"CHP'den "Kılıçdaroğlu TBMM Başkanı, sen genel başkan olursun"

“YSK'ya üye vermemizi DEM ve MHP destekledi, AKP ve CHP karşı çıktı”

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gazeteci Fatih Altaylı'nın YouTube programına konuk oldu.

Gündeme ilişkin önemli açıklamalar yapan Özel, mahkemenin mutlak butlan kararıyla ilgili, "Tabii karara doğru çok emareler artınca birazcık biz de artık o ihtimalin yaklaştığını gördük. Son bir ay, bir buçuk ay biliyorsunuz zaten önce karar yazıldı. Yok yüklendi, yok yüklenecek, yok şu tarihe kaldı, bu bilmem ne falan. Ama yine de şaşırdım. Yani yine de yakın yere koymuyordum. Çünkü butlan kararı hem Türkiye'de hem dünyada, siyaset tarihinde görülmemiş bir iş. Yani bir ana muhalefet partisinin, iktidara yürüyen bir partinin başındaki genel başkanın iktidar eliyle değiştirilmeye kalkılması yani demokrasicilik oynayarak. Yoksa birileri darbeye kalkıyor, tankın üstüne çıkıyor, gidiyor bütün siyaset kurumunu tasfiye ediyor. Meclisi kapatıyor, siyasi partileri kapatıyor. Sonra bir geçiş dönemi falan yeniden partiler açılıyor. Yani hep birlikte birçok siyasi partinin başına geliyor. Ama iktidara yürüyen bir partiye sanki demokrasinin içinde sadece cımbızla o partiyi siyasetten ayıklayalım, gerisi aynen devam etsin, iktidar devam etsin, muhalefet devam etsin. Böyle bir şeye kalkıştılar. Yani olacak iş değildi. Hukukçuların şaşkınlığından belli" dedi. 

Özel, şöyle devam etti:

Kamu hukukunda Türkiye'de en bilinen 34 isim bir metin üzerinde uzlaştılar. Diyorlar ki böyle şey olmaz. Bu butlan meselesini, kanuna yazan zaten siyasi partiler kanunda yok da medeni kanunda var. Medeni kanuna yazan, kanunun müellifi derler. Aslında sanat eserleri için denir ama Mecliste de şöyledir; kanunu elbette milletvekilleri çıkarır ama o kanun hazırlanırken katkı sağlayan akademisyenler var. Konu çok teknikse, ceza kanunuysa önemli cezacılar oturur yazar. Sulhi Dönmezer nasıl TCK'nın 34 önemli hukukçuyla birlikte müellifi sayılıyorsa bu kanunda bu butlan meselesini yazan iki hoca oturdular ve yazdılar böyle şey olmaz diye. Buna rağmen yani düşünün Yargıtay'da tek gündem adli tatil gelene kadar buydu. Yargıtay'daki herkesi yetiştiren hocaların olmaz dediği, bütün Yargıtay'ın şaşkınlık içinde olduğu bir şey yaptılar. Düpedüz darbe.

"Örgüt ayağa kalktı, parti ayağa kalktı, ülke ayağa kalktı"

Nasıl silahlı kuvvetlerin tankı topu siyasete karışmak için değil millete, ülkeyi savunmak için yapılmıştır da siz onu millete doğru çevirirseniz bu olmayacak bir iştir, bu darbedir. Burada da hâkimlik, savcılık, kanunlar size verilmiş yetkileri siz siyaseti tasfiye etmek için kullanırsanız olmaz dedik, yanlış dedik, bu kadarını da yapmazlar dedik, yaptılar. Burada bir tek şey söylemem lazım. Aslında bunu yakın yere koymamamızın çok önemli bir katkısı oldu. O da bunu kararı alanlarla karardan nemalanacak bir zümre dışında, küçük bir zümre dışında kimse kabul etmedi. Örgüt ayağa kalktı, parti ayağa kalktı, ülke ayağa kalktı. Muhalefetin dayanışması çok kıymetliydi. Yani muhalefetten dönüp de bunlara göz kırpan falan olmadı. Selam veren olmadı neredeyse. O anlamda hani hukuken var olup gerçekte butlan olan bir butlan kararıyla karşılaştım. Milletin gönlünde butlan oldu. Siyasette butlan oldu. İyi ki de öyle oldu. Ben mesela, bu utanç döneminin aynı başarısız bir darbe girişimi gibi böyle yapanları utandıracak, direnenleri onurlandıracak ama tarihte kalacak bir iş olduğunu düşünüyorum. Öyle bir sürecin içinde olduğumuzu düşünüyorum."

"İki karar var, ikisi de butlancıların işine yarıyor"

Altaylı'nın "Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kararla ilgili dedi ki, 'Bu bizim meselemiz değil. Bu CHP'nin kendi meselesi. Davayı açan CHP, butlan kararından sonra verilen görevi kabul edenler eski CHP'liler. Bu meselenin bizle alakası yok dedi. Bu görevi kabul edenler etmeseydi bu karar yine bu kadar acı verici olur muydu?" sorusuna, Özel, şöyle yanıt verdi:

