altındayken biz örtümüzle başımız dik gezemeyiz; Kudüs’ü kurtar!” mesajını vermişti. Bu olay sonrası, Selahaddin Eyyubi Kudüs’ün fethi hazırlıklarına başlamıştı.