BM’den 'Halep' açıklaması: Kürtler her koşulda korunmalıdır

.

BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock, Halep ve çevresinde Kürtlere yönelik saldırılar ve toplu göç raporlarının ellerine ulaştığını belirterek; "İnsan hakları Kürt, Hristiyan ya da Müslüman ayrımı yapmaz, sorumlulardan hesap sorulmalı" dedi.            

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock, Suriye’de tırmanan gerilim ve özellikle Halep bölgesindeki çatışmalara ilişkin Rûdaw muhabiri Namo Abdulla’nın sorularını yanıtladı.

Baerbock, bölgedeki insani krizin ulaştığı boyutlardan haberdar olduklarını ve uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı. 

"100 bin kişi yerinden edildi"         

Rûdaw muhabirinin, "Dünyanın IŞİD’i yenmek için güvendiği Kürt güçlerine bugün radikal gruplar saldırıyor ve 100 binden fazla insan göç etmek zorunda kaldı. Dünyanın onlara karşı ahlaki bir borcu yok mu?" sorusuna yanıt veren Baerbock, insan haklarının bölünmezliğine dikkat çekti.

Baerbock, "Hangi gruptan bahsettiğimizin bir önemi yok; Kürt, Hristiyan, Müslüman ya da Arakanlı olsun, her birey hak ihlallerine karşı sessiz kalınmama hakkına sahiptir. Halep ve çevresinden gelen raporlar, Kürt halkının toplu göçünü ve sivillerin hedef alındığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.   

"Bağımsız mekanizma ve medya erişimi şart"   

Bölgedeki dezenformasyona karşı uyarılarda bulunan BM Genel Kurulu Başkanı, sahadaki gerçeklerin tespiti için acil erişim çağrısında bulundu.

 Baerbock, "Birleşmiş Milletler’in ve medyanın bölgeye girmesi hayati önemdedir. Sorumlulardan hesap sorabilmek için bağımsız bir denetim mekanizmasına ihtiyacımız var" dedi.

Suriye hükümetine "koruma" çağrısı          

Siyasi çözümün kapsayıcı olması gerektiğini savunan Baerbock, Suriye hükümetinin ve yetkililerin tüm etnik bileşenleri koruma sorumluluğu altında olduğunu hatırlattı.

Baerbock konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Suriye öncülüğündeki barış süreci, ülkedeki tüm etnik ve dini grupları kapsamalıdır. Siviller, özellikle de şu an hedefte olan Kürt nüfus, her koşulda korunmalıdır. Tüm tarafları derhal müzakere masasına dönmeye çağırıyorum."  

Rûdaw: Bu konferans için çok teşekkürler Sayın Başkan. Geçtiğimiz birkaç gün içinde Suriye’deki İslami silahlı grupların, dünyanın terör örgütü IŞİD’i yenmek için güvendiği Kürt güçlerine saldırdığını gördük ki onlar bu mücadeleyi verirken siz Dışişleri Bakanıydınız. BM’ye göre Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde 100 binden fazla kişi yerinden edildi. Az önce bir Holokost kurtulanının, "Kötülük, iyi insanlar hiçbir şey yapmadığında galip gelir" sözüne atıf yaptınız. Benim sorum şu: Kürt halkının IŞİD’a karşı savaşta verdiği bedeller göz önüne alındığında, dünyanın bugün onlara sırtını dönmemek gibi ahlaki bir görevi olduğunu düşünüyor musunuz? Teşekkürler.  

BM Genel Kurulu Başkanı: Güzel, az önceki konuşmamızda da belirttiğim gibi -ki bunun şu an çok daha önemli olduğunu düşünüyorum- insan hakları ve insanlık birbirinden ayrılamaz. Bu, hangi milletten veya gruptan bahsettiğimizin bir önemi olmadığı anlamına gelir; Kürt, Hristiyan, Müslüman, Arakanlı (Rohingya) veya başkaları olsun fark etmez. Bu yeryüzündeki her birey, insan hakları ihlalleri yaşandığında bizim sessiz kalmamamız, gözümüzü kapatmamamız ve sorumlulardan hesap sormamız hakkına sahiptir.

Karşılaştığımız zorluk, özellikle de burada, New York’taki bir binada otururken, her zaman sahada olmamamızdır. Daha önce sosyal medya ve yeni teknolojiler hakkında olumlu olarak söylediklerimin bir de karanlık tarafı var. Buradaki kürsüden, dünyanın başka bir yerinde ne olup bittiğine dair hemen hüküm veremem; zira maalesef bazı kişilerin olayları olduğundan farklı gösterdiğine çok kez şahit olduk.

İşte tam da bu yüzden, bağımsız bir mekanizmaya sahip olmamız çok önemli. İnsan haklarını savunmanın ilk adımı, uluslararası kuruluşların bölgeye ulaşmasıdır. BM’nin ve medyanın neler olup bittiğini raporlamak için bölgeye erişimi sağlanmalı ki insanlardan hesap sorabilelim.

Ben sadece Genel Sekreter ve diğer BM organları tarafından dile getirilen hususları vurgulayabilirim. Halep ve çevresindeki duruma gelince; Kürt halkının yerinden edildiğine dair raporlar bize ulaştı. Sivillere yönelik saldırılar düzenlendiğini gördük.

Kuşkusuz Kürtleri de kapsayan sivil halk, her koşulda korunmalıdır ve ben tüm tarafları şiddetle müzakere masasına dönmeye çağırıyorum. Geçtiğimiz günlerde gördüklerimiz şunu gösteriyor: Suriye öncülüğündeki barış süreci, daha önce de söylediğim gibi, Suriye’deki tüm grupları ve tüm etnik bileşenleri kapsamalıdır. Elbette yetkililer, hükümet ve Suriye Devlet Başkanı, sadece tüm grupların barış sürecine dahil edilmesini sağlamakla değil, aynı zamanda Suriye içindeki tüm halkın korunmasını sağlamakla da sorumludur."  

RUDAW

Dünya Haberleri

Birçok AB ülkesi vatandaşlarına İran'ı terk etmeleri için çağrı yaptı
Siyonist Netanyahu Hermon Dağı’nda: 'Suriye’nin güneyinden çekilmiyoruz'
NYT: ABD'nin İran'a olası saldırısı günler sonra olacak
ABD, Venezuela petrolünün satışına resmen başladı
G7 ülkeleri: İran'a karşı kısıtlayıcı ek tedbirler almaya hazırız