Şimdi bu kararı kabul edenler, etmeyecek olsa bu karar alınmayacaktı. Şimdi eğri eğri doğruya doğru konuşalım. Gün gibi ortaya çıktı ki yani nasıl çıktı biliyor musunuz? Şöyle bir şey söyleyeyim. Butlan kararı uzunca bir metin. Metnin içinde iki tane butlan kararı var. Bir tanesi bizim son yaptığımız kurultayı 2023'te yok kabul ediyor. Bir tanesi de aynı tarihte bizim kurultaydan önce yapılan İstanbul İl Kongresi'ni yok kabul ediyor. Bizimkinde tedbir var. Yani mevcut yöneticiler gidecek eskisi gelecek. İstanbul İl Kongresi'nde tedbir yok. Niye diye baktığınızda butlan kararın ve tedbir olsa İstanbul İl Kongresi'nde kayyım gidecek. Bir kayyım da atandı ya bu arada. Yerine o günkü seçilmiş yönetim gelecek. O yönetim 2020 yılında seçilmiş ve o yönetime baktığınızda hatta Canan Kaftancıoğlu başkanlığında seçilmiş. Canan Hanım'a siyaset yasağı var şimdi. O yönetimin neredeyse tamamı butlan karşıtı ve bizimle birlikte hareket eden genç dinamik kadrolar. Şu anki siyasi görüşleri ve tutumları bu. Bakın öyle bir karar alıyorlar ki 2026 yılında verilen butlan kararında burada bizi götürüp eski yönetimi 2020'de seçilmiş yönetimi getiriyorlar. 2023 ve sonraki kongreleri yok sayarak burada oraya dönmüyor. Çünkü 2020 yılında yapılmış kongrede seçilmiş isimlerin bugünkü siyasi tutumlarını irdeleyebilen bir karar var ortada. Bir hâkim düşünün ki Ankara'da oturuyor, bir karar veriyor. Aynı olaylar, kişiler güya deliller, söylentiler üzerinden bir tarafa tedbir verirken birine vermiyor ve ikisi de butlancıların işine yarıyor. O yüzden böyle kalemi kâğıdı eline almış, partiyi çok iyi bilen, içeriden çalışılmış, çalışılmış, kademe kademe çalışılmış bir iş.

"Bu karar kabul edilmeyecek olsaydı yazılmayacaktı"

Zaten şimdi ortaya çıkan bilgilerden de şu çıkıyor. Yani şimdi bu butlan kararını kabul eden işte filanca milletvekilinin 3 yıl önce İzmir'den bilmem kimi uçakla getirip götürüp ifade verdirttiği, savcıyla görüştürttüğü bilmem ne hepsi teker teker dökülüyor. Şimdi biz bu bilgileri biriktiriyoruz günü geldiğinde yani biz bu işin kitabı yazılırken bu utanç sayfalarını detaylı yazılmasını ve tarihe bütün detaylarıyla kalmasını istiyoruz. AK Parti tarafında bu işleri kimler yürüttü, kimler kotardı, bu tarafta kimler yaptı? Ama net cevabım şudur. Yani böyle inanarak değil, iman ederek söylüyorum. Bilerek söylüyorum ki bu karar kabul edilmeyecek olsaydı yazılmayacaktı zaten. Başka bir darbe yöntemi bulurlardı. Kararın kabul edileceğini bildikleri için butlan kararı verdiler.

"Erdoğan CHP'ye darbe yapmaya karar vermişti"

Taşeron kullanmış olması işi yapmamış olduğu anlamına gelmez. Erdoğan CHP'ye darbe yapmaya karar vermişti. Bunun için elindeki imkânlara baktı. En elverişli yöntem olarak bunu tercih etti. Erdoğan bu işin kıyında mıyında değil tam içinde. Ayrıca şunu da söyleyelim. Bugün için söylüyorsa bilmem. O gün diyor ya 'Şunu yapan CHP'li, bunu yapan CHP'li.' Onu yapanlar CHP'li değildi o gün. Onu yapanlar kendisinin yerel seçimleri hazmetmediği gibi kaybettikleri kurultayı hazmetmeyen, CHP'deki değişimi gören, benim bu köhne kafamla, kötü kafamla, çıkarcı kafamla, gözü kendinden başka hiçbir şey görmeyen, 'Milletvekili olmayacaksam yansın memleket, ben yönetimde değilsem yansın parti' kafasında olanlarla bu ülkede iktidarı değiştirmek üzere olanlar arasında bir ayrım var. Bugün maalesef bizim ayrılmak zorunda kalıp yeni bir parti zorunda alıp geride bıraktıklarımız seçim kaybetmeyi, ülkenin AK Parti tarafından bir dönem daha yönetilmesini falan hiç umursamayan, sadece kendini umursayan kişiler olduğu için bu değişimden sonra bu genç kadrolar, bu güçlü kadrolar, iktidar hedefleyen kadrolar varsa ben yokum, bunlar gitsin ben geleyim yeniden var olayım diyenler. Ben onlara açıkçası benim anladığım anlamda CHP'li değil. Onlar bugünkü anlamda belki orada kalmış bir gruptur. O da çok küçük bir gruptur. Tarih önünde, artık onları hani geride bıraktım. Vicdanımda geride bıraktım. Siyaseten geride bıraktım. Ama gerçekten bu kadar büyük bir kötülük ve bu kadar ülkeye bu kadar büyük bir kötülüğü göze almış kişilerle bir dönem nasıl birlikte olduk, nasıl yan yana durduk, nasıl yüz yüze baktık? Nasıl birbirimizin hukukunu birbirimize emanet ettik, hakikaten onu halen daha içime sindiremiyorum."

