İşsizlik bu seviyedeyken seçim kazanmak mümkün mü?

İsmet Berkan

Biliyorum, bu yazıyı okuyacak pek çok kişi 2023 seçiminden hareketle, “İşsizlik ve sefalet, kötü ekonomik koşullar Tayyip Erdoğan’a seçim kaybettirmiyor” diye düşünecek ve az sonra yazacaklarımı çok da ciddiye almayacak ama ilk sözüm onlara: Yanılıyorsunuz, hem de fena halde yanılıyorsunuz!

Yanılgı, bir konuşmasında bir türlü “heterodoks” kelimesini söyleyemeyen dönemim Hazine Bakanı Nurettin Nebati’yi küçümsemekten kaynaklanıyor.

Oysa, çelişki gibi gelebilir ama Tayyip Erdoğan’a 2023 seçimini kazandıran isim Nurettin Nebati’den başkası değil. Bunu ekonomiyi çok iyi yönettiği, refahımızı arttırdığı için başarmadı Nebati ama “Düzeliyoruz, kurtuluyoruz” algısını yarattı.

Hepimiz bir gerçek ekonomik felaket yılı olarak 2022’yi çok iyi hatırlıyoruz. 2021’in sonbaharında başlayan “nas” siyasetiyle faizler yapay olarak indirilince doların fiyatı patlamaya başladı.

O yılın sonunda Nurettin Nebati kasada döviz kalmadığını görünce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna etti ve “kur korumalı mevduat” adı verilen korkunç uygulamaya geçilmek zorunda kalındı. KKM, Erdoğan iktidarına ödemeler dengesi krizini 16 ay erteleme imkanı verdi.

Doların patlaması beraberinde enflasyonun patlamasını getirdi. Nisan 2022’de yüzde 70 seviyesinde olan enflasyon yüzde 80’lere kadar tırmandı ama Kasım ve Aralık 2022’den itibaren hızla düşmeye başladı. Mayıs 2023’e, seçim ayına ulaştığımızda enflasyon yüzde 40’a inmişti.

Buna inmek denmez, hala yüksekti ama unutmayın, hayat pahalılığı göreli bir şey. İnsanlar çok beterini gördüğü için “Buna da şükür” dediler.

Nurettin Nebati bunu Türk ekonomisini benzersiz bir krizin eşiğine getirmek pahasına, yakılmadık gemi bırakmayarak, ülke ekonomisindeki her türlü dengeyi yerinden kaldırarak, Merkez Bankası’nın rezervlerini eksi 80 milyar dolar bakiyeye ulaştırarak yaptı.

Sadece bu da değil. Esas önemli rakam geliyor:

2022 yılı sonunda Türkiye’de istihdam edilen, yani iyi veya kötü her ay maaş alabilen, düzenli bir geliri olanların sayısı 30 milyon 752 bin kişiydi. Seçim ayı olan Mayıs ayına geldiğimizde istihdam edilenlerin, yani iyi kötü düzenli bir gelir sahibi olanların sayısı 31 milyon 716 bine ulaşmıştı. 5 ayda 1 milyon yeni istihdam ortaya çıkmıştı.

İşte bunu da Nurettin Nebati başardı. Ne pahasına başardığını konuşursak söyleyecek çok şeyimiz olur ama Tayyip Erdoğan’ın seçilmesi açısından bakınca başarıyı görmezden gelemiyoruz.

Hayır, 2023 seçiminde Türkler Nurettin Nebati refaha kavuştukları için Tayyip Erdoğan’a koşa koşa oy vermediler. Bunu zaten Erdoğan’ın ucu ucuna seçilmesinden biliyoruz. Ama insanlar “En kötü geride kaldı” diye düşündüler, “Ak günlere doğru ilerliyoruz, eski refahımız belki de geri gelecek.”

Öyle olmadı. Nurettin Nebati’nin ekonomiye verdiği hasarı 3 yıldır gidermeye çalışıyor Merkez Bankası da, Hazine Bakanı Mehmet Şimşek de.

Şimdi gelelim bugüne…

Daha dün Türkiye İstatistik Kurumu Nisan ayına ait iş gücü verilerini açıkladı. Buna göre Türkiye’de istihdam edilen, yani iyi veya kötü her ay düzenli gelir elde edenlerin sayısı 32 milyon 166 bin kişiydi. Oysa 2025 yılı biterken istihdam edilen insan sayısı 32 milyon 566 bin kişiydi. Yani istihdam edilenlerin sayısı son dört ayda artmamış, aksine 400 bin kişi eksilmişti.

Onlar kanlı canlı gerçek insanlar ve işsiz kalmak veya iş bulmak o bireylerin ruh halinde, dünyasında çok büyük anlamlara geliyor.

Az önce söyledim, 2022 sonunda Türkiye’de 30 milyon 752 bin kişi istihdam ediliyordu. Aradan geçen üç yıl ve dört ayın, yani 40 ayın ardından istihdam edilenlerin sayısı 32 milyon 566 bin. Yani artış 1 milyon 814 bin kişi. Hatırlayın, Nurettin Nebati bu rakamın yarısından fazlasını 5 ayda sağlamıştı.

Yazının başında enflasyon algısının göreli olduğunu, insanların hayat pahalılığını geçmişte yaşadıkları daha kötü veya daha iyi dönemlerle kıyasladıklarını söyledim.

Türkiye’de enflasyon, oldukça uzun bir süreden beri yüzde 30’larda ve biliyoruz ki biraz düşse dahi bu seviyelerde kalmaya devam edecek. Bunu Hazine Bakanı Mehmet Şimşek de dün katıldığı bir toplantıda söyledi ve kabul etti.

O yüzden, seçimde oy verecek seçmenin kendisini daha iyi hissetmesinin kilidi, yarın mucizevi biçimde yüzde 10’a düşse dahi enflasyonda değil; istihdam rakamlarında. (Bir de kriz algısını tetikleyen doların fiyatındaki ani yükselmeler var, onu gözardı etmemek lazım.)

Ben bugünkü rakamlara bakarak Türkiye’de bir baskın seçim ihtimali olmadığını, Tayyip erdoğan ve ekonomi ekibinin bir seçime hazırlanmak için en azından 6-8 aya ihtiyaç duyacağını söyleyebiliyorum.

İstihdam artmadığı, mevcut istihdam edilenler de sürekli işsizlik korkusuyla yaşadığı için bugün herhangi bir iktidarın seçim kazanması kolay değil.

Peki Tayyip Erdoğan seçimi nasıl kazanacak?

Bunu başarabilmesinin yegane yolunun yeniden Nurettin Nebati modeline dönmek, kredi musluklarını açıp şirketlere para yağdırmak, onlardan istihdamı arttırmasını beklemek olduğu net biçimde gözüküyor.

CHP’yi parçalamak, rakibi seçime giremez hale getirmek falan hep savunmacı adımlar; Tayyip Erdoğan’ın esas ihtiyacı atağa kalkmak.