Kubilay’ın çocukları

Yusuf Ziya Cömert

Bazı şeyler moda gibi. Geliyor, yerleşiyor, bir müddet duruyor, sonra gidiyor.

Balıkesir’de Bağlar Sokağı’nda, oturduğumuz apartmanın bitişiğinde zemin katta, terzi İbrahim Abi vardı.

Siması Yeşilçam’daki karakter oyuncusu Arap Celal’e benzeyen, onun zayıfı bir komşumuzdu.

İbrahim Abi’nin bizden birkaç yaş büyük bir oğlu vardı. O da terziydi. Babasının yanında çalışıyordu.

Oğlunun adını maalesef unuttum. Eğer aynı mahallede oturduğumuz Nasuh telefonuma cevap verirse sorar öğrenirim.

(Nasuh aradı, söyledi, oğlunun adı Şeref’miş.)

O zamanlar İspanyol paça modası var. Otuz santimden daha geniş paçalar. Sokağa girerken, pantolonunun paçası senden önce giriyor.

 Ben Balıkesir Müftüsü İsmail Cömert’in oğluyum. İspanyol paça pek giymiyorum. Babam izin vermiyor diye değil, Balıkesir mutaassıp bir şehirdi o zamanlar. Beni bakkalın önünde gazoz içerken gören kasketli bir adamın “Aaa, Müftünün oğlu gazoz içiyor” dediğini işittiğim var. Millet benim pantolonumun paçasına bakıp babam hakkında ileri geri konuşmasın diye.

Terzi İbrahim’in oğlu bir arkadaşıyla konuşuyordu. Ben de dükkânın kapısındayım. Belki de benim pantolonumun paçasının İspanyol olmadığını fark etmiştir.

“Dar paça moda olacakmış diyorlar.”

“Evet, öyle diyorlar.”

“Olursa olsun, ben İspanyol’dan vazgeçmem abi.”

Sandalyede bacak bacak üstüne atmış bir şey teyelliyordu. Eğildi pantolonunun paçasını tuttu şöyle bir salladı.

 “Ayakkabının üstünde konuşuyor abi.”

Yeşil üstüne beyaz çizgili bir pantolonu vardı. Ayakkabısı o zamanlar bir müddet moda olan siyah-bordo karışımı ebruli boyalıydı.

Paçası, ayakkabısının üstünde gerçekten konuşuyordu.

Laflarına karışmadım. Benim paçam dardı, diyeceğim yoktu.

Millet sonradan zipka gibi dar pantolonlar giymeye başladığında hala İspanyol paça giymeye devam etmiş midir Şeref? Bilmem mümkün değil. Biz Balıkesir’den taşındık, bir daha görmedim terzinin oğlunu.

İspanyol paçayı bıraktıysa sorun değil. Ayıp da değil.

Ama kıyafetle ilgili eğilimlerden daha ciddi, daha kıymetli şeyler var hayatta.

Din mesela. Mesela ideoloji. Mesela ilkeler.

Eskiden bazı insanlar asla yapmayacakları şeyler için “Benim kitabımda yazmaz” derlerdi.

Artık demiyor kimse. İspanyol paça gibi o da modadan kalktı.

Din, insanların hayatta en kolay ekarte ettikleri değer haline geldi.

Bir menfaatine mâni olduğunu gördüğün zaman dini ekarte etmenin bir yolunu mutlaka buluyorsun.

Hele siyasette… Fetva verecek hoca bulmamak imkânsız. Hocanın menfaatini de hesaba katarsan mutlaka bulursun.

Malum, din güncellendi. Artık yolsuzluk haram değil. ‘Biz’e helal ‘onlar’a haram.

Güncellenmiş dinde haşa, Allahu Teala irtikap edilen fiile değil irtikap eden elemana bakıyor. Eğer din, iman tarikiyle yaptıysa yolsuzluğu, ödüllendiriyor. Vatanı milleti alet ettiyse de ödüllendiriyor.

Dini ne zaman cansiperane savunuyoruz?

Dini savunmak menfaatimize yaradığı zaman.

İdeolojiler de laçka oldu. Artık insanların hayatını şekillendirmiyorlar. Daha çok ticaret için kullanılıyorlar.

İlkeler? Zavallı ilkeler. En kolay onlar çiğneniyor.

Ben bu mevzuya nereden girdim?

Keçiören’in CHP’li belediye başkanının partisini değiştireceğini işitince bütün parti değiştirmeler zihnime üşüştü.

Ecevit’in hükümet kurmak için Adalet Partili milletvekillerine Güneş Motel’de toplayıp bakanlık karşılığında transfer etmesi dahil hepsi hatırıma geldi.

Bu zevat içinde namı bütün dünyayı tutan 1995 seçimlerinde DSP’den Afyon Milletvekili seçilen ve aynı dönem içinde ANAP, DYP, MHP ve DTP’ye transfer olan Kubilay Uygun’dur. İki sene içinde altı parti değiştirdi. Hakkında belgesel yapıldı. Der Spiegel’de haber oldu.

Yakın zamanlarda milletvekilleri, sandalyeye oturdukları uzuvlarını sağlama almak için parti arayışına girdiler.

Belediye reisleri de yolsuzluk ithamlarına karşı korunmak için parti değiştiriyorlar.

Din güncellendi ya… ‘Bizim parti’ye geçince eski yolsuzlukların bağışlanıyor, hacca gitmiş gibi, annenden yeni doğmuşsun gibi pir ü pak oluyorsun.

Kim bağışlıyor?

Parti büyüğümüz bağışlıyor.

İdeolojileri, dinleri, karakterleri çok önemli değil artık.

Hepsi… İyi Parti’den, CHP’den, Gelecek’ten, Deva’dan, varsa Ak Parti’den, MHP’den geçenler.

Geçmek için sıraya girenler, kapısında nöbet tutanlar.

Hepiniz Kubilay’ın tarikatındansınız. Kubilay’ın müritlerisiniz. Kubilay’ın çocuklarısınız.

‘Evlatları’ desem olur muydu?

Olurdu. ‘Evlat’ velet’in çoğulu çünkü.