AK Parti’nin kurucu isimlerinden Arınç, partisinin 25 yıllık serüvenini değerlendirirken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin revize edilmesi gerektiğini söyledi. AK Parti’ye “kuruluş ilkelerine dönme” çağrısı yapan Arınç, “Sistemi düzeltin, ehliyete, liyakate, istişareye önem verin” dedi. Arınç, KKM’den Gezi Parkı eylemlerine, Ergenekon davalarından Türkiye’nin dış politika yönelimine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
AK Parti’nin kurucularından eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, BBC Türkçe’ye verdiği kapsamlı röportajda partisinin kuruluşundan bugüne geçirdiği dönüşümü anlattı. AK Parti’den ayrılmayı düşünmediğini vurgulayan Arınç, buna karşın parti yönetimine ve mevcut hükümet sistemine yönelik eleştirilerini sürdürdü.
Arınç, “Burası bizim yuvamız” dediği AK Parti’nin kuruluş ilkelerine yeniden dönmesi gerektiğini savundu. Partide kalacağını belirten Arınç, “Hiçbir zaman muhalif olmayacağım ama eleştiri hakkımı da sonuna kadar kullanacağım” ifadelerini kullandı.
‘SİSTEMİ DÜZELTİN, EHLİYETE, LİYAKATE, İSTİŞAREYE ÖNEM VERİN’
Arınç’ın en dikkat çekici değerlendirmelerinden biri Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin oldu.
Mevcut sistemin revize edilmesi gerektiğini söyleyen Arınç, Cumhurbaşkanı’nın çok geniş yetkilere sahip olduğunu belirterek karar alma süreçlerinde daha güçlü denetim ve istişare mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu savundu.
Arınç şöyle konuştu:
“Şu anda cumhurbaşkanımız her şeyi yapabilecek güçte ve kudrette. Ama Amerika’da mesela bir büyükelçi atamasını bile Senato’dan geçirmek zorunda.”
Karar süreçlerindeki aksamalara da işaret eden Arınç, “Sistemi düzeltin, ehliyete, liyakate, istişareye önem verin, iyice araştırın” çağrısında bulundu.
Arınç ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile müsteşarlıkların kaldırılmasını da eleştirdi ve müsteşarlıkları “bakanlıkların hafızası” olarak tanımladı. AYM ve AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini de söyledi.
‘İSTİŞARE ETTİĞİMİZ HALLERDEN ÇOK UZAKLAŞTIK’
AK Parti’nin ilk dönemindeki karar alma süreçleriyle bugünü karşılaştıran Arınç, partide kolektif aklın zayıfladığı görüşünü dile getirdi.
“O günkü birlikte karar almak veya kolektif akıl dediğimiz, en azından çok önemli konuları istişare ettiğimiz hallerden çok uzaklaştık” diyen Arınç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğun yetki ve sorumluluk yükünün de sorgulanması gerektiğini söyledi.
Arınç, “Bir insan keşke yetki ve sorumluluk vererek işleri taksim etse” ifadelerini kullandı.
AK PARTİ İKTİDARINI İKİ DÖNEME AYIRDI
Arınç, AK Parti iktidarını temel olarak iki döneme ayırdı.
2013’e kadar olan dönemi öven Arınç, Erdoğan’ın başbakanlık yılları için “Tayyip Bey’in başbakanlık dönemi muhteşemdir” değerlendirmesinde bulundu.
Sağlık, ulaşım ve diğer kamu hizmetlerinde büyük ilerleme sağlandığını savunan Arınç, Avrupa Birliği standartları, Kopenhag ve Maastricht kriterlerinin de dönemin temel referanslarından olduğunu söyledi.
Arınç’a göre 2013’ten sonra ise parti önce durağanlaştı, ardından “nispeten düşüşe geçti”.
Bu süreçte Gezi Parkı eylemleri, çözüm sürecinin sona ermesi, Suriye’de yaşanan gelişmeler, Gülen yapılanmasıyla yaşanan çatışma ve 15 Temmuz darbe girişiminin hükümetin dengesini bozduğunu savundu.
GEZİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN SÖZLER: ERDOĞAN İÇİN TRAVMA OLDU
Arınç, Gezi Parkı protestolarının Erdoğan üzerinde büyük etkisi olduğunu da söyledi.
“Bu tabii Sayın Başbakanımız için bir travma oldu” diyen Arınç, Erdoğan’ın protestoları bir kalkışma olarak gördüğünü belirtti.
Ancak Arınç, Gezi’nin başlangıç aşamasıyla sonraki sürecin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.
İlk eylemlerde “iyi insanların” bulunduğunu söyleyen Arınç, Gezi Parkı’nın korunmasını isteyen üniversite öğrencileri ve entelektüellerin başlangıçta hükümetle siyasi bir problemi olmadığını, eylemlerin sert biçimde bastırılmak istenmesinin olayların büyümesine yol açtığını söyledi.