"Ben bu kadar kötüsüyle karşılaşacağımı bilseydim siyasete girmezdim"

"Siz Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki en güçlü isimlerden biriydiniz zaten. O yüzden de genel başkan seçildiniz. Kılıçdaroğlu'nu devirerek hatta bu Cumhuriyet Halk Partisi’nde ilk defa oluyor, bir genel başkanın devrilmesi. Fakat Kılıçdaroğlu'yla beraber çalıştınız. Yani ya bu burada bir acayiplik var demediniz mi? Çünkü Kılıçdaroğlu'nun bir de o konuları çürüten, konuşmayan, anlatmayan, dertlenmeyen bir tavrı vardır bildiğimiz" sorusuna Özel, şöyle yanıt verdi:

Şimdi benim kurultayda da ayrıştığımızda da söylediğim mesele partinin seçilmişler tarafından yönetilmesi lazım sözüne çok inanıyorum. Ben, gruptan seçilmiş grup başkan vekiliydim. Partinin merkez yönetim kurulu üyeli arkadaşlarımız da vardı. Ama bu parti özellikle son dönemlerde, kritik dönemlerde, hep böyle danışmanlarla, dışarıda oluşturulan heyetlerle falan yönetilir. Biz de hep buna itiraz ederdik. Belli kararlarda, kritik kararlarda hep ayrışmamızın sebebi oydu. Ama yine de şunu söyleyeyim. Uzun yıllar görev yaptık ama hani işin bu yüzünü bu yüzünü görebilmiş değildim. Hem kendisi hem de etrafındaki o bir avuç muhterisin bu hale gelebileceğini, bu kadarını göze alabileceklerini, bu kadar kötü olabileceklerini yani bir şey söyleyeyim mi? Ben bu kadar kötüsüyle karşılaşacağımı bilseydim, bugün burada bana ihtiyaç var ama ben bu siyasete miyasete girmezdim. Yani bugün bana ihtiyaç var. Bugün bulunduğum pozisyondan pişman değilim. Görevimin, vazifemin farkındayım. Ama ben bu kadar yani adı siyasetse bunun hani buralarda var olmuş olmak, temas etmiş olmak zaman geçirmiş olmak, ömür tüketmiş olmak olacak iş değil. Yani sonu buraya varacaktıysa hiç olmasaymış daha iyi. Ama tabii bir yandan da düşünüyorum iyi ki de girmişiz, iyi ki de görmüşüz, iyi ki de itiraz etmişiz, iyi ki de şimdi bir seçeneğiyiz yani. İyi ki şu anda Türkiye'de hani sizin dediğiniz ben karpuz ve sapı dedim siz farklı bir şey dana ve kuyruğu dediniz. İyi ki bu kötülük böyle karpuzun sapı kadar ya daha büyük olaymış yani. Ya daha büyük olaymış. Yani en azından karpuzu kurtardık. Düşürüp kırmazsak menzile varırsak çok iyi."

"Kimsenin hata yapma lüksü yok"

"Kırma ihtimaliniz var mı?" sorusuna Özel, "Var tabii. Yani var olmaz olur mu? Türlü kötülük var. Şöyle kırılır. Vallahi bizim hatamızdan olur. Dışarıdan etkilere kapalı bir samimiyet içinde olması lazım Yeni Parin'in. Yeni Parti'nin tartışmaya, ayrışmaya, kötü yönetmeye, kötü yönetilmeye, insanların umutlarını boşa çıkarmaya falan hakkı yok. Yeni Parti bir parti değil. Yeni Parti geleceği kurtarma ümidinin memleketteki bir bütününün vücut bulmuş hali. Başka bir şey değil. Yani bu Yeni Parti'yi bir siyasi parti olarak falan görmüyorum ben. Yeni Parti sırtında memleketi kurtarma sorumluluğu olan herkesin ama birisi genel başkan, bir tanesi işte köyde kiraz toplayan teyzeler, öbür tanesi Kastamonu'da  oturan bir esnaf. Hepimizin birden kolektif bir bilinçle geleceğimize sahip çıkma refleksimiz. Başka bir şey değil. Yani bir parti falan kurmuş değiliz. Yani bir hareket bu. Bir zorunluluk ve bir büyük mücadele kimsenin hata yapma, hata yaptırma, kaybetme lüksü yok" yanıtını verdi.

Özel, şöyle devam etti:

Özgür Özel bugün yapması gerekeni yapmak zorunda olan bir vatan evladı. Benim gibi milyonlarla birlikte herkes yapması gerekeni yapıyor. Yani o emekli maaşından o 23 bin 500 lira aldığı emekli maaşından 100 lira yollayıp açıklamaya bu kadar yollayabiliyorum her ay yollayacağım evladım yazan emeklinin rolü Özgür Özel'in rolünden büyük bu işte. Yani öyle Özgür Özel popüler bir siyasetçi ve buradan bir başarı hikâyesi yazma falan. Bizden bu çıkmaz yani. Uğraşsak da çıkmaz. Bizim meselemiz biraz daha organik, biraz daha acıklı ve biraz daha sahici.

