Irakçi: Düşmanın Müzakere Çağrısı Yenilginin İtirafıdır

.

İran Dışişleri Bakanı, Hürmüz Boğazı’nın düşmanların ve onların müttefiklerinin gemilerine kapalı olduğunu, ancak diğer ülkeler için açık olduğunu vurguladı.

Seyyid Abbas Irakçi, İran Devlet Televizyonuna verdiği röportajda bölgedeki savaş koşullarına değinerek şöyle dedi:

“Bizim açımızdan Hürmüz Boğazı tamamen kapalı değildir; yalnızca doğal düşmanlarımıza kapalıdır. Biz savaş koşullarındayız, bölge bir savaş bölgesidir. Bu nedenle düşman ülkelerin ve müttefiklerinin gemilerine geçiş izni vermemiz için bir sebep yok. Ancak diğerleri için boğaz açıktır.”

Irakçi sözlerine şöyle devam etti:

“Aslında birçok gemi mevcut güvensizlik nedeniyle zaten geçmekten kaçınıyor. Bazı durumlarda sigorta şirketleri savaş sigortası kapsamı sağlamıyor ve bu yüzden kendileri geçmek istemiyor.”

Bazı ülkelerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçiş talebine de değinen Irakçi şöyle konuştu:

“Birçok geminin sahipleri ya da bağlı oldukları ülkeler bizimle iletişime geçti ve güvenli geçiş sağlamamızı istedi. Biz de dost ülkeler için güvenli geçiş imkânı sağladık; Çin, Rusya, Pakistan, Irak ve Hindistan bunlar arasında. Örneğin birkaç gece önce iki Hint gemisi için bu koordinasyon sağlandı. Diğer bazı ülkeler için de benzer düzenlemeler yapıldı ve gelecekte de yapılacaktır.”

Dışişleri Bakanı, Hürmüz Boğazı’nın hukuki statüsühakkında ise şunları söyledi:

“Savaş sonrasında da Hürmüz Boğazı İran ve Umman’ın iç sularında yer almaktadır. Uluslararası açıdan nasıl sayılırsa sayılsın, gerçek şu ki bu bölge İran ve Umman’ın karasularındadır ve bizim egemenliğimiz söz konusudur. Gelecekte de burada güvenli geçiş için yeni düzenlemeler üzerinde çalışmayı planlıyoruz; bu konu şu anda incelenmektedir.”

Savaşın kazanımları ve “güvenliğin içsel garantisi”

Irakçi, savaş sürecinde İran’ın elde ettiği kazanımlara değinerek Hürmüz meselesinin düşman için bir başarıya dönüşmediğini belirtti ve şöyle dedi:

“Bu savaşta dünyaya gösterdik ki kimse İslam Cumhuriyeti’ne karşı kolayca hareket edemez. Aslında kendimiz için bir güvenlik kalkanı oluşturduk. Artık tüm dünya anladı ki İslam Cumhuriyeti’ne karşı çıkmanın ve çıkarlarımızla oynamanın ağır sonuçları vardır. Bu da bizim kendi gücümüzle oluşturduğumuz içsel bir güvenlik garantisidir.”

Uluslararası garantilerin hiçbir zaman yüzde yüz güvenilir olmadığını söyleyen Irakçi sözlerini şöyle tamamladı:

“Benim kanaatimce bugün kendi gücümüzle oluşturduğumuz bu içsel garanti, bölgede sahip olduğumuz güçten kaynaklanıyor. Artık kimsenin tekrar İran halkıyla çatışmaya ya da savaşa girmeye cesaret edebileceğini sanmıyorum.”

Savaşın kazanımları ve “güvenliğin içsel garantisi”

Irakçi, bu dönemde İran İslam Cumhuriyeti’nin elde ettiği kazanımlara değinerek Hürmüz meselesinin düşman için bir başarıya dönüşmediğini söyledi:

“Biz bu savaşta dünyaya gösterdik ki hiç kimse İslam Cumhuriyeti’ne karşı kolayca hareket edemez. Aslında kendimiz için bir güvenlik kalkanı oluşturduk. Artık bütün dünya anladı ki İslam

Cumhuriyeti’ne karşı çıkmanın ve çıkarlarımızla oynamanın ağır sonuçları vardır. Bu da bizim kendi elimizle oluşturduğumuz içsel bir güvenlik garantisidir.”

Uluslararası garantilerin hiçbir zaman yüzde yüz güvenilir olmadığını belirten Irakçi şöyle devam etti:

“Benim kanaatimce bugün kendimiz için oluşturduğumuz bu içsel garanti, bölgede sahip olduğumuz güçten kaynaklanıyor. Artık kimsenin yeniden İran halkıyla çatışmaya ya da savaşa girmeye cesaret edeceğini düşünmüyorum.”

Müzakere; düşmanın yenilgiyi kabul etmesi

Dışişleri Bakanı konuşmasının başka bir bölümünde müzakere konusuna da değinerek şunları söyledi:

“Şimdi müzakereden söz etmeleri aslında yenilgiyi kabul etmeleridir. Hani ‘koşulsuz teslimiyet’ diyordunuz? O halde neden şimdi müzakereden söz ediyorsunuz? Ben açıkça söyleyeyim: ortada bir müzakere yok. Ama bizim koşulsuz teslimiyetimizi isteyen bir düşmanın bugün müzakere çağrısı yapması, hatta bunun için en üst düzey yetkililerini seferber etmesi, bu yenilginin kabul edilmesi anlamına gelir. Şu ana kadar bu süreçte kazanan taraf İran halkı olmuştur.”