ERGENEKON SAVUNMASINA İTİRAZ: ‘BİZ HİÇBİR ZAMAN HOŞ KARŞILAMADIK’
Arınç, Ergenekon ve benzeri davalara ilişkin dönemin AK Parti iktidarına yöneltilen eleştirilere de cevap verdi.
Hükümetin bu davalardaki uygulamaları desteklediği değerlendirmesini reddeden Arınç, Genelkurmay Başkanı ve çok sayıda askerin tutuklanmasına kadar varan süreçten rahatsız olduklarını savundu.
Arınç, bazı darbe girişimi iddialarının soruşturulmasına kimsenin karşı çıkmayacağını ancak bunların yanına başka unsurlar eklenmesini “hiçbir zaman hoş karşılamadıklarını” söyledi.
KKM ÜZERİNDEN ‘KUL HAKKI’ TEPKİSİ
Arınç, ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerinde ise Kur Korumalı Mevduat’ı örnek gösterdi.
“Son zamanlarda benim en çok üzüldüğüm şey kul hakkının çiğnenmesidir” diyen Arınç, siyasi kararların milyonlarca insanı mağdur etmesi halinde yöneticilerin bunu düzeltmesi ve toplumdan helallik istemesi gerektiğini söyledi.
KKM üzerinden örnek veren Arınç, “Bu KKM sebebiyle acaba 86 milyonun 60 milyonu zarar görmüş müdür? Birisi ‘Görmüştür’ diyebilir” dedi.
Arınç, yanlış bir kararın görülmesi halinde yapılması gerekenin bunu düzeltmek ve “hakkınızı helal edin” demek olduğunu savundu.
‘BİZİM ŞANGAY’LA MANGAYLA NE İŞİMİZ VAR?’
Arınç, Türkiye’nin dış politikadaki yönelimine ilişkin de dikkat çekici ifadeler kullandı.
Avrupa Birliği hedefinin Türkiye’ye dünyada itibar kazandırdığını söyleyen Arınç, AB ile ilişkilerin yeniden canlandırılması gerektiğini savundu.
Türkiye’nin Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler geliştirmesine karşı olmadığını belirten Arınç, ancak Şanghay İşbirliği Örgütü gibi yapılara üyelik arayışına tepki gösterdi:
“Bizim Şangay ile mangayla bilmem neyle ne işimiz olabilir? Ne tarihte olmuş ne bundan sonra olabilir.”
Arınç, böyle bir yönelimin Türkiye açısından “eksen değişikliği” şeklinde algılanabileceğini söyledi.
‘İLKELERİMİZE GERİ DÖNECEĞİZ’
Arınç, AK Parti’nin geleceğine ilişkin temel önerisini ise “kuruluş ilkelerine dönüş” olarak açıkladı.
“İlkelerimize geri döneceğiz. Tek yapacağımız şey bu” diyen Arınç, partinin kuruluşundan itibaren yanında bulunan isimleri yeniden kucaklaması gerektiğini söyledi.
Partinin geçmişini anlatan videolarda yalnızca Erdoğan’ın öne çıkarılmasını da eleştiren Arınç, AK Parti’nin kuruluşunda Abdullah Gül, Ali Babacan ve kendisi dahil çok sayıda ismin rol oynadığını hatırlattı.
“Tarihi tersine çeviremezsiniz kardeşim. Orada ben de varım. Orada Abdullah Bey de var. Orada yeri gelmiş Ali Babacan da var” diyen Arınç, “Yola beraber çıktıklarınızı unutmayacaksınız” ifadelerini kullandı.
ERDOĞAN SONRASI ADAY İÇİN ÜÇ KRİTER
Arınç’a Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olmaması halinde nasıl bir ismin Cumhurbaşkanı adayı olması gerektiği de soruldu.
İsim vermeyen Arınç, adayda üç özellik aranması gerektiğini söyledi: Siyasette karşılığının bulunması, seçimi kazanabilecek durumda olması ve ülkeyi nasıl yöneteceğine ilişkin güçlü bir vizyon ortaya koyması.
Arınç, bu üç kriteri karşılayan bir adayın Erdoğan tarafından destekleneceğini düşündüğünü belirtti.
‘HAYATIMIN EN DOĞRU İŞİNİ YAPTIM’
Tüm eleştirilerine rağmen AK Parti’ye bağlılığını sürdüren Arınç, röportajın sonunda partisinin kuruluşunda yer almaktan pişman olmadığını söyledi.
“AK Parti’yi kurmakla, AK Parti’de görev almakla, AK Parti’yi savunmakla, beğenmekle hayatımın en doğru işini yaptım” diyen Arınç, partinin yeniden kendi içinden doğabileceğini savundu.
“Bütün bunlar yaşanır, bir toplum hayatında yaşanabilir ama biz kendi içimizden yeniden doğarız” ifadelerini kullandı.