"Yapılan bağışların daha 1 lirasını harcamadık"

Yeni Parti’ye yapılan bağışlarla ilgili konuşan Özel, şunları söyledi:

Yeni Parti çok özel bir parti. Diğerlerine benzemiyor. Kurulma kararını millet verdi. Biliyorsunuz ben parti içinde sonuna kadar mücadele yollarını tüketme diye söylemiştim. Böyle bu kolumdan tutup sıkıp hatta böyle bazen baş parmağımı kıvırıyorlar. Böyle el uzatıyoruz, elini uzatıyor, uzatıyorsun parmağımı kıvırıyor. Sıkıyor. Kur artık partiyi diyor. Kur arkandan gelelim diyor. Kurulma karar ve talimatını milletin verdiği, adını milletin koyduğu ve bütçesini milletin sağladığı tek parti. Demokrasinin temelinde bütçe hakkı vardır. Yani krallıktan, tek adam rejimlerinden demokrasiye geçerken her şeye bir kişinin karar vermesi yerine milletin karar verme talebi üzerine şekillenmiştir. İlk önce bütçe hakkı elde edilmiştir ve parlamentolarda kazanılan ilk hak bütçe hakkıdır ve devamında bugüne gelinmiştir. Şimdi bir siyasi parti kur dediler, kurduk. Adını yeni diye kendileri sokakta kurdu. Adını Yeni Parti koyduk. Şimdi de bütçesini bizzat sağlıyorlar. Bu çok ileri bir sahiplenme ve çok ileri bir sorumluluk yükleme. Hazine’den aldığınız yardımı aldığınızı bilir bilmez. Nasıl harcadığınızda ilgilenir gelmez. Hatta kızar parayı alıyorlar bilmem ne yapıyorlar falan diye bakar. Ama burada o emekli maaşından verilen 100 lira... Bugünlerde bu işi itibarsızlaştırmak için işte butlana yakın birtakım sözde gazeteci tipler çıkıyor. Diyor ki o paralarla Özgür Özel'e lüks Mercedes almışlar falan. Daha 1 lirasını harcamadık. Şimdi bu parayı bu parayı öyle kolay harcayamazsınız ve bu parayı yollayanlara karşı inanılmaz bir sorumluluk hissetmek. Hafta sonunda da pazartesi tekrar bağışçı sayısıyla birlikte hafta içi her gün bankalar verdikçe açıklayacağız. Artı bu paranın nasıl harcandığını da açıklayacağız. Aylık belki ilk başta haftalık sonra aylık şekilde nasıl harcandığını açıklayacağız.

"Bütün il başkanlarını görevden alıyor"

CHP'den ayrılma kararıyla ilgili Özel, şunları anlattı:

İlk günden beri şunu söyledik biz onlara. Dedik ki Türkiye'ye sandığı getirmiş bir partinin atanmışlar tarafından yönetilmesi mümkün değil. Gelin sandığı koyun. İlk gün dedik ki ben ilk gün Kemal Bey'e telefon açtım. 'Ne yapacaksınız' dedim. 'Bilmiyorum' dedi. 'Efendim kurultay yapacak mısınız?' dedim. 'Yapamazsın diyorlar' dedi. Birkaç gün sonra 34 tane bilim insanının bu konunun hocalarının 'Yapamazsın değil, yaparsın ve yapmalısın' diyen yazılarını da yolladık onlara. Ve devamında ısrarla şunu söyledik. İster son delegeyle ister birlikte yarıştığımız o delegeyle ya da dedik ki hızlı bir şekilde delege seçimi yap. Hayır. Bütün il başkanlarını görevden alacak. Bu il başkanlarının 60'ı kendi döneminin de il başkanıdır Kemal Bey'in. Ama il başkanının görevden alınma sebebi bu süreçte seçimin, partinin seçim başarısını gördükten sonra bizle bütünleşen, butlana karşı çıkan, birlikte davranan il başkanları görevden alınacak. Yerine olur olmazlar gelecek ve delegeler elle yazılarak kendilerini seçecek seçtirecekleri bir delege yapana kadar hatta onu da işte 7-8 aylık bir sürece yayıp seçimlere bir yıldan az kalınca da kongre yapılamaz kuralına takılıp her gidene gelene yani milletvekilleri orada kalsın diye milletvekili listelerini Kemal Bey yapacak belediye başkanlarına Kemal Bey daha 5 yıl burada bunu butlancıların doğrudan arkadaşlarımıza söyledikleri sözler. O yüzden, en son şunu söyledim. Ya madem ki mademki diyorsunuz ki delege sisteminde 2 milyon üyemiz var. Koyalım sandığı 2 milyon üye karar versin. Ben yüzde 90'dan az olursam siyaseti bırakıyorum dedim. Ona da yanaşamadılar. Onu da kabul etmediler. Ve şunu kalın dedikleri şu kalın siz orada durun.

"'Sen grup başkanı olarak devam et, biz partiyi yönetelim' dediler"

