Deccalin görünümleri

Mücahit Bilici

Deccal tarih içinde akan kötülüğün yer yer bir suret kazanıp göründüğü bir akıntının adıdır. Mehdi veya Mesih ise tarih içinde akan iyiliğin yer yer bir suret kazanıp göründüğü akıntının adıdır. Bu akıntıların ikisi de bütün dinlerden daha eskidir. Bazı dinler bunu iyilik ve kötülük tanrıları olarak kavramsallaştırmış. Bazısı bunlardan birini diğerine karşı tanrılaştırmış. İkisini de tanrı-altı seviyede tutan dinler için bunlar zuhur edecek dünya-tarihsel aktörlerdir. Pandemic bir nitelik kazandığında Ye’cuc Me’cuc gibi atomize olan bu şahs-ı maneviler, bu kolektif kişilikler ruhlarımızın derinliğinde (ya cennetten kalma, ya da özgürlükten doğma) arketiplerdir. Dinler dahil dünyada hiçbir ahlaki düşünce deccalın temsil ettiği (şerri) ve mehdinin temsil ettiği (hayrı) inkar edememiş. Mesela modern toplumda deccal “kötülük” (evil) suretinde gayrişahsi bir suret alırken mehdi “vicdan” (conscience) suretinde bir nihai müracaat mercii olarak tanınmıştır.

Tanrı’sı ölen iyilerin işi Allah’a kalamadığında vicdana kalmıştır. Tanrı’yı öldüren kötülerin işleri ise kendi nefislerine kaldığı için şeytana açılmıştır. Kötülüğün bizzat kendisi Deccal’dir. Kötülüğü benimseyen ego Deccaliyetin şahıs suretine girmesine sebeptir. İyiliğin bizzat kendisi Mehdidir. İyiliği isteyen her nefis kendi için istediğini başkası için istemiştir. Kendinden büyük bir hakikat ve ahlaki referansı olmayan insanın canavarlaşması kaçınılmazdır. Nefsine tapanın taptığı şey şeytandır. Her bencillikte şeytana giden bir yol vardır. Başka bir sebep olmasa bile insanın insana kul olmamasını temin eden nihai bir kurulum olarak Tanrıya ihtiyaç duyulacaktır. Tanrı insan insana kul olmasın diye var.

Deccal, başlangıçtaki şeytan(iyet)in bitişteki bir tezahürü, aynı şeyin iki ayrı projeksiyonu olarak da görülebilir. Deccal ile şeytan arasındaki fark görünümseldir. Özü itibariyle aynı damarı temsil ederler. Deccal şeytanın ordusudur. İkisinin de tek gözü vardır: Sadece kendini görür. İkisini de teşhis etmek zor değildir: Kendini üstün gören iblistir. İnsanın insana eşit olduğunu kabul etmeyen Deccal’dir. Tarih boyunca her kim ki büyük tahribat yapmışsa ona Deccaliyet atfedilmiştir. Yine tarih boyunca her kim tahribattan kurtarmışsa ona (doğru yola ulaştırıcı anlamında) mehdi veya mesih denmiştir.

Tarihte diğergamlıktan ve şefkatten peygamberliğe giden bir yol açılmıştır. Yine tarihte bencillikten şeytaniyete giden bir damar ortaya çıkmıştır. Dinler tarihi Tanrı’nın yere düşmemesi (nefsin tanrılaştırılmaması) için verilen mücadelenin tarihidir. Tanrı’yı ayağa kaldırmak, semavatın gönderine çekmek için mileniumlar geçmiştir. Tanrı’yı aşkınlıkta tutma çabasına Müslümanlar olarak tevhid diyoruz. Tevhid aynı zamanda insanın insana üstün olamamasıdır. Meryem oğlu İsa’nın tevhide uzanan çabası akamete uğramıştır. İslam İsa’nın mesajının devamı ve tamam(lanmas)ıdır.

Hazreti İsa kendi kolektif nefsine tapanların bencilliğini kırıp onları hakka irşad etmek istedi. Onu öldürmek istediler. Peygamberlik İsa’nın masumiyetidir. Masumiyet peygamberliktir. İyiler verir, kötüler cimridir. İyiler sever, kötüler sadece kendilerini sever. İyilik bulaşıcıdır, yayılmak ister. Kötülük bencildir, tekelde durmak ister. Egonun kötülükte kendisini bulmasına şeytan diyoruz. Şeytanın eskatolojik veya dünya-tarihsel zuhuruna ise Deccal. Deccal bazan bir işgal ordusu, bazan bir ideolojidir. Yerin üstünde olduğu kadar yerin altındadır da. Barbarlığı da medeniyeti de hilekar bir gaddarlıktır. Deccal kötülüğün başka bir adıdır. İnsanları kötülüğe bulaştırarak, kötülüğü insanlığa bulaştırmaya çalışan bir kendi nefsine tapanlar ordusu insanlığa karşı savaş yürütmektedir. Nefsine taptığı için güce tapan, güce taptığı için güçlü olanları avlamak isteyen bir şeytani egoism bütün bir insanlığı esir almak için herkesi kötülüğe bulaştırarak kendine köle etmek istiyor.

Deccalın askerleri sapıklıkla insanları insanlıktan çıkartmak suretiyle insanlığa karşı bir savaş yürütüyorlar. Barışta ve savaşta çocuk katili, tecavüzcü ve organ hırsızı bu kötüler sürüsü insan kanı içmeyi ve şeytana tapmayı bir imtiyaz sayıyor. Ortada bir elit sapkınlığı yok. Sözkonusu olan şudur: Sapkınlık veya şeytaniyet bütün dünyaya hükmetmek için elit sayılan tüm dini, kültürel, ekonomik ve politik iktidar koridorlarını işgal ve şantajla ele geçirmiştir. Bu şeytani istismara karşı insanın insana kardeşliğini savunan peygamberlerin yolunda olanların ve iyiye inananların küresel ittifakı gerekiyor.