Daha önce doğuran kazan bu kez öldüğünde cenazeyi neden devlet kaldırır?

İsmet Berkan

Kanadalı büyük şair, besteci ve şarkıcı Leonard Cohen’in ‘Everybody Knows’ adlı şarkısı şöyle başlar:

Herkes biliyor, zarların hileli oldugunu
Herkes parmaklarını çapraz yapar yuvarlarken
Herkes biliyor, savaşın bittiğini
Herkes biliyor, iyi adamların kaybettiğini
Herkes biliyor, dövüşün hileli oldugunu
Fakirler fakir kalır, zenginler zenginleşir
Hep böyle gider
Herkes biliyor
Herkes biliyor, geminin su aldığını
Herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini

Borsamızda dönen büyük dolandırıcılığı da herkes biliyordu. Hem de yıllardır biliyordu.

Nasrettin Hoca’nın kazanı doğururken kimsenin sesi çıkmıyor; bu dolandırıcılık düzenini yazıp çizenler, duyurmaya çalışanlar ise karalanıyor, onların ne vatan hainlikleri kalıyordu ne başka şeyleri. İçlerinde polis soruşturmasına uğrayanlar bile oldu.

Ama şimdi, bir zamanlar doğuran kazanın öldüğü ortaya çıktı, konuşan bol.

Bakın, SPK’nın bir zamanlar doğuran kazanın artık öldüğünü duyurması ve devletin de ölen kazanın cenazesini kaldıracağı belli olduktan sonra gözaltına alınan isimlerden bir de Altunç Kumova oldu.

Kumova, Destek Faktoring’in patronu.

Bu şirket, perşembe akşamı itibarıyla 734,67 milyar liralık (15 milyar dolar) piyasa değerine sahipti. Ki bu düşmüş hali, bir ara 25 milyar doların üzerine çıkmıştı bu şirketin değeri.

Bu şirket değerinin ne anlama geldiğini daha iyi anlamanız için örnekler vereyim, Garanti Bankası mesela 556,5 milyar lira; İş Bankası 355,14 milyar lira, Koç Holding ise 554,60 milyar lira değerindeydi aynı perşembe akşamı.

Neydi Destek Faktoring’i bu denli yüksek piyasa değerine ulaştıran şey? Bilançosuna bakınca bunu anlamaya imkan yok. Bu sorunun tek cevabı, borsamızın hileli olması.

Bir başka örnek vereyim. Astor Enerji diye bir şirket var, elektrik trafoları, transformatörleri vs üretiyor. Öyle yüksek teknoloji sayılmaz. Bilançosu güzel, kârlı bir şirket. Ama perşembe akşamı bu şirketin değeri 255 milyar liraydı ve bu kadar değerli olması gerekiyor muydu, tartışmalı. Fakat bu 255 milyar lira aslında şirketin düşmüş hali, sadece 20 gün önce, 28 Ağustosta bu şirketin değeri 350 milyar liraydı.

Şirketin patronu Feridun Geçgel, Haziran ayında, şirketinin bu borsa değeri sayesinde Forbes dergisi tarafından “Türkiye’nin en zengin insanı” ilan edilmişti; o zaman 5,3 milyar dolar diye hesaplanmıştı serveti, ama şimdi 3 milyar dolar civarına “düştü.”

Çalışkan, başarılı bir iş insanı olan Feridun Geçgel kendisi de herhalde bu durumu hayretle izliyor.

Hatırlıyor musunuz, Sasa diye halka açık bir şirketimiz var. Bu şirketin hisse senetleri 9 Ağustos 2024 günü 69 kuruştan el değiştiriyordu. Sadece 7 gün sonra 16 Ağustos günü hisse değeri 5 lira 6 kuruşa yükselmişti. Onun patronu da bir dönem Türkiye’nin en zengin insanı oluvermişti.

Bu şirket isimleriyle örnekleri vermem sebebim şu: İstanbul Borsası uzunca zamandan beri bize gerçeği söylemiyor, bu borsada oluşan değerlerin ezici çoğunluğunun gündelik gerçek hayatla bağı yok denecek kadar az.

Bizim borsamızda bir hisse senedinin değerinin artmasının veya eksilmesinin o şirketin gerçek performansıyla bağı çoğunlukla yok.

Bir gün ansızın birileri karar verince bir hisse yükselebiliyor, sonra yine ansızın o hisse füze hızıyla düşmeye başlayabiliyor.

Bu ani ve bize anlamsız gelen hareketlerin neden yaşandığını umarım herkes bu son fon skandalıyla görmüş ve anlamıştır.

Bir fon kuruyorsunuz, sonra bir şirketin borsadaki tahtasını sürekli alımlarla yükseltiyorsunuz. O şirketin değeriyle birlikte sizin fonunuzun değeri de yükseliyor. Nasrettin Hoca’nın kazanının doğurmakta olduğunu gören başka yatırımcılar sizin fona akın ediyor. Herkes mutlu, herkes kazançlı.

Kazan doğurmaya devam ederken kimse bu tekere çomak sokmuyor. Ama kazan bu, kaç kere doğurabilir? Kaldı ki birden bire herkesin kazanı doğurmaya başlıyor, çünkü başkaları da aynı oyuna giriyor.

Bütün saadet zincirlerinde olduğu gibi bu oyunun sırrı da, sisteme sürekli dışarıdan para girmesi. Bir gün o para girişi yavaşlayınca ansızın kazan ölmeye başlıyor.

Panik olan ve zaten yapılanın bir dolandırıcılık olduğunu gayet iyi bilen yatırımcılar hızla kaçmaya başlayınca kaçınılmaz batış geliyor; kazanlar ardı ardına ölüveriyor.

Şimdi cenazeyi her zaman olduğu gibi devlet kaldıracak.

Rakamlar dehşet verici: Çarşamba günü, eksik teminatları tamamlama çağrısı yapılan miktar 36 milyar doları buluyordu. Yani, bu kadar para veya teminat eksiği oluşmuştu sistemde, çünkü teminat gösterilen hisselerin değeri düşmüştü.

Şimdi SPK oyuna “dur” dediği anda, tasfiyesine karar verilen fonların değeri 17 milyar dolardı. Bunun kabaca yüzde 60’ı hisse senetlerinden oluşuyordu; geri kalanı ise ters repo borç ve alacaklarından.

Bu dolandırıcılık esasen birkaç yüzbin kişi arasında yaşanıyor; kazan doğururken çok sevinçli olanlar kazan öldüğünde cenazeyi de kendileri kaldırmalı. Ama devlet devreye girdi ve bize, bu dolandırıcılıkla uzak yakın bağı olmayanlara maliyetler çıkmaya başladı bile.