Devlet Bahçeli şöyle diyor: “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız net.” Köklü ve hızlı bir demokratikleşme çağrısı. Kararlı bir çözüm duruşu. Bahçeli’nin dünkü çıkışını bu sözlerle özetlemek mümkün. Kamuoyunda “kardeşlik süreci” olarak anılan süreç, kısa bir kriz döneminin ardından yeniden canlanmış görünüyor. Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki gerilim, Türkiye’ye de yansımıştı. Suriye’de tarafların imzaladıkları son mutabakatların tansiyonu düşürdüğü söylenebilir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu çerçevede yaptığı açıklamada, “Her adım bizim için makul ve makbuldür. (…) Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan da Diyarbakır’daki barış yürüyüşünde yaptığı konuşmada “Anlaşmayı olumlu buluyoruz” dedi ve kaygılarını dile getirdi. “Kürtler demokrasi istiyor, eşitlik istiyor. Kürtler hakkını, hukukunu istiyor. HTŞ yönetimi şunu da çok iyi görsün: Kürtler Suriye’nin demokratik bir parçası olmak istiyor. Ama hakkıyla, ama kimliğiyle, ama statüsüyle birlikte. Eğer Suriye rejimi 30 Ocak’taki anlaşmaya uyar, bunu doğru bir zeminde hayata geçirirse başta Suriye olmak üzere Orta Doğu kazanır, Türkiye kazanır, hepimiz kazanırız.” Bu mutabakatlarla, taraflar, ateşkesi sağladı. SDG unsurlarının Suriye devlet yapılarıyla kademeli biçimde entegrasyonu konusunda uzlaşıya varılmış durumda. ABD ve Batılı ülkeler bölgede sorunların çözümü için, devletleri muhatap almak istiyor. Bağımsız örgüt yapılarının anarşiye yol açtığını düşünen Amerika, bu yapıların, eğer muhatap alınmak istiyorlarsa, devletlere entegre olmalarından yana.
ABD’nin “uzlaşma ve çözümü devlet çatısı altında kurumsallaştırma” ısrarı, SDG üzerinde ek bir baskı unsuru oluşturuyor. Öte yandan, ABD, Şam’ı da SDG’ye taviz vermeye zorluyor. SDG’nin Suriye Devleti’ne entegrasyonu için, yerel yönetimleri güçlendiren sistemi gerekli görüyor. Suriye’deki bu gelişmeler, Türkiye’nin iç politikasını, doğrudan etkiliyor. “Kardeşlik süreci” kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan komisyon, sahadaki olumlu gelişmelerin ışığında yeniden toplanıyor. Bahçeli’nin Meclis grup konuşmasında dile getirdiği “Biz de gereğini yapmalıyız” vurgusu önem kazanıyor. Hukuk sisteminin işlemesi ve mahkeme kararlarının uygulanması konusundaki ısrar, sürecin yalnızca söylem düzeyinde kalmayacağına dair güçlü bir işaret.
Selahattin Demirtaş dosyası, kayyım uygulamaları ve görevden uzaklaştırılan yerel yöneticilerin durumu gibi konular, sürekli ertelenen vaatler olmaktan çıkarılıp somut adımlarla ele alınabilecek mi? Göreceğiz. Bu süreç, Türkiye’nin demokrasi yolculuğunun temel öğelerinden biri. Toplumda önemli bir birikim ve beklenti oluşmuş durumda. TBMM’de tüm partilerin katılımıyla meselenin ele alınması, başlı başına değerli. Önemli olan ise bu iradenin, hukukla, kurumlarla ve sahadaki gerçekliklerle uyumlu, kalıcı bir takvime dönüşmesi.