Siyasette tam bir kaos döneminin yaşandığı şu günlerde, “butlan zaferi” ile CHP’nin başına dönen Kemal Kılıçdaroğlu cephesinde adeta bahar rüzgarları esiyor.
Peki bu CHP’liler neden seviniyorlar?
Yoksa bizim haberimiz olmadan, memlekette baskın seçim oldu da CHP büyük bir seçim başarısına mı imza attı?
Açıkçası, Türk siyaseti adına çok trajik bir tablo ile karşı karşıyayız. CHP’li değilim ama başta genel başkan Özgür Özel olmak üzere, bütün CHP’lilerin genel merkezden polis nezaretinde yaka-paça dışarı atılmasından bir vatandaş olarak demokrasi adına endişe duyduğumu belirtmem gerekiyor.
Bu çerçevede, Kemal Kılıçdaroğlu’nun güvenlik çemberi içinde zafer kazanmış bir komutan edasıyla genel merkeze girmesi, Kemal Bey adına gerçekten hüzün verici… İnsan yıllarca genel başkanlık yaptığı partiyi böyle bir fotoğrafa mahkum eder mi?
Ayrıca, polis zoruyla çıkarılan o insanlar düşman kuvvetlerinin mensupları filan da değiller…
Meselenin kim haklı ya da kim haksız noktasında değilim. Farz edelim ki Kılıçdaroğlu haklı, öyle olsa bile insan ‘kendi ailesi’ olan CHP’yi bu hallere düşürmez.
Ferasetli bir göz, sadece iktidarın embeddet gazetecilerine baktığında bile kimlerle aynı fotoğraf karesinde yer aldığını rahatlıkla görecektir.
Çünkü dün Kılıçdaroğlu’na en ağır hakaretleri eden, onu itibarsızlaştırmak için yalan rüzgarları estiren iktidar gazetecileri, bugün onu yere göğe sığdıramayarak adeta sevinç şarkıları söylüyorlar.
AK Partililer de her ne kadar butlan konusunda “görmedik, duymadık, bilmiyoruz” politikasıyla sevinçlerini gizlemeye çalışsalar da aslında lisanı hal ile mutlu olduklarını çok da saklayamıyorlar.
Kaldı ki sevinmeleri de son derece normal, en büyük rakibi ve de memleketin birinci partisi paramparça olmuş durumda. Kısacası, ‘büyük ikramiye’ AK Parti’ye çıktığı için onların sevinmesi normal…
Bu tabloda esas anormal olan CHP’lilerin sevinmesi… Herhangi bir siyasi bağlantısı olmayan sokaktaki normal bir insan bile CHP’de yaşanan bu sevinci anlamakta güçlük çekecektir. Çünkü ‘butlan’ meselesi CHP’yi bölen, parçalayan ve toplum nezdinde itibarsızlaştıran bir karardır.
CHP’yi destekleyen, ona gönül veren insanlar kendi partilerinin parçalanmasından mutlu olabilirler mi?
Ortaya çıkan tabloya bakarak söylemek gerekirse, Kılıçdaroğlu ekibi, partide ‘düşman kuvvetleri’nden kurtuldukları için çok sevinçliler, büyük ikramiyenin sahibi olan AK Parti de aynı şekilde çok mutlu…
Ama unutmayalım ki bu baharın, yazın, bir de sonbaharı ve de kışı var…
Son yapılan açıklamaya göre, Kılıçdaroğlu, 900 delegenin imzasıyla yapılan kurultay çağrısına bütün kapıları kapatmış bulunuyor. Diyelim ki bundan sona, Özgür Özel ve onun yanında yer alan bütün vekiller de partiden ihraç edildi, ya sonrası…
İşte o gün, Türkiye, Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu-Mansur yavaş imzasını taşıyan yeni ve güçlü bir partiyle tanışacak demektir. O saatten sonra bin tane CHP olsa bile, tarih hükmünü icra edecektir.
Zaman zaman Türk halkının, genellikle sürü psikolojisiyle hareket ettiği gibi haksız benzetmeler yapılsa da bu halk sabreder, sabreder ama kirlilik dayanılmaz boyutlara geldiğinde ne yapacağını da çok iyi bilir…
Bu rüzgar dindiğinde CHP, tarihin sayfaları arasında en müstesna yerini alır ama bilelim ki AK Parti bugün, açıktan zafer şarkıları söylemese de bu ‘butlan’ kararından ağır yara almış bulunmaktadır.
Her ne kadar Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Ana muhalefet partisi içinde gerilimler bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından, mahkeme salonlarına taşan bu siyasi ve hukuki gerilimlerde yokuz, olmadık ve olmayacağız” dese de toplum butlan meselesini hukuki değil, siyaset mühendisliği olarak değerlendiriyor.
Maalesef Türkiye, ‘hukuk devleti’ olma özelliğini kaybettiği için her alanda olduğu gibi, siyasette de sonu belirsiz bir geleceğe doğru ilerliyor.
Elbette bu sisli atmosfer bitecek ve toplum demokrasi içinde yolunu bulacaktır.
Kimse ‘butlan zaferi’ne güvenerek yanlış hesap yapmasın. Eğer bilmediğimiz başka şeyler yoksa, bu ülkede kimsenin demokrasi dışında bir çıkış yolu yok. Elimizde kalan ‘son demokrasi kalesi’ sandık geldiğinde, millet son sözünü söyleyecektir.