Almanya gibi bir ülkeyi 16 yıl yöneten Angela Merkel'in geçenlerde verdiği bir söyleşide, "dijital küresel oligarşiye" karşı adeta "alarm ziline" basması tehlikenin boyutunu gösteriyor.
Hayır, "Yapay zekâ işimizi elimizden alacak..." muhabbetiyle alakası yok.
İnsanlık adına "beka" sorununa işaret ediyor.
Dijital küresel şirketlerin sadece bize hizmet sunan masum ticari yapılar olmadığını, kendi "gerçekliğini" dayatan yeni nesil egemen güçler hâline geldiğini dile getiriyor.
***
Eskiden konvansiyonel medya marifetiyle hiç olmazsa aynı "haberlere" maruz kalır, ortak bir zeminde kavga ederdik...
Şimdi öyle mi ya?
Algoritmaların bize özel hazırladığı yankı fanuslarında kendi sanal âlemimizde hapsolmuş durumdayız.
Artık "Hangi politika doğru?" diye sormuyoruz, "Kimin gerçekliği daha fiyakalı?" sadece ona bakıyoruz.
Yani...
Ortak akıl, dijital derebeylerin kurduğu o sanal dünyada ölmüş de ağlayanı yok!
***
Yazık ki yazık küresel sermayenin tahakküm gücüne günümüzde veri, bulut sistemleri ve yapay zekâ da eklendi.
Alphabet, Amazon, Meta ve Microsoft'un sadece veri merkezlerine 725 milyar dolar gömmesi sıradan bir bilanço hesabı değildir.
Merkel, "Sermaye zafiyetimiz bana en büyük korkuyu veriyor" derken kastettiği tehlike tam olarak budur.
Lafın düzünü edelim:
Kendi altyapısına, donanımına ve verisine sahip olmayan bir devletin egemen kalma şansı da yoktur.
Aynı şey sonuç itibarıyla bireyler için de geçerlidir. Özgürce düşünme yeteneğini kaybedenler bizzat kendilerine bile egemen olamazlar.
Seçim yapmak da takdir edersiniz ki "demokratik bir toplumda" ancak bireylerin kendi muhakeme yeteneğini koruyabilmesiyle mümkündür.
Sandığa gidip hür irademizle oy verdiğimizi sanıyoruz. Gerçekte zihinsel altyapımızı kim inşa ediyorsa, kararlarımızın sınırlarını da o belirliyor.
Zihinlerimizin Silikon Vadisi tarafından yönetildiği bir çağda özgürlükten bahsetmek, tarihin gördüğü en absürt şakadır.
Absürt olduğu kadar da acıklı...