DEVA Partisi lideri Babacan, fon dolandırıcılığının en az iki yıldır iktidarın bilgisi dahilinde olmasına karşın adım atılmadığını belirterek sürecin arkasında "şebeke, siyaset ve bürokrasi"den oluşan bir şer üçgeni bulunduğunu söyledi. Böylesi devasa bir soygunun sistemli bir himaye olmadan sürdürülemeyeceğini vurgulayan Babacan, "Bu kadar büyük bir dolandırıcılığın bu kadar uzun süre devam etmesi; ancak ve ancak siyasi iktidar içinden ve bürokrasiden sağlanan destekle mümkün olabilir" dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşmada, borsa ve yatırım fonları üzerinden gerçekleştirilen manipülasyon iddialarını sert bir dille eleştirdi. Olayın sıradan bir "piyasa dalgalanması" veya "kriz" olarak geçiştirilemeyeceğini vurgulayan Babacan, meselenin doğrudan organize bir dolandırıcılık faaliyeti olduğunu ifade etti.
"BUNUN ADI FON KRİZİ DEĞİL, FON DOLANDIRICILIĞIDIR"
Olayın adının doğru konulması gerektiğini vurgulayan Babacan, hükümet yetkililerinin daha önce yaptığı açıklamalara dikkat çekerek sürecin kronolojisini paylaştı:
"Hiç kimse buna ‘fon krizi’ deyip de meseleyi basitleştirmeye kalkmasın; bunun adı 'fon dolandırıcılığı'dır. Adalet Bakanı ne diyor? ‘Bu mesele bize 2025’in Şubat ayında gelmişti’ diyor; yani 19 ay önce. Hazine Bakanı 2025’in Kasımında, yani 10 ay önce bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını bildiklerini söylüyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı arkadaşlarının kendilerini uyardığını itiraf ediyor. Bu isimlerin üçü de doğrudan Sayın Erdoğan’a bağlı. Demek ki sorun en üst makamlara taşınmış, demek ki bu vurgun bir gecede ortaya çıkmamış. En az iki yıl önce bildirilmesine rağmen aylarca kimse kılını kıpırdatmadı."
"MÜDAHALE İÇİN MSCI TEHDİDİ Mİ BEKLENDİ?"
Denetleyici ve düzenleyici kurumların görevini yapmadığını savunan Babacan, operasyonların ve incelemelerin ancak uluslararası baskı üzerine başlatıldığını öne sürdü:
"Ne zaman ki MSCI Türkiye’yi 'Borsanızı dünya piyasalarında bir alt lige düşürürüz' diye uyardı, işte o zaman birileri harekete geçmek zorunda kaldı. Şimdi soruyorum: Madem biliyordunuz, yüz binlerce vatandaşın soyulmasına niçin göz yumdunuz? Yangın küçükken neden söndürmediniz? Başta Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul olmak üzere denetim kurumlarına soruyorum; eliniz armut mu topluyordu, elinizi kolunuzu kim bağladı?"
"SPK’NIN IBAN AÇIKLAMASI SUÇA TEŞVİKTİR"
Babacan, SPK’nın haksız kazanç sağlayanlara yönelik yürüttüğü iade mekanizmasına ve paylaşılan IBAN uygulamasına da sert tepki gösterdi. Yargı ve hukuk devleti ilkelerinin çiğnendiğini belirten Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"SPK bir IBAN numarası verip 'Fazla kazandığını düşünen varsa getirsin buraya parasını iade etsin' diyor. Böyle bir hukuk anlayışı olamaz. Bu yaklaşım, ‘Çalabildiğiniz kadar çalın; yakalanmazsanız sizindir, yakalanırsanız iade edersiniz, biter’ demektir. Bu açıkça hırsızlığa ve dolandırıcılığa teşviktir."
"MAĞDUR SADECE FON YATIRIMCISI DEĞİL, 86 MİLYON VATANDAŞ"
Güven kaybının sermaye piyasalarında kalıcı hasara yol açtığına işaret eden DEVA Partisi lideri, krizin maliyetinin tüm topluma yansıyacağını belirtti:
Sermaye Piyasaları: Güven zedelendiği için dürüst şirketler, diğer fonlar ve halka açık şirketlerin hâkim ortakları doğrudan etkilendi.
Yabancı Kaynak Girişi: Piyasaya duyulan güven onarılmadığı sürece ülkeye yeni finansman girişi durma noktasına gelecek.
Makroekonomik Yük: Güvensizlik ortamının getirdiği yüksek risk primi; yüksek enflasyon ve yüksek faiz sarmalı olarak 86 milyon vatandaşın sırtına yüklenecek.
ERDOĞAN’A ÇAĞRI: "SAMİMİYSENİZ İKİ YASAYI DEĞİŞTİRİN"
Yolsuzlukla mücadelede somut adım atılması çağrısında bulunan Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iki temel yasal düzenlemeyi adres gösterdi:
Kamu İhale Kanunu’nun uluslararası standartlara uygun biçimde baştan aşağı yenilenmesi,
İmar Rantları Kanunu’nun ivedilikle yasalaşması.
Babacan, bu iki düzenleme hayata geçirilmediği müddetçe ne merkezi yönetimde ne de yerel yönetimlerde rant ve yolsuzluk zincirinin kırılamayacağını vurguladı.
"ENFLASYONU DÜŞÜRME GÖREVİ YARGIYA VERİLEMEZ"
Hükümetin ekonomi yönetimini ve piyasa denetimlerini de eleştiren Babacan, enflasyonla mücadelenin polisiye tedbirlerle yürütülemeyeceğini söyledi:
"Patlattıkları enflasyonu tek haneye indirmeyi beceremediler. Vatandaş bir yıl sonra dahi enflasyonun yüzde 45 seviyesinde kalacağını düşünüyor. Tavukçulara, zerzevatçılara zabıta veya yargı operasyonu yaptırarak enflasyonu düşüreceklerini sanıyorlar. Bu ülkede Rekabet Kurulu ve Ticaret Bakanlığı ne iş yapıyor? Fiyatları suni biçimde artıran karteller varsa bunlarla mücadele idarenin işidir. Yargı denetler, yönetemez; enflasyonu düşürme görevi yargıya havale edilemez."