İslam dünyasının haline ve Türkiye’de muhafazakar iktidarın yarattığı otokratik ortama bakarak karar verenler, dip dalgası halinde gelişen yenilikçi düşünceleri fark etmeyebilirler.
Oysa, “laiklik” gibi İslam dünyasına Batı’dan devlet eliyle gelen/getirilen bir faktörden farklı olarak… Bizzat İslam düşüncesinin içinde yeni bir dinamik gelişiyor. Henüz büyük kitlelere intikal etmemiş fakat akademisyen tarihçiler ve ilahiyatçılarla Müslüman entelektüeller arasında gelişmekte olan bu dip dalgası, “hürriyet fikri”dir.
Tarihi sorguluyorlar; istibdadın yenilenmeyi engelleyerek Müslümanların geri kalmasına yol açtığını görüyorlar.
İster istemez, geleneksel Fıkıh ve geleneksel Kelam’ın tarihteki rolünü sorguluyorlar. Böylece “insan hürriyeti” kavramını esas alan yeni bir Kelam ve modern hukuka açık yeni bir Fıkıh anlayışı gelişiyor.
YENİ BİR KALEM
Mustafa Yeneroğlu’nun, İslam tarihinden seçtiği biyografileri anlatan yazılarını Karar’da okuyor musunuz? Bunlar istibdada boyun eğmeyen, itikadi alanda ise insanın, “kader” elinde bir kukla değil, hür ve bu sebeple sorumlu olduğu fikrini yansıtan büyük isimler: Müstebit halifeye boyun eğmediği için zindanda kırbaçlanarak şehit edilen İmam-ı Azam…
İbn-i Rüşd’ün başına gelenleri “aklın sürgünü” olarak yazdı. Tunuslu Hayreddin Paşa’nın şahsında ıslahat ve hukuk fikrinin değerini kaleme aldı. ‘Bilge Kral’ Aliya İzzetbegoviç’i anlattığı yazısında onun “Dindarlığın ölçüsü, ne kadar görünür olduğun değil, ne kadar âdil olduğundur” sözünün altını çizdi…
Büyük ve öncü düşünür Namık Kemal’in şu cümlesini zihinlerimize nakşetti: “Bir milletin kuvveti, topunda tüfeğinde değil; efradının hürriyetindedir.”
Ve iki gün önce, 8. Yüzyıldaki Gaylan ed-Dımeşki’yi yazdı: “Az sonra idam edilecek, elleri ve ayakları kesilmiş bir adam vardı; bazı rivayetlere göre, son sözünü söyleyemesin diye dili de kesilmişti…”
Neden mi? İstibdadın “Allah’ın takdiri” (kader) olmadığını söylemişti…
Yeneroğlu, eğilmez bükülmez bir insan hakları savunucudur. Dahası, yeni bir kalem olarak yüksek bir entelektüel kaliteyi yansıtıyor.
TARİHE ANALİTİK BAKIŞ
İlahiyatçı Prof. Mehmet Azimli’nin editörlüğünde yayınlanan “Müslüman Engizisyonu, Ölümcül Koğuşturmalar” adlı kitap dizisini de zikretmeliyim. Galân benzeri biyografilerden oluşuyor.
Elbette büyük tarihçi Ahmet Yaşar Ocak’ın ilk baskısı 1999’da yayınlanan “Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler” adlı kitabı öncü bir eserdir.
Zaten Cevdet Paşa, “Muaviye saltanat sevdasına düştü” diye yazmıştı. “Büyükler de hata yapar” diye uyarmıştı. Sosyal bilimlerin hayli geliştiği çağımızda Müslümanların tarihine yeni bir bakış gelişiyor.
Oysa önceki nesiller, o facialara “içtihat farkı” deyip geçmişlerdi. Hatta tarihçi İbn Esîr (12. Yy.) Ebu Zer’e yapılan zulümleri yazarken, “bunları yazmaktan hoşlanmıyorum” diyerek kısa kesmişti.
Geçen asırlarda “niye böyle, ne yapmalı” diye sorgular gelişseydi iktidarın istibdat yapamayacak şekilde sınırlanması ve ferdin hürriyeti konularında fikirler, kurallar, kurumlar gelişebilirdi. Çok geciktik...
YENİ YORUMLAR
Tarihe bu bakış, tarihin o asırlarında teşekkül etmiş olan Fıkıh ve Kelam anlayışlarının da sorgulanmasına yol açıyor elbette.
Muhterem Hocamız Ali Bardakoğlu’nun “Yüzleşme” adlı eseri, tarihçilik metoduyla fıkhın Emeviler ve Abbasiler döneminde teşekkül etmiş bir kurallar yığını olduğunu, Müslümanların yüksek ahlakı savunması gerektiğini gösterdi.
Mustafa Çağrıcı hocamızın yeni çıkan “Kur’an’ın Ahlak Çağrısı” adlı kitabı, Orta Çağ yorumların arınmış, Kur’an referanslı bir ahlak kitabıdır.
Mehmet Görmez Hocamızın, “Sünnet ve Hadisin Yorumlanmasında Metot Sorunu” adlı kitabı, mesela örfi hadisler, beşeri hadisler, yönetici hadisler gibi bağlayıcılığı farklı ve bağlayıcı olmayan hadisleri anlatıyor…
Mesela evlenme yaşı dinî bir konu değildir, örfidir, zamanımızda kanuni.
Hayri Kırbaşoğlu’nun “İslami İlimlerde Metot Sorunu” adlı kitabındaki “anakronik dindarlık” kavramı çok şeyi anlatıyor.
Tabii hadis deyince, en başta hocaların hocası muhterem Mehmet Said Hatiboğlu’nun eserlerini, özellikle de “İslami Tenkid Zihniyeti”ni önemle tavsiye ederim.
Bu yöndeki İslami eserlerin listesi, bu sayfaya sığmaz.
Böyle, İslam’ın geçen asırlardan farklı, bilime açık, hürriyet, mesuliyet ve ahlak esaslarına dayalı yeni bir yorumu gelişiyor.
Yolu maalesef uzun, fakat Müslümanlar için başka çıkar yol yok.