AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, yüzbinlerce vatandaşın mağdur olduğu fon vurgununda eşi İlyas Kaya’yla birlikte milyarlarca haksız kazanç elde ettiği ortaya çıkan Fatma Betül Sayan Kaya’nın af talebinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildiğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla fon skandalında hiçbir şeyin karanlıkta bırakılmayacağını, sürecin bütün boyutlarıyla yakından takip edildiğini ve yanlış yapanların hukuk önünde hesap vereceğini söyleyen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Fatma Betül Sayan Kaya’nın durumunu şu sözlerle duyurdu:
“Fatma Betül Hanım’ın MYK ve MKYK üyeliklerinden af talebi Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir. Fatma Betül Hanım, şu anda MYK ve MKYK üyemiz değildir.”
Şimdi ufak bir parantez açalım:
Dikkatinizi çekti mi Ömer Çelik’in ifadesiyle “Fatma Betül Hanım’ın” af talebinin “Cumhurbaşkanı” tarafından kabul edildiğini söylüyor. Doğrusu şu: Erdoğan, “Fatma Betül Hanım’ın” affını “Cumhurbaşkanı” sıfatıyla değil, ancak AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla kabul edebilir.
Ortada Cumhurbaşkanlığı makamını ilgilendiren bir durum yok. Fatma Betül Hanım ne bakanlıktan ne Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığından ne de milletvekilliğinden affını istedi. Söz konusu olan, bütünüyle AK Parti Genel Merkezi’ndeki parti görevleri. Dolayısıyla bu affın muhatabı da Cumhurbaşkanlığı makamı değil, AK Parti Genel Başkanlığıdır.
Parantezi kapatalım ve asıl mevzuya gelelim…
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, cumartesi günü yaptığı açıklamada, AK Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın
8 Nisan tarihinde Özata Denizcilik’e 163 milyon lira yatırdıklarını ve dört ay gibi çok kısa bir süre içinde 2, 17 milyar lira kazançla fondan çıktıklarını açıkladı.
Şimdi soralım:
Fon vurguncusu AK Partili Fatma Betül Sayan Kaya değil de Yeni Partili Fatma Betül Sayan Kaya olsaydı ne olurdu?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı anında soruşturma başlatmaz mıydı?
Başlatırdı.
Fatma Betül Sayan Kaya Yeni Partili olsaydı Adalet Bakanlığı TBMM’ye “dokunulmazlığının” kaldırılması için fezleke vermez miydi?
Dokunulmazlığı kaldırılsın diye jet hızıyla fezleke hazırlar ve anında TBMM’ye sunardı.
Fatma Betül Sayan Kaya Yeni Partili olsaydı AK Parti ve MHP’li vekiller “hak, hukuk, milletin alın teri” diyerek yeri göğü inleten açıklamalar yapmazlar mıydı?
Yaparlardı.
Fatma Betül Sayan Kaya Yeni Partili milletvekili olsaydı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eşini gözaltına alır mıydı?
Alırdı.
Peki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesinin malvarlığına kısıtlama getirilmesini talep etmek için ne zaman harekete geçti?
Ömer Çelik’in, Erdoğan’ın Fatma Betül Sayan Kaya’nın affını kabul ettiğini açıklamasının ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Hiçbir şey karanlıkta kalmayacak, soruşturma sonuna kadar gidecek” mesajının ardından.
Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan adeta “izin” niteliğinde bir siyasi açıklama geldikten sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti.
Nitekim iktidarın ikili hukuk sistemi böylece bir kez daha kendini gösterdi.
Şimdi gelelim ikinci hususa.
Ömer Çelik’in ifadesiyle “Fatma Betül Hanım”, bildiğimiz kadarıyla aileden milyarlar devralmış bir isim değil. 163 milyon lira ne kendisinin milletvekilliği maaşıyla ne de eşinin doktorluktan kazandıklarıyla biriktirilecek bir rakam değil. Dolayısıyla birkaç ay içinde ortaya çıkan bu büyüklükteki kazanç, doğal olarak “Bu para nasıl kazanıldı?” sorusunu beraberinde getiriyor.
Üstelik bu sadece şimdilik bilinen kısmı.
Adı fon skandalına karışan tek isim Fatma Betül Sayan Kaya da değil. Şu isimlere bakar mısınız?
AK Partili eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın eski yardımcısı Özdemir Ataseven…
O henüz 28 yaşında. AK Parti Zeytinburnu Gençlik Kolları’nda siyaset yapmış Muhammed Yarız… Normal bir insanın havsalasının almakta zorlanacağı büyüklükte bir servete, yüz milyonlarca liralık paralara ve milyonlarca dolarlık bir varlığa ulaşmış. Özel jeti var, milyolarca liralık yata sahip. Gerçekten de 28 yaşında. Bu yaşta bu zenginliğe nasıl eriştiğini fon skandalı ortaya koyuyor.
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı, BDDK üyesi Mustafa Balcı’nın oğlu İskender Balcı.
Yine Erdin Özel AK Parti’de görev yapmış, AK Partili bir isim.
Her gün AK Partiyle bağlantılı bir isim ortaya çıkıyor.
Ki Yeni Partili Gökhan Günaydın, dün yaptığı açıklamada bu skandaldan zenginleşen yeni AK Partili isimleri de kamuoyuna açıklayacaklarını duyurdu.
Şimdi gelelim Fatma Betül Sayan Kaya’nın affı meselesine:
Sosyal medyada bazı AK Partili isimler Fatma Betül Sayan Kaya’nın “affını” istemesini ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın da “affını” kabul etmesini yüceltiyorlar.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın durumu, siyasi makamı bir zenginleşme aracına dönüştürme iddiasının da ötesinde bir vahamet taşıyor. Ortada, vatandaşa “gel gel” yapıldığı, yüz binlerce insanın parasını kaybettiği ve bazı isimlerin bu sistemden milyarlarca liralık kazançla çıktığı bir hakikat var. Öyle süslü kelimelere ihtiyaç yok.
Varsa bunun başka türlü makul bir izahı, Hayrettin Karaman anlatsın da biz de öğrenelim.
Dolayısıyla AK Parti’nin böyle bir tabloda Fatma Betül Sayan Kaya’nın “affını” kabul etmesi değil, ona affını isteme imkânı dahi tanımaması gerekirdi. Parti yönetimi, tarihinin en ağır skandallarından birinin içinde adı geçen siyasetçisini doğrudan ihraç etmeli, kapının önüne koymalıydı.
İstifa etmek siyasette aynı zamanda onurlu bir çıkış yoludur. Adı ciddi bir skandala karışan bir siyasetçi, gerçekten masum olduğuna inanıyorsa, makamına yapışmak yerine siyasi sorumluluk üstlenebilir; “Gerçekler bütünüyle ortaya çıkıncaya kadar görevimden çekiliyorum” diyebilir.Ya da kamuya zarar verdiği, görevini dikkatle yönetmediği, idari bir başarısızlık ya da kamu güveni zedeleyen bir hadise ya da devleti zarara uğrattığı ortaya çıktığında, soruşturmanın önünü açmak için istifa edebilir. Ki bu 24 yıllık AK Parti iktidarında hiç işlemeyen bir mekanizma oldu.
Ama fon skandalı affı kabul edilecek bir hadise değil, Fatma Betül Sayan Kaya isteyebilir de AK Parti’nin buna kapı açmaması gerekirdi.