İki kritik bakanlığa iki yeni isim.
Süleyman Soylu’dan, Ali Yerlikaya’dan sonra İçişleri Bakanlığına Mustafa Çiftçi geldi. Mülkiye kökenli ama onunla ilgili en çarpıcı not “Hafızlık yarışmasında Türkiye birincisi” olması. Galiba operasyonlarla dolu, Emniyet’teki yapılanmanın her zaman tartışmalı olduğu bir bakanlıkta bir süre “Hafız” bir bakanın ne yapabileceğini merak etmekle ilgilenecek Türkiye. Tabii ki İçişleri Bakanlığı’nın “Devlet tarafsızlığı” ekseninde icra edilmesi de ayrıca hayati önem taşıyor, bir sınav niteliği arz ediyor. Göreceğiz, diyelim.
Ali Yerlikaya ilgili bir not daha paylaşmak gerekirse, bir kısmı “şov merakı” ile ilintilense de epey bir yasadışı oluşuma operasyon yaptırdığı söylenebilir. Bu süreçte MHP camiasının ayağına bastığı da iddialar arasında. Görevden alınmada bunun etkisi var mı, konuşulacak.
Akın Gürlek… Adalet Bakan Yardımcılığından, yani siyasetin içinden, İstanbul Başsavcılığına geldi, getirildi, şimdi de Başsavcılıktan yine siyasetin içine, Adalet Bakanlığına döndü, döndürüldü. Tabii ki Cumhurbaşkanlığı kararı ile.
Yerlikaya ve Tunç’un bakanlıktan af talebi olmuş, af talepleri kabul edilmiş. Cumhurbaşkanlığı açıklaması böyle.
Akın Gürlek’in “İstanbul Operasyonu” Türkiye siyasi tarihine geçecek nitelik arz ediyor.
İstanbul Operasyonu, hiç şüphesiz yargı eliyle bir siyaset dizaynı niteliği taşıyor. Kendisine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “Git İstanbul’a, İmamoğlu’na, CHP’nin muhtemel Cumhurbaşkanı adayına operasyon yap, istikbalini karart, dolayısıyla benim Cumhurbaşkanlığı hedefimdeki ana engeli ortadan kaldır” yönünde bir talimat verilmiş midir, bunu bilemeyiz. Böyle bir iddiada da bulunamayız. Ancak siyasi vasatın bu istikamette geliştiğini okumak, elifba sökmekten daha zor değildir.
Yargı siyasi alanda da hüküm-fermadır, orada da yanlışlıkları takip eder, yargılar, toplumun hakkını korur.
Ama Yargı, siyaseti dizayn etmez, edemez. Orası, Yargı’ya da meşruiyetini veren milletin hakkıdır.
İstanbul Operasyonu, sonuç itibariyle bir siyaset dizaynına dönüşmüştür. Ana muhalefeti Yargı kıskacında boğma niteliği taşıyan, Ana muhalefetin öne çıkan isimlerini budama hedefi gözlenen bir operasyon özetle… Muhtemel Erdoğan – İmamoğlu karşılaşmasında, İmamoğlu’nun üstünü çizme hamlesi…
Bunu yapmak kolay değildi. Hala da kolay mı – operasyonun hedefine ulaşması kesin midir?- bilinmez. Ama bu zor operasyonu yürütecek nitelikte görülmüş olmalı Akın Gürlek ve İstanbul’a gönderilmiş olmalı. Epey iş yaptı İstanbul’da da, onun için Bakanlığa getirilişinin ödüllendirme olarak okunması tabiidir. “Acaba Türkiye çapında operasyonlar yürütülecek de onun için mi bu görevlendirme yapıldı?” sorusunun sorulması da yadırganmamalıdır.
Yargıya güvenin yerlerde sürünmesinde İstanbul Operasyonunun etkisi ne kadardır ve Akın Gürlek’in bakan yapılması bu etkinin yüzde kaç çarpanı olacaktır, öyle bir soru da var bundan sonraki gündemde.
Yıldızının parladığı günlerde Zekeriya Öz Adalet Bakanı yapılsa yapılabilir miydi ve de biz Türkiye kamuoyu olarak bunu yadırgar mıydık? Bu da bizim siyasette – devlette ne kadar bir sapmayı öngörebiliriz sınavının sorusu…
Cumhurbaşkanı Erdoğan birisini görevden alır, yerine bir başkasını getirirken, kuşkusuz isimlerin yapabilip yapamadıklarını tartıya koyuyordur. Cumhurbaşkanı hüviyetiyle Akın Gürlek’in İstanbul Operasyonuna sahip çıktı bugüne kadar. Yeni göreve atarken de herhalde ülke çapında bir başarı bekliyordur Gürlek’ten…
Gürlek bundan böyle Adalet Bakanı olarak Hakimler Savcılar Kurulu’nun da başkanlığını yürüteceğine göre, Yılmaz Tunç’un tekrarlayıp durduğu “Yargı bağımsızdır” söylemini kendi profiline uygun olarak kamuoyu ile paylaşacaktır. Bizler de yine Türkiye kamuoyu olarak buna canı gönülde inanacağız.
Türkiye, adım adım 2028’e doğru gidiyor. Bu, yeni bir Cumhurbaşkanlığı seçimi sath-ı mailidir. İstanbul Operasyonu sahayı tesviye etmeye - düzlemeye yetmemiş olabilir mi? Ana muhalefete ilişkin “Mutlak butlan dosyası” açık duruyor galiba. Özgür Özel de çok ileri gitti nitekim. Bu kadar öfke fazla. Mansur Yavaş var daha… Cumhurbaşkanlığı gibi bir makam, bu yetkilerle bir CHP’liye verilir mi? Gözü kara işler yapmak lâzım.
Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır!Çetin tartışmalar bekliyor Türkiye’yi…
Özgür Özel’in miting enerjisi tükeninceye kadar devam edecek anlaşılan iktidarın operasyonları…
Adalet ve İçişleri bakanlıkları biraz “Devlet ağırlığı” taşır, devletin vatandaşla ilişkisinde güven alanı olarak kabul edilir. İçişleri Bakanlığında Süleyman Soylu bu izlenimi tartışılır hale getirmişti, Adalet Bakanlığında şimdi Akın Gürlek ismi de bir hayli tartışılacaktır. Ama İstanbul Operasyonu ile zaten göze alınmıştı Yargının tartışılması… Anlaşılan Yılmaz Tunç’un profili kâfi gelmedi yeni dönem için, başka isim de bulunamadı az tartışma getirecek ya da daha çok güven duyulacak ki Gürlek tercih edildi.
Bu tercih Cumhurbaşkanı Erdoğan için hayırlı olur mu, Akın Gürlek için hayırlı olur mu, Yargı camiası için hayırlı olur mu ve tabii Türkiye için hayırlı olur mu, yaşayıp göreceğiz.
Dün Meclis’te yaşanan yemin töreni Akın Gürlek’li bir Adalet Bakanlığının üreteceği gerilimin de işareti olmuş olmalıdır. Vatana millete hayırlı olsun!