Her insanın sevenleri olduğu kadar hakkında olumlu düşünmeyenleri de olabilir. Siyasete bulaşmışlar, özellikle lider konumunda bulunanlarda, sevmeyenlerin, nefret edenlerin sayısı artar…
Donald Trump ikinci başkanlık döneminde kendisinden önceki bütün başkanları bu alanda geride bırakmış görünüyor…
ABD vatandaşlarını ayrımcılığa tabi tuttuğu gibi, yabancı ülkeleri aşağılayan bir üslubu da var ve bundan ABD’nin müttefiki ülkelerin yöneticileri de nasiplerini alıyor…
Kanada ve Avustralya başbakanlarını, Avrupa ülkeleri liderlerini, 1,5 milyarlık Katolik Alemi’nin lideri Papa Leo’yu cevap vermek zorunda bıraktı Trump…
Bu arada, 2. Dünya Savaşı sonrası ‘yeni dünya düzeni’ni çöplüğe gönderme iddiası da unutulmamalı.
İşgalci Rusya’ya karşı direnen Ukrayna’yı Vladimir Putin’in insafına terk ettiği gibi, hukukçuların ‘soykırım’ teşhisinde bulundukları İsrail’in Gazze’deki operasyonuna destek çıkmasına ek olarak şu sıralarda da İsrail’in başlattığı İran’la savaşa da ülkesini fiilen sokmuş bulunuyor Trump.
Venezuela’nın devlet başkanı Nicolas Maduro’nun bir gece yarısı operasyonuyla kaçırılıp ABD’ye getirilmesi de Trump’ın işi…
Düşmanları, nefret edenleri çok sizin anlayacağınız…
Daha önce iki kez suikast girişimlerine maruz kalmış ABD başkanının önceki akşam katıldığı başkent Washington’daki bir etkinlikte, tepeden tırnağa silahlı biri, otelin lobisinde fark edilerek niyetini hayata geçirmesine imkan verilmeden derdest edildi.
Yalnızca Trump yoktu etkinlikte, yardımcısı JD Vance, savaş bakanı Pete Hegseth başta olmak üzere yönetiminde yer alan diğerleri de oradaydı.
Kişilik özellikleri dikkate alındığında Trump’a ve kadrosuna karşı suikast girişimleri yaşanması beklenen bir gelişme sayılmalı.
Özellikle ABD’nin kozmopolit bir nüfus yapısına sahip olduğu düşünüldüğünde…
Sıkı sıkıya korunuyor Trump. Nitekim, son girişim sırasında suikastçının otelin içerisine girebilmesini alınan güvenlik önlemlerinin yetersizliğine bağlayan ilk yorumlar sonradan dile getirilmez oldu.
Vazgeçilmesi doğal; çünkü üzerinde ‘Israeli Defence Forces’ (İsrail Savunma Güçleri) yazan ve İsrail ordusunun arması da bulunan tişörtlü suikastçı daha ilk adımında yakalandı.
Yakalayanlar, herhalde suikastçı Cole Tomas Allen’in üzerindeki tişörtle bir fotoğraf vermesini önlemek için, ilk iş olarak, adamın İsrail’i akla getirebilecek tişörtünü çıkarttılar…
Adamın medyada yer verilen fotoğrafları ya üstü çıplak ya da önceden çekilmişlerden ibaret…
Ölümlü eylemlere girişenler, eylem sonrasında okunmak üzere -genellikle- amacını açıklayıcı bir manifesto hazırlar. Allen’in de öyle bir manifestosu var; gecenin ev-sahibi olan derneğin başkanı onu okumaya başlayınca Trump’tan azar işitti.
Medyanın bilinmesine istekli görünmediği yazılı metin şöyle:
“Amerika Birleşik Devletleri vatandaşıyım. Temsilcilerimin yaptıkları beni de yansıtır. Ve artık bir pedofilin, tecavüzcünün ve hainin ellerimi kendi suçlarıyla kirletmesine izin vermeyeceğim. […] Bir başkası zulme uğrarken öbür yanağını çevirmek Hristiyan bir davranış değildir; bu, zalimin suçlarına ortak olmaktır.”
Görüldüğü üzere, arada […] ile atlanılan bir bölüm var ve ben manifestonun ancak yukarıda yer verdiğim kadarına ulaşabildim.
İngilizce ‘staged’ sözcüğü, kurgulanmış, sahneye konmuş demek… Bir tür ‘tiyatro’ yani…
Trump’a suikast girişiminde bulunulduğu işitilir işitilmez, Elon Musk’ın X platformunu mesajları için kullanan Amerikalıların büyük çoğunluğu o sözcüğü paylaşmaya başladılar.
Yüzbinlerce kez kullanıldı o sözcük…
Seçim kampanyası sırasında Pensilvanya eyaletinde kalabalıkların karşısına çıkan Trump, meydanı gören bir binanın çatısına saklanmış Thomas Matthew Crooks adlı gencin açtığı ateşle kulağından yaralanmıştı. Gizli servis ateş açılana kadar beklemiş, ardından genci öldürmüştü.
“Trump’ın ikinci kez seçimi kazanmasında neler kendisine yardımcı oldu?” sorusuna cevap arayanlar, ilk sıraya, o başarısız girişimi koymaktalar…
İlk kez o suikast girişimi vesilesiyle kullanılmıştı ‘staged’ sözcüğü…
Başkent Washington’da Cumartesi akşamı sahnelenen yeni girişim sırasında, silah sesleri işitildiği ve etraftaki herkes masaların altına saklanma çabasına girdiğinde, bazılarının yerlerinden kımıldamadan yemeye devam ettiği görüldü.
Sonunda hiçbir şey olmayacağını biliyormuş gibi…
Ya da bekliyormuş gibi…
Girişimin yaşandığı Washington Hilton Oteli’ndeki etkinlik, görevleri Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin geleneksel yıllık balosuydu. Bir gazetecilik etkinliği yani.
Gelmiş geçmiş en keskin medya karşıtı başkanın bir gazetecilik etkinliğine katılıyor olması tepkilere yol açtı.
Trump ilk döneminde davet edildiği halde her yıl yapılan baloya gelmemişti.
Davetlilerden bazıları onun bu defa geleceğini öğrenince geceye katılmayacaklarını açıkladılar.
Otelin dışarısı protestolara sahne oluyordu ki, birden bire içeriden silah sesleri gelmeye başladı…