ABD ile müzakere iddialarının yalanlanması / Aracılar üzerinden mesaj alışverişi

Irakçi, ABD tarafıyla herhangi bir müzakere yapıldığı iddialarını kesin bir dille yalanlayarak şöyle dedi:

“Kesin bir şekilde söylüyorum: ABD tarafıyla hiçbir müzakere ya da görüşme yapılmamıştır. Son birkaç gündür ABD, aracı ülkeler ve dost devletler üzerinden çeşitli mesajlar göndermeye başladı. Biz de buna karşılık kendi tutumumuzu ilettik, ilkeli pozisyonumuzu tekrar ettik ve bazı durumlarda uyarılarda bulunduk.”

Dışişleri Bakanı, İran’ın altyapılara yönelik saldırılar konusundaki uyarılarına da değinerek şunları söyledi:

“Güçlü uyarılarımız nedeniyle onların sözünü ettiği örneğin 48 saatlik süreyi kendileri geri çekmek zorunda kaldılar. Silahlı kuvvetlerimizin aldığı kararlı tutum ve hem medya hem de diplomatik kanallardan verilen uyarılar karşı tarafa şunu açıkça gösterdi: Eğer bu savaşa girerlerse bunun bir sonu olmayabilir ve tüm bölge için büyük bir felakete yol açabilir. Bu da kimsenin çıkarına değildir.”

Irakçi ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Ortaya atılan bazı fikirler ülkenin üst düzey yetkililerine iletilmiştir ve eğer bir tutum alınması gerekirse elbette buna karar verilecektir. Ancak şu anda politikamız direnişi sürdürmektir ve müzakere niyetimiz yoktur. Şu ana kadar herhangi bir müzakere gerçekleşmemiştir.”

Savaşın ortaya çıkardığı dört gerçek

Irakçi, bu savaşın birçok gerçeği açığa çıkardığını belirterek dört temel noktaya dikkat çekti:

Birinci gerçek: ABD üsleri bölge güvenliği için tehdit oluşturuyor

“Bölgedeki ABD üslerinin sözde bölge ülkelerinin güvenliğini sağlaması gerekiyordu. Ancak bunu yapamadıkları gibi, kendileri bu ülkeler için bir güvenlik tehdidine dönüştüler. Eğer bu üsler olmasaydı, bu ülkeler zaten hedef haline gelmezdi. ABD üsleri bölge güvenliğine katkı sağlamıyor; aksine bölge güvenliğine zarar veriyor. Umarım bu gerçek bölgedeki dostlarımız için de artık açık hale gelmiştir.”

İkinci gerçek: ABD’nin önceliği İsrail’i korumaktır

“ABD için öncelik bu üslerdir ve hepsi İsrail’i desteklemek için kullanılmıştır. ABD’nin ilk, orta ve son hedefi Siyonist rejim ve onun güvenliğidir. Bu uğurda diğer herkesi feda edebilir. Nitekim üslerinin bulunduğu ülkelerin güvenliğini bile sağlayamadıklarını gördük.”

Üçüncü gerçek: İsrail rejiminin daha geniş hedefleri vardır

“İsrail rejiminin hedefleri söylendiğinden çok daha büyüktür. Onlar sadece güvenlik içinde yaşamak ya da iki devletli bir çözüm istemiyor. Bölgede egemenliklerini genişletmeye yönelik büyük hedefleri var. Haritalarında Suudi Arabistan’ın bazı bölgeleri, Irak’ın bir kısmı, tüm Ürdün ve başka bölgeler yer alıyor. Bu hedeflerini açıkça dile getirmekten de çekinmiyorlar.”

Dördüncü gerçek: Bu savaş İsrail’in savaşıdır

“Daha önce de söylediğiniz gibi, bu savaş ne İran’ın savaşıdır ne de Amerika’nın; bu savaş İsrail’in savaşıdır. ABD’yi sahaya çeken İsrail’dir ve bunun bedelini bölge halkları ödüyor. ABD’nin içinde bile şu anda bu konu ciddi bir tartışma haline gelmiş durumda: ABD’nin çıkarları dikkate alınmadan, tamamen İsrail’in çıkarları için başlatılmış anlamsız ve hesaplanmamış bir savaş olduğu söyleniyor. Amerika’da buna yönelik muhalefet giderek artıyor.”

Irakçi konuşmasının sonunda, bölge ülkelerinin bu gerçekleri dikkate almasını ve politikalarını buna göre gözden geçirmesini umduğunu belirtti. Ayrıca son günlerde ülkelerin verdiği tepkilerin dikkatle analiz edilmesi gerektiğini ve hem iç hem de uluslararası medyada bu konuda çeşitli değerlendirmelerin yapıldığını ifade etti/mehr

ÜMMET COĞRAFYASI Haberleri

İran Uyardı: Tek Bir Adımda Tüm Altyapılarını Yok Ederiz
Hizbullah: İsrail hedeflerine yönelik 67 saldırı gerçekleştirdik
İran’dan ABD’ye sert tehdit: ‘Yıllardır bu anı bekliyoruz, yaklaşın!’
Irak Savunma Bakanlığı: Hava saldırında 7 asker hayatını kaybetti
İran Hürmüz mesajını yineledi: 'Saldırılara katılmayan gemilere geçiş serbest'