İran’da zurnanın ‘zırt’ dediği yere gelindi…
İran doğal kaynakları -petrol ve doğalgaz- bakımından hiç kuşkusuz zengin bir ülke.
Venezuela’yı dize getirme girişiminin ardındaki en önemli sebep, o ülkenin petrol, doğalgaz ve kıymetli madenler zengini bulunmasıydı. Donald Trump ülkesi anayasasına ve teamüllere aykırı olduğu halde, egemen bir ülkenin başkanını derdest edip yargılanmak üzere ABD’ye getirebildi ve Kongre de fazla ses çıkarmadı.
Başka ülkenin zenginliği kendilerinin olacaksa, ‘arka bahçe’ sayılan Venezuela’ya müdahaleye Amerikalı siyasetçi neden gürültü çıkarsın?
İran binlerce km uzakta bir ülke; Trump orayla da ilgili. Neden?
Demokrasi havarisi olduğundan değil. Kadınlara kötü muameleyi dert edinecek biri de değil.
O halde farklı bir -veya birden fazla- sebep olmalı.
Sorun, İran görünüyor ama, ilginin Trump’ı aşan ve uzun yıllara uzanan bir arka-planı var.
Trump öncesinde de ABD İran’ı paryalaştıracak politikalar uyguluyordu. Çok yönlü yaptırımlarla ekonomisini çökerten ABD zaten. İran’ın atom bombasına sahip olacağı endişesiyle nükleer çalışmalarına engel olmaya çalışan, o çalışmaları boşa çıkartmak için, BM’deki veto yetkisini kullanarak, İsrail’in saldırılarına, yargısız infazlarına göz yuman da ABD…
Sekiz yıl süren (1980-1988) ve iki taraftan bir milyondan fazla insanın ölümüne yol açan İran-Irak savaşına Saddam Hüseyin’i teşvik eden de ABD’ydi.
ABD, 1979’da gerçekleşen rejim değişikliği sonrasında aldığı biçimini sevmedi İran’ın…
İsrail de öyle.
Yakından bakıldığında, çevresindeki başka bazı ülkelerle kıyaslandığında İsrail’in en az rahatsızlık duyacağı ülkedir İran. Gazze’deki savaşla birlikte tırmanan gerilimde, Tahran’dan kınamalar dışında beklendiği kadar fiili tepki gelmedi. İran’a ve başka ülkelerdeki hedeflerine zarar vermesi üzerine sertleşen ortamda bile, Tahran’ın İsrail’e karşı saldırıları sınırlı kaldı.
ABD’den de önce İsrail’in hedefindeydi İran…
Nükleer çalışmaları?
Evet o da var elbette; dişine kadar nükleer silahlara sahip İsrail çevrede kendisinden başka nükleer güç görmek istemiyor.
Nükleer çalışmalarından vazgeçmeyen İran yakın hedefinde.
Merceğimizi İran üzerinden daha geniş bölge coğrafyasına kaydırdığımızda, İran’a karşı tehdit algılamasının sebebi daha iyi görülebiliyor.
Kurulduğu ilk günden başlayarak çevredeki ülkelerin geleneksel politikaları bakımından kendisini güvende hissetmeyen İsrail, birkaç savaş -1948, 1967, 1973- sonrası giriştiği sulh taarruzlarıyla bazı Arap ülkelerini tehdit olmaktan çıkarabildi.
Önce Mısır, sonra da Ürdün. Şu yakınlarda ‘İbrahim Mutabakatı’ ile Körfez ülkeleri de nötr hale dönüştüler…
Libya, ‘Arap Baharı’nın sert rüzgarlarıyla tehdit olmaktan uzaklaştı…
Irak, Saddam sonrası eski gücünü kaybetti.
Suriye ve Yemen iç savaşlara muhataplar…
Döneminde krallardan daha güçlü olduğunun bilincinde Napolyon’un, haritaya baktığında, “Dünya ne kadar küçük” dediği söylenir. Herhalde Avrupa’yı savaşlarla kasıp kavuran başka yöneticiler de, tek tek ülkeleri ordularıyla işgale kalkıştıklarında aynı hisle hareket etmişlerdi.
Milyonlarca insan savaşlarda o hissin sonucu hayatlarını kaybetti.
Galiba Trump ve Netanyahu da aynı hissin esiri…
Haritaya bakıyorlar ve kendileri için ‘tehdit’ gördükleri her yeri -ülkeyi- güçsüz hale getirmenin yollarını arıyorlar.
Savaşla ise savaşla… Savaş uygun değilse, başvurabilecekleri çeşitli yöntemler var, onlarla…
Kış bahara dönüşecek sanılırken baharın kışa dönmesi bu yüzden…
Her gelişmeyi de amaçları için kullanmaya kalkışıyorlar…
İran’da insanlar ömrü yarım asra yaklaşan rejimden mutlu değiller. Hayat pahalılığı herkesi bezdirmiş durumda. Toplumun bazı kesimleri -özellikle kadınlar- kendilerinin baskı altında oldukları kanaatindeler.
Ticari hayat içinde olanlar da geleceği parlak görmüyorlar.
Yaygın mutsuzluk ve umutsuzluk insanları barışçı protestolar için sokağa sevk etti İran’da.
‘Epstein dosyası’nı unutturma gayretindeki Trump, binlerce kilometre uzaktan güya teşvik ederek, kendi dertlerini duyurmaya çalışan insanları yönetimin gözünde ‘işbirlikçi’ konumuna dönüştürdüğünü bilmiyor olabilir mi?
“Devlet kurumlarını işgal edin” ne demek?
Ya “Bekleyin, yakında müdahale ediyoruz” ne anlama geliyor?
Bu arada binlerce insan hayatını kaybediyormuş, kime, ne gam…
Karmaşadan rejim değişikliği beklendiği söyleniyor…
Rejimin sahipleri de zaten o endişeyle ellerinden ne geliyorsa halka karşı kullanıyor…
Ne çıkar bu durumdan?
Rejim değişikliği mi, yoksa istikrarsızlık mı?
Görüşüm şu: Ne çıkarsa çıksın, İran’ı yönetenlerin ve İran halkının lehine bir şey olmayacak…
İstenen de bu zaten…
Akıllarını başına toplaması gerekenler, ilk önce, ülkeyi yönetenler…