Diplomasi mi öldü, liderler mi ölü taklidi yapıyor?

Mustafa Karaalioğlu

ABD’nin İsrail desteğiyle İran’a saldırısında izlenen yol, İsrail’in ABD desteğiyle yaptığı ve halen devam ettiği Gazze katliamına benziyor. Vahşi, hukuksuz ve tamamıyla islamofobik bir katliam.

Asıl benzerlik ise her iki saldırının dünya ve İslam ülkeleri tarafından nerdeyse aynı tepkilerle karşılanması. Batılı hükümetler, Gazze katliamına başta ortak oldu, vahşet arttıkça ve kendi kamuoylarından tepki yükseldikçe ortadan çekilip seyretmeye başladılar. Katliamı bitirmek için hamle yapmadılar veya ABD üzerinde baskı kurmayı denemediler. Böyle bir problem yokmuş gibi davranmayı tercih ettiler.

 İslam ülkelerinin çoğu -bilhassa Körfez- ise Gazze’yi Hamas bahanesiyle görmezden geldi ve İsrail’in işini kısa sürede bitirmesini umdu. Aylar geçti, toplu ölümler artmaya başladı, insanlık trajedisi bütün gezegeni kuşattı; sessizlik yine de bozulmadı. Gazze halkı kolaylıkla İsrail’in elinden alınabilecekken bunu yapmadılar. En sonunda onlara yine katliamın failleri Trump ve Netanyahu yol gösterdi… Gazze’yi tümüyle kaybetmek anlamı taşıdığı şimdi daha iyi anlaşılan Trump Barış Planı’na sığınıp, ellerini yıkayıp çıktılar.

İran’da olup bitenlere tepki de aynı. Batılı ülkeler bu kez kamuoyu tepkisi nedeniyle suça doğrudan ortak olmadılar ama sessizliğe gömüldüler. İran’ın Dini Lideri Hamaney, ABD ile müzakere sırasında öldürüldüğünde bile kafalarını çevirip başka yöne baktılar.

 İslam ülkeleri yönetimleri ise bu kez de İran “Şii” olduğu için ABD ve İsrail’in İran’a haksız, hukuksuz ve gerekçesiz saldırına destek verdiler. Hala da veriyorlar ve bazı ülkelerin, NATO’nun bile yapmak istemediği şeyi yaparak İran’a karşı koalisyona katılmayı planladığı haberleri geliyor. Ya da Trump’ı İran’a daha sert ve yoğun şekilde vurmaya teşvik ettiği… Unutmayalım, geçen hafta 12 İslam ülkesi, ortada ABD ve İsrail saldırısı yokmuş gibi İran’a karşı bildiri dahi yayınladı. Yani, “Sünni” Hamas’a da “Şii” İran’a da yüz çevirmek için bahane hep bulunuyor.

Gazze’den İran’a… Saldıran aynı, vahşet aynı, katliam da aynı seyri izliyor. ABD ve İsrail sınırsız bir yetkiyle iki Müslüman halkın kanını -Lübnan ve Yemen’in de- döküyor. Amacına ulaşamadıkça daha fazlasını döküyor. Saldırdığı her yerde çocuk kadın, sivil demeden insanları yok ediyor. İki ülke, 7 Ekim 2023’den beri birbirinin kopyası seri katliamlara devam ediyor.

Batı bir yanda İslam dünyası öte yanda; yani bütün dünya katliamı, vahşeti ve yıkımı önleyemedikleri için değil, önlemek istemedikleri için olan biteni seyrediyor.

İsteseler, baskı yapsalar, ABD üzerindeki siyasi veya ekonomik nüfuzlarını kullansalar, pekala önleyebilecekleri bir insanlık dramına kayıtsız kalıyorlar.

Ne Gazze katliamı boyunca ne de bir ayını doldurmakta olan İran saldırısı süresince tek bir lider Trump’a gerçek anlamda baskı kurmayı denemedi. Kimse O’nu karşısına almak istemedi. Birkaçı toplanıp ekonomik ve siyasi olarak ABD’ye karşı ağırlık koyabilecekken bunu yapmayı dahi düşünmediler. O kadar ki tek bir İslam ülkesi hükümeti ve lideri Gazze için de İran için de ABD’yi ve Trump’ı suçlamadı. Katliamlardaki suçunu ve suç ortaklığını dile dahi getirmedi.

Gazze katliamı boyunca iki, üç veya beş ülke ortak hareket ederek Beyaz Saray’a baskı kurmayı düşünmedi. Böylesi büyük krizlerde hep yapılan, ortak çalışma grupları dahi kurulmadı.

Bunun yerine herkes Trump’ın estirdiği rüzgara karşı çıkmak yerine güvenli barınaklara sığınmayı tercih etti. Adam deli, sağ solu belli değil, ne yapacağı bilinemez vs.

Oysa diplomasi ölmüş değildi, liderler ölü taklidi yaptılar. Dün Gazze’de bugün İran’da da olduğu gibi… Arkasına ekonomik, siyasi ve coğrafyanın gücünü alan diplomasi hala yaşıyor. Gel gör ki bunu yönetecek, cesaret edecek ve buna mesai harcayacak liderlik kalmadı.