Bana şu teklifte bulunuyorlar; 'Sen grup başkanı olarak devam et. Biz burada genel başkan olalım. Partiyi yönetelim. Günü geldiğinde işte seni ve dediklerini milletvekili yaparız' falan. Ya ben böyle bir şey kabul etmem mümkün mü? Milletvekili olmak mı? Meselenin özü şu. Biz CHP'ye bir kere daha kaybettireceğiz. Türkçesi, biz Erdoğan'ın bir kez daha seçilmesinin önünü açacağız. Karşılığında bu partide duracağız. Sus sen de grup başkanı olarak dur. Günü gelince belki fırsatın olur. Bir daha genel başkan olursun. Böyle bir şey olur mu? Benim bir tane motivasyonum var. Bir motivasyonum bu iktidarı değiştiren partinin genel başkanı olmak. Cumhuriyeti kuruluşunun işte 104. yılında bir kez daha yeniden demokrasiye döndürmek. Başka bir derdim yok benim. Kendimle ilgili bir hevesim yok benim. Bunu yıllardır söylüyorum ama o yüzden kalalım diye hiçbir şey yapmadılar. Kalalım diye teklif ettiklerin her bir tanesi şahsımıza yönelik teklifler. Şahsımıza. Bir aracı arkadaş geldi diyor ki 'Kemal Bey şu teklife yakın. Sen burada dur. O genel başkan olsun. Günü gelince seçimlerde Kemal Bey milletvekili olup Meclis Başkanı olsun. Kemal Bey buna yakın' dedi bana aracı arkadaşlar. Ya Allah Allah. Yani halen daha böyle ben de ne olacağım? O meclis başkanı olduktan sonra seçimlerden sonra ben de genel başkan olacağım ya. Biz bu ülkenin cumhurbaşkanının kim olduğunu adayımızı belirlemeli. Arkasında hep birlikte durmalı. Bu iktidarı değiştirmeliyiz. Bunun dışında hesap yapan bu memleketin iyiliğini düşünmüyordur. Yani ben inanamıyorum bu işlere. O yüzden zaten bunları duydukça anladım ki orada geçirdiğimiz her gün memleketin geleceğinden çalıyoruz. Yola çıkmamız lazım. Çıktık.

AK Parti'ye geçen belediye başkanları

CHP’den AK Parti’ye geçen belediye başkanlarıyla ilgili Özel, şu yorumu yaptı:

Şimdi birincisi en temel inandığım şeyi söyleyeyim. Bu işin işte eski CHP'li, yeni CHP'li şu bu değil. Bu bir karakter meselesi. Şimdi ilk önce cezaevinde yatan arkadaşların hakkını teslim etmek için Sinem Dedetaş ya da İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet iki kadın olan iki kadın onlar Aydın ve Afyon belediye başkanlarının gösterdiği karakter davranışını gösterselerdi şu anda evlerindeydiler. Eşleriyle birlikte oturuyordu bu arkadaşlarımız. Bu arkadaşlar AK Parti'ye geçeceğime paşa paşa yatarım dedikleri için içeride yatıyorlar. Aydın'ın önüne bir anket faturası koydular. Parayı Aziz Ihsan Aktaş ödemiş. Ya senin yaptırdığın anketin parasını Aziz Ihsan Aktaş ödemiş. Bundan seni içeri atacağız. Ya AK Parti'ye katıl ya Silivri'ye atıl deyince koşa koşa AK Parti'ye gitti.

Beni mahkemeye verse bu iş ortaya çıkacak diye işin bu tarafından ilgili hiç mahkemeye falan vermiyor. Afyon Belediye Başkanı’nın eşi üzerinden bir sürü dedikodular bilmem neler. 6 ay önce gidecekti. Biz bunu telefonlar bilmem neler yapma etme falan. O gün aleniyet kazanmıştı eşi üzerinden tehdit edildiği. 6 ay sonra eşi hakkında çıkarılan bir gözaltı kararından falan kendisine bahsedildi. Ankara'ya gitti. Ankara'da bir işte dondurma pastaneciyle birlikte konuştu. Sonra saraya gitti. Gittiği anda bize haber geldi. Saraya gitti bu diye. Sonrasında da telefonlar kapandı. AK Parti'ye geçildi.

"Bu bir karakter meselesi"

Bu Sinem Dedetaş'a ya da Fatma Kaplan Hürriyet'e söylenmedi mi sanıyoruz? Ya da içeride bulunan belediye başkanlarımıza, her birine. Bayrampaşa Belediye Başkanımız diyor ki 3 hafta önce, 2 hafta önce son gece AK Parti ve MHP'nin il, ilçe yöneticileri bize katılırsan biz seni kurtaracağız demiş. O da demiş ki ben tersi fikri ekolünden geliyorum. Gider yıllarca hapis yatarım. Yine de böyle bir pisliğin içine girmem. Bayrampaşa Belediye Başkanı orada. Kimlerin telefon açtığı hani HTS bakıyorlar ya, kimlerin aradığı ortada. Bayrampaşa Belediye Başkanı tutuklandığı gün bir MHP'li iş adamını da aldılar. Devlet Bey'in adını vererek oğlu ve kendisi, ‘Bize Bayrampaşa Belediye Başkanı rüşvet istedi. Bizden de serbest bırakalım dediler. Bu iftirayı atmadım diye içerideyim’ dedi adam mesela. Bu kadar ortalık net. Bu bir karakter meselesi. Sinem Dedetaş'ın karakteriyle Burcu Köksal'ın karakterini karşılaştıralım. Bu ne kadar eski CHP'li, yeni CHP'li meselesi değil. Bu bir karakter meselesi. Çok yeni partimize katılmış. Aslan gibi duranlar da var. Çok eskiden beri olan var. O yüzden efendim işte gerçek CHP'li bunu yapmaz, bilmem ne yapmaz deyip insanların karakteri ve tehdit karşısında ne yapacakları önemli.

Ya kardeşim Eren Ali Bingöl dediğin adam Tuzla Belediye Başkanı. 30 yaşında aday yaptık. Gençlere verdiğimiz değeri de göstermek için önemli bir isimdi. Bu 30 yaşında aday yaptığımız kişi bu görevinden önce 5 yıl boyunca Tuzla İlçe Başkanımız bizim. Hayır bunu yapmayacaksın, kimi yapacaksın? Ona bakarsan Çankaya Belediye Başkanı da 30 yaşında aday yapıldı. Hüseyin Can'ın partideki görevi ilçe yöneticiliği bir de Etimesgut ilçesinde gençlik kolları başkanlığı yaptı. Onun partideki kıdemi Eren Ali Bilgöl'den azdır. Ama bir tanesi dimdik duruyor. Bir tanesi efendim AK Parti ile uzlaşıp orada tabii geçmişte kendi ailesinde de birtakım bağlantılar varmış. Onlar da çıktı ortaya. Sonradan AK Parti ile uzlaşıp parti değiştirme karşılığı Türkiye'nin en büyük imar yolsuzluğunu aklamaya çalışıyor. İBB bu kadar zorluk içindeyken tutup da burada bir yolsuzluk var yapanlar hesap vermeli demek yerine Erhan Ali'nin dediği gibi kalksın eller insin deyip AK Parti ile anlaşsaydı CHP grubu hiçbir sıkıntı yoktu. Eren Ali de bizde dururdu zaten daha.

"Şile Belediye Başkanvekilini damadıyla tehdit etmişler"

Şile'de belediye başkan vekili AK Parti'ye katıldı. Yıllarca ilçe başkanlığımız yapmış. Şile Belediye Başkanı içeri girince belediye meclisinden bir abi parti aidiyeti en yüksek kişi diye bulunmuş ama karakter meselesi damadıyla tehdit etmişler. İlçe başkanımızı geçen hafta çağırmış. Efendim demiş böyle böyle olsa sen ne yapardın? 40 yaşında ilçe başkanı var. Gider aslan gibi yatardım demiş. O ilçe başkanın 6 yaşında çocuğu var. Bu torun torba sahibi, ‘Bekara karı boşamak kolay’ diyormuş ilçe başkanımıza. 'Bekara karı boşamak kolay. Kendisi boşamadı. AK Parti ile nikah kıydı' diyor. E şimdi bu karaktersizliklere karşı biz ne yapalım yani? Nereden bileceksin?

"Bütün Türkiye'de pişman olduğum tek Hatay’dır"

Belediye başkan adaylarını belirlerken anket yaptırdıklarını anlatan Özel, “Hatay’da elim kırılsaydı ama kaybetmek daha iyi olabilir dedim. Hatay’da içimiz kan ağlayarak aday gösterdik. Küçük bir farkla kaybetti. Lanet olsun, aday göstermeseymişiz. Keşke Hatay’da seçime girmeseymişiz. Bütün Türkiye'de pişman olduğum tek Hatay’dır” dedi.

"Cemil Tugay AK Parti'ye katılmayacağını söyledi"

İzmir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye katılacağına yönelik iddialara ilişkin konuşan Özel, “Bir genel başkan yardımcımı yolladım. Gitti konuştu. AK Parti'ye katılmayacağını söyledi. Yani aynı partide değiliz. Arayıp da bir şey demek istemedim” diye konuştu.

"Partide istila ve işgal sürsün istiyorlar"

"CHP'de Özgür Özel'e yakın isimler kaldı mı? CHP'deki butlan yönetimin söylediği gibi truva atları mı?” sorusuna, "Truva atı dediğin bir yeri ele geçirmek için gizlice dışarıdan içeriye sokar. Yani truva atının içinde orayı ele geçirmek isteyenler vardır. Şimdi evvel ezel partide olanlara nasıl turuva atı diyorsun? Yani cehaletin de bir sınırının olması lazım" yanıtını veren Özel, şöyle devam etti:

Parti Meclisi’ndeki milletvekilleriyle Yeni Parti’yi kurduk. Son Parti Meclisi’mizde milletvekili olmayan arkadaşlarımız CHP üyeliklerini sonlandırmadılar. Truva atı falan değil. Yargıtay kararı lehimize çıktığı takdirde parti sahipsiz kalmasın, ipsiz sapsızların eline kalmasın. Çünkü bu yönetimini Yargıtay yolladığında o orada birilerinin kurultay yapması, bir karar alması yani CHP'nin hakkını hukukunu gözetmesi lazım. O yüzden orası ipsiz sapsız adamların eline kalmasın. Yargıtay bu butlan kararını bozduğu takdirde bozması bir işe yarasın diye orada görev için kalan ve çok zor bir görevi yani bizim bu partideki kuruculuk görevimizden çok daha önemli ve zor bir görevi yapan arkadaşlar. Bunlara nasıl sen nasıl truva atı diyorsun? Onlar partinin üyesi. Partide üye olarak duruyorlar. Diyorlar ki bunları da atacağız. Haksız olduğumuz durumda bile parti haklıların elinde kalmasın. İşte fiilen partide bir istila ve işgal sürsün istiyorlar. Yani bunu söylüyorlar. Olacak şey mi yani?

"YSK'da temsilci bulundurmamıza AK Parti ve CHP karşı çıktı"

Altaylı'nın seçim güvenliğiyle ilgili sorusunu Özel, şöyle yanıtladı: 

CHP'den ayrılırken geride bütçeyi mi bırakmaktan daha çok rahatsızsın, sandık görevliler mi dersen sandık görevlileri derim. Çok önemli bir şey. Bu büyük bir sorun. Bu sorunun aşılması için 182 bin sandık görevlimiz bizim zaten hazırdı. Ve 182 bin sandık görevlimizin neredeyse tamamı bizimle birlikte. Çünkü bizim mücadelemize inanmış arkadaşlardı onlar. O arkadaşları şimdi aynı sandık bölgelerinde aynı aktivizm, aynı heyecanla yeniden görevlendiriyoruz. Biz bu arkadaşları müşahit yapacağız. Ya da o dönemde çeşitli yerlerde, ne bileyim bazı yerde örneğin A partisinin sandık görevlisi olmuyor. A partisinden sandık görevlisi yazabilirsiniz. Bazı coğrafyalarda B, C partilerinin sandık görevlileri olmuyor. Onlardan yazabilirsiniz. Orada diğer muhalefetle iş birliği olabilir. Bir kısmını böyle görevlendirebiliriz. Diğer kısmına da müşahit görevlendirebiliriz.

Burada tek umutlu olmamak gereken taraf CHP'dir. CHP sandık görevlisi bulamaz, koyamaz. Diyorlar ki sizinkileri koyar. Geçen gün şöyle bir şey yaşadık. Bunu da söyleyeyim. İlk kez burada söyleyeceğim. Yüksek Seçim Kurulu'nda en yüksek oy alan dört parti gözlemci bulundurabildiği gibi temsilci. Meclis'te grubu bulunan partiler de bulundurabiliyor kanunda. Biz grup kurarak bu hakkı elde ettik. CHP'nin çok liyakatli ve 15 yıldır görev yapmış Hadimi Bey'i hemen azletmişlerdi oradan. Biz kendisini yeniden görevlendirdik oraya. Bu iyi bir şey. Gittiğinde AK Parti karşı çıkıyor. Diyor ki, "Yo, gelemez' diyor. İşte AK Parti ile birlikte AK Parti'nin karşı çıkmasına karşı bizim orada Yüksek Seçim Kurulu'nda görevli bulundurabileceğimizi DEM Parti savunuyor. MHP savunuyor. Bütün partiler savunuyor. AK Parti ile bir CHP karşı çıkıyor. Yüksek Seçim Kurulu'nda bir temsilci adil seçimlerin garantisidir. Muhalefetin bir temsilci getirmesine DEM ve MHP birlikte destek verirken AK Parti ile CHP niye karşı çıkıyor? O yüzden hani benden daha iyimser arkadaşlar var partide. Siz diyorsunuz ya çok iyimsersiniz. Bazı arkadaşlar şey diyordu ya CHP hani ilçe başkanı bulamazken sandık görevlisi nereden bulacak? CHP'ye yazdırılır sandık görevlileri. Ben de diyordum ki hiç o kadar emin olmayın bu yönetim görevde olursa AK Parti ile birlikte sandıklarda karar verirler. AK Parti'den alırlar sandık görevlilerini. Yüksek Seçim Kurulu'nda Hadimi Bey'in gidip partimizi temsil etmesine dahi karşı çıkan YSK sonra bu meseleyi tartışmaya bile değer görmeden görevlendirmeyi kabul etti. Ayrı konu ama böyle bir durumla karşı karşıyayız. Sandık güvenliği konusunda zaten çok kararlıydık. Şimdi daha çok çalışmak durumundayız. Ama bir risk var mı? Evet. CHP'de olduğumuz kadar rahat değiliz. Çünkü her istediğimiz sandığa resmi görevli koyamayacağız. Ancak müşahit koyacağız."

"207 belediye başkanı geldi, daha da gelecek"

“Ekrem İmamoğlu merkezli bir parti kuruldu? Eleştirilerden bir tanesi çok fazla Ekrem İmamoğlu endeksli mi gidiyor diye” sorusuna Özel, şu yanıtı verdi:

Şimdi bir kere Yeni Parti yeni bir parti. Eskisi yok, kıdemlisi yok, sahibi yok. Sahibi millet. Parti ne kadar Özgür Özel'inse o kadar Ekrem İmamoğlu'nun, o kadar Mansur Yavaş'ın. Şu anda yerel yöneticiler açısından şu anda Ekrem Bey de Mansur Bey de partimizin üyesi değiller ama biri çıkıp da ben Özgür Özel'e ve Yeni Parti’ye karşıyım demiyorsa bizimle birliktir. Biz böyle bakıyoruz mesele. Onun dışında yerel yönetimlerde belediye meclislerinin kritik durumları var. Komisyonlar var. O var. Mesela bir parti değiştirdiğinizde, partinizden istifa ettiğinizde komisyon görevinden düşüyorsunuz belediyelerde ve orada başka sıkıntılar ortaya çıkabiliyor. Mesela birçok arkadaşımız bu belediye meclis toplantılarını geçirip ondan sonra katılıyor. Yani 200'ün üzerinde katılım oldu ama çok daha fazlası olacak.

İlk başta ben şöyle demiştim. Hiçbir belediye başkanı çağırmayacağız. Kalsınlar onlar hizmete devam etsinler. Siyaseti biz burada yapalım. Yeri geldiğinde birlikte oluruz demiştik. Ama sen nasıl Yeni Parti’ye gitmezsin, sen butlancı mısın diye belediye başkanımıza ve meclis üyelerimize inanılmaz bir kamuoyu baskısı olduğu için bazıları hiç beni dinlemeden tak tak istifa ettiler. Bazıları arayarak, bazıları şöyle bana WhatsApp'tan yazıyor. 'Genel başkanım siz demiştiniz ama ben istifa etmek zorundayım. Hakkınızı helal edin. Geliyorum' falan. Öylelikle 207 belediye başkanı geldi. Diğerlerinin de bu işte ağustos meclislerinden sonra bir kısmı gelecek, bir kısmı gelmeyecektir. Bir kısmına gelme zaten diyoruz. Öyle denge var ki hani geldiğinde operasyona açık hale gelebiliyor.

Yani iki farkla belediye meclisinde öndeyiz. kişi belediye meclisinden gelmese ben bu belediye başkanı operasyon yapıp tutuklarsam belediye meclisini butlancılarla birlikte AK Parti'den seçtirebilirim operasyonuna açık hale geliyor bazı meclisler. Onlara aman ha diyoruz yani.

"Dokunulmazlığın kaldırılması tenezzül meselesi"

Hakkındaki fezlekeler ve dokunulmazlığın kaldırılma ihtimali sorusuna Özel, "Bir kere yani bu dokunulmazlık meselesi Meclis’te hep vardır. Fezkeler karma komisyonda bekler ve dönem sonunu bekler. Buna çok özel durumlar dışında özellikle siyaseten böyle bir kötülüğe, böyle bir acizliğe tenezzül edilmez. Bugünkü iktidar bugün bunlara tenezzül etmişken buna da tenezzül eder mi? O tenezzül meselesi. Onu ben tartışacak değilim" dedi.

"Yeni Parti teslim olmayanların partisi"

Özel, şöyle devam etti:

Özgür Özel ve arkadaşları ayrı bir parti kurdular ve yeniden ana muhalefet oldular. Yeniden ana muhalefet olmuş, ana muhalefet lideri olmuş birisine böyle bir operasyona tenezzül edip dokunulmazlıklarını kaldırıp oradan bir yasak getirmek ya da tutuklama yapmak falan gibi bir şey iktidarın neyi göze alabildiğine, gözünü ne kadar karartabildiğiyle ilgili bir şey. Bize düşen şu: Bunu normal bir şeymiş gibi tartışmamak. Ben butlan meselesinde de hep söyledim. Bizim taraf meşrulaştırmadı ama olağanlaştırdı.

Kendime dair bir kaygım yok. Yeni Parti bir mücadelenin partisi ve isim odaklı işte Özgür Özel'in partisi değil Yeni Parti. Yeni Parti teslim olmayanların partisi. Özgür Özel'i içeri atarlarsa Özgür Özel’le birlikte millet bir başkasına sarılır. Bu iktidar yürüyüşü ve bu itiraz ve teslim olmama halini teslim alamazlar. Bizde teslim alamayacakları tek şey teslim olmama kararlılığımızdır. Bunu alamazlar. Binaları alırlar, kadroları alırlar, parayı alırlar, aracı alırlar ama teslim olmama kararlılığımızı alamazlar. Bu mücadelede ben bir başıma değilim. Biz çok kalabalığız. Bir başıma olsaydım zaten başaramazdım.

"Bahçeli'nin Hazine payı açıklaması demokratçaydı"

Özel, MHP lideri Devlet Bahçeli'yle bayramlarda ve kandillerde telefonla görüştüğünü ancak aralarında siyasi bir diyalog ve ittifak olmadığını söyledi. Özel, "Devlet Bey'in Cumhur İttifakına bağlılığı, sadakati, AK Parti'ye verdiği destek ortada. Zaman zaman da bunun altını bir daha bir daha çiziyor. Bizim aramızda benim anladığım normalde en medeni insani bir şey, medeni insani iki siyasetçi arasında olması gereken ilişki var. Tayyip Bey bu kadar acımasız, bu kadar haksız tutumlar takınan birisi olmasa onunla da o ilişkiyi sürdürmek isterdim. Normalleşme denilen süreç de buna işaretti" diye konuştu. 

Bahçeli’nin “Yeni Parti’ye Hazine’den pay aktarılmalı” sözlerini de değerlendiren Özel, “Yasal düzenlemeye muhtaç ama büyük bir haksızlığa işaret etti. Nedir haksızlık? Düşünün yani seçime girmişsiniz şu günkü mevzuata göre 130 kişi. Sen 129'u başka bir partiye geçiyorsun. bir kişi kalıyor. Bütün Hazine yardımı ona gidiyor. Oysaki o seçim başarısı, o örgütlenme yükümlülüğü buraya dair. Ama CHP'den para talep edecek halimiz yok. Devlet Bey böyle bir eşitsizliğe işaret etti. Benim orada aldığım mesaj, Yeni Partiye birçok saldırı vardı. Dedi ki ‘bu kadar halk desteği olan, bu kadar milletvekili olan bir parti önemli bir partidir, değerli bir partidir. Değer görmelidir.’ Bu da önemli bir siyasi tespit ve demokratça bir davranış. Bunu teslim etmem lazım. AK Parti'de yok bu. Devlet Bey bunu yaptı" dedi.

Independent Türkçe

Güncel Haberleri

Kılıçdaroğlu'ndan çözüm sürecine destek: Başarı için dört maddelik yol haritası
84 hâkim ve savcı meslekten çıkarıldı
Öcalan:'Demokratik Cumhuriyet’e sonuna kadar kapı aralanıyor'
Neçirvan Barzani Abdi ve Şara bir araya gelecek
TBMM'de bu hafta: Çerçeve yasa ve yeni düzenlemeler